0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
79
Okunma
Cenaze günü ortalığı ayağa kaldıran o ses
beni kaldırmadı.
Herkesin feryadı göğe yükselirken
ben olduğum yere çöktüm kaldım.
Çünkü insan evladını toprağa verirken
ayağa kalkamaz…
Dizlerinin bağı çözülür,
omurgası kırılır,
nefes almak bile izinsizmiş gibi gelir.
O gün bağırmadım,
çünkü içimde kopan fırtınanın sesi
hiçbir ağıda sığmazdı.
Ağlamadım sananlar oldu,
oysa ben içimden bin kere gömdüm kendimi.
Sen giderken kalbim de seninle indi mezara,
üstüme toprak atılmış gibi yaşadım o günden sonra.
Cenazende kalabalık vardı,
ama benim dünyam bomboştu.
Omzuma dokunan eller teselli etmedi,
söylenen sözler kulağıma bile varmadı.
Bir tek sen vardın aklımda,
bir tek senin yüzün…
Ve “kalk” dediler bana,
ben sensiz nasıl kalkılır bilmiyordum.
O günden sonra takvimler yürüdü,
ama benim zamanım yerinde saydı.
Sabah oldu dediler,
benim için gece hiç bitmedi.
Güneş doğdu dediler,
içimdeki karanlık seni bulamadığı için
aydınlanmadı.
Herkes “alışılır” dedi,
hangi acıya alışılır ki
evladın yokluğuna?
Bu alışmak değil,
canın yanarken nefes almayı öğrenmek.
Yaşamak dedikleri
acıyla aynı yastığa baş koymak.
Sesini duymadığım her gün
bir parçam daha sustu.
Kapı her çaldığında
“belki sensindir” diye irkildim,
sonra yine yere yığıldım.
Mezarına gidiş gelişlerim
dünyayla aramdaki tek yol oldu.
Can parçam,
sen giderken ben eksildim.
Gülüşüm yarım,
dualarım yaralı,
kalbim kırık bir saat gibi
hep aynı yerde duruyor.
Herkes ileri giderken
ben senin adında takılı kaldım.
Biliyor musun,
insanlar zamanla iyileşir sanıyorlar.
Oysa ben her geçen gün
sana biraz daha yaklaşıyorum acıyla.
Yaralar kabuk bağlamıyor,
sadece kanamayı içe çeviriyor.
Kimse görmüyor diye
acı dinmiyor.
Geceleri senin adını
sessizce söylüyorum,
duymasınlar diye yutuyorum gözyaşımı.
Bir anne evladının adını
fısıldayarak anıyorsa
bil ki bağıracak gücü kalmamıştır.
Benim çığlığım sessizlik oldu.
Bazı sabahlar aynaya bakıyorum
ve kendimi tanıyamıyorum.
Gözlerimde sen yoksun,
o yüzden ışık yok.
İnsan evladını kaybedince
kendini de kaybediyormuş,
bunu senden sonra öğrendim.
Herkes “güçlüsün” diyor,
ama bu güç değil oğlum.
Bu sadece çaresizlik.
İçin paramparçayken
ayakta durmaya çalışmak.
Ben güçlü değilim,
senin hatırın için yaşıyorum.
Cenaze günü ayağa kalkamadım ya…
Aslında hâlâ kalkamadım.
Yürüdüğümü sanıyorlar,
oysa ben her adımda
senin yokluğuna basıyorum.
Toprak sert değilmiş,
evlat acısı daha sertmiş.
Artık biliyorum;
evlat acısının yas tutanı olmaz.
Bu acının sonu yok.
İlk günkü gibi taze,
ilk anki gibi yakıcı.
Zaman geçmez,
sadece insan susmayı öğrenir.
Ben sustum…
Ama içimde senin adın
hiç susmadı.
İnsanlar “hayat devam ediyor” diyor ya,
benim için hayat
sende durdu.
Devam eden tek şey
özlem,
hasret
ve içimde dinmeyen yangın.
Ne alışabildim
ne kabullendim.
Bir anne evladının yokluğunu
kabul etmez…
Sadece katlanır.
Can parçam,
eğer bir gün beni gerçekten ayakta görürlerse
bil ki o gün sana gelmişimdir.
Çünkü beni ne sela kaldırdı
ne kalabalık
ne zaman…
Beni ancak sen kaldırırsın.
Ben buradayım oğlum,
yarım, eksik, sessiz…
Ama hep senin anneyim.
Nefesim yettiğince seni özleyeceğim,
nefesim bittiğinde
sana kavuşacağım.
İşte o zaman
ayağa kalkacağım.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.