Tilki, kümesi iyi tanıyor diye bekçi yapılr mı? harry truman
Vaha Sahra
Vaha Sahra

Nar ile Har Destanı

Yorum

Nar ile Har Destanı

3

Yorum

22

Beğeni

0,0

Puan

298

Okunma

Nar ile Har Destanı


NAR: Nâr çatlamış gamzelerinden muhabbet kuşları nasipleniyor... Şiir mevsimine mi girdik? Hoş bir tuhaflık sarıyor içimin surlarını... Altın çağına denk iç içe geçmiş imgeler... Diz dize dizelere kuruluyoruz.

HAR: Belki de roman. Nitekim roman uzun, şiir kısa olur.

NAR: Bir dizeyle de yazılır destan! Hayat ağacından dökülür toprağa ağır ağır, kök salar sevda. Ağrıyan ruhumuza şifa Har olur.

HAR: Göç yolu sonbaharı bağıran bir kadın...

NAR: Kadim zamandan gelen Adam, evvelin ahirin beni çağıran. Göğün göğüme tufan. Tohumdan çatlayıp Nâr çiçekleri açan. Uzatsan elini dillenir tılsımlı tokmaklar, açılır sırlı kapılar...

HAR: Baktığın yeri ihlal edip devlet kursam; gözlerin bayrağım, sözlerin milli marşım. Yeni bir lisan yaratsam, kimsenin bilmediği bir lisanla seslenmek için.

NAR: Düş mü, serap mı görünen susuzluğumuza? İki sus bir tanışıklık. Tazeleyen Nâr mevsimi, yar ağzı açan kardelen...

HAR: Ateşi harlayan sendin, ben sadece çatırdadım, sen üşüme diye.

NAR: Kadim masallardan çık gel, köklerin köklerime sarmaşık.

HAR: Bozkırda ektim seni, sahrada dinlendim gölgende...

NAR: Sus kadar sus! Adın nida titrer sesimde...

HAR: Hükmü O verince el uydu, göz uydu, en çok da sen uydun.

NAR: Seni bana getiren yol, beni de sana getirdi. Vahasını unutan çöl, ateşini unutan su döngüsünde. Sahrama Vaha, suyuma ateş taşıdın!

HAR: Teninin hırçın dalgaları gelip kıyıma vuruyor; ne yazsam alıp götürüyor.

NAR: Kıyına vuran her damlam, tenine değince okyanusa dönüşüyor.

HAR: Keşfedilmemiş coğrafya gibi, görmediğim, dokunmadığım yer kalmasın. Dudaklarından dökülen tatlı sudan mahrum etme sahranın sıcağında.

NAR: Gelişinle ayaklandı ruhumun dehlizleri, derinliğine savuruyor esrarlı Poyraz’ın.

HAR: Gitgide yaklaşıyorum kuyunun dibine. Serinliğin, aştığım yola değdi. Yalnızca yıldızlar şahitken günahlarımıza...

NAR: Dudaklarımdan dökülen her harf Nâr tanesi; göğsümden göğsüne dağılan arzuhâl kıpkırmızı.

HAR: Asma ağacı gibi gölgende serinledim; şırası bir hoş, yemişi başka hoş.

NAR: Üzüm gibi ezildi gözlerim gözlerinde, artık sadece aşkın şarabı akıyor.

HAR: Ay da buluta girdi, bir ben kaldım bir sen, karanlığa sarılı... Bilseydim seni, içinde kaybolmayı marifet sayardım.

NAR: Sihirim de şiirim de varlığına eş! Âh, o son yudum, son nefes!

HAR: Sınırlarından mayınları kaldır, bir ben olayım hattında, bir ben olayım kapında... Çağlayayım ırmağında!

NAR: Hudutlarım yıkıldı, tüm eşiklerim tuzla buz. Rüzgârın esip geçmediği, kadim masal gömüldüğüm.

HAR: Aramızda sır perdesi de kalktı. Makamsız kaldık ikimiz de. Bizi koruyacak olan tenlerimiz, bize şifa getiriyor.

NAR: Hangi hakikatten koptun da en koyu karanlıktan söküp şafağı getirdin? Tanışız sırda kim bilir kaç bin asır! İki dünya, bir evren, arz arşına sarmaşık...

HAR: İki damla birleştik, çok görkemli bir damla olduk!

NAR: Damladan çatlayıp okyanus olduk.

HAR: Sen koca çınar, koştum dağlardan, ovalardan geldim, nefesinden ver soluklanayım.

NAR: Deruni Deryamsın, coşkulu tabiatımı dizginleyen dalgakıran kolların...

HAR: Damarlarında gezmek de güzel, yanmak da...

NAR: Rüzgârın estikçe kavurur sahrayı, Sam yeli harlayıp közü, taşır çatlamış dudaklarımıza vahayı.

HAR: Gözlerinde kaybolmak ta güzel, teninde erimek de...

NAR: Bin asırdır amâyım, gözlerin gözlerime ışığı getirdi...

HAR: Kurnana değdi dudaklarım, susuzluğum sana doğru.

NAR: Külsüz ateşim, Âb-ı Hayat’ı avuç avuç vahamdan iç.

HAR: Eğildim, avuçlarından aldım beni yakan ateşi.

NAR: Gözlerin ihtilalim, şiir varlığına armağan olsun vuslatı kader...

HAR: Sen tekrar tekrar seslen, ben gözlerimi kapar, yaşarım bedenini.

NAR: Ben sana yirmi dokuz harfin boynunu bükerek, daim geldim.

HAR: En gizemli hazine sende. Ellerimle kazarım kayalığını. Eler geçerim tüm tılsımlarını!

NAR: Can fanusun içinde yüzyıl yanmışım, yankılanmış boşlukta çığlığım... Asırlık yarayım, yarama kabuk olsun gelişin.

HAR: Buse kondurdum dudaklarına, nefesimi verdim, bende uyan diye.

NAR: Sana uydum, sana uyandım; aydınlat ışığınla, korunla yak...

HAR: Düşler âleminden değilim, senli âlemin vatanındayım!

NAR: Çölüm sana vaha, gel!

HAR: Dokun göğüs kafesime. Başımı boynuna göm, gör sana nasıl attığını. Ateşimi al eline ve serinlet göğümü. Kurak toprağım suyuna hasret, koştur atını boydan boya.

NAR: Göğsüne gömüldüm Nâr Nâr, beni kendinle yeniden dirilt! Ortağımızı kur, ilk ateşi yak!

HAR: Esirgeme. Her zerresi ılık ılık, ziyan etmeden tadılacak.

NAR: Göğüm, göğsüm, gönlüm sana yuva, hem arz hem de arş olalım, uzanalım yıldızlara...

HAR: Günahımız da sevaplarımız da bir.

NAR: Günahımız da sevaplarımız da bir!

HAR: Köklerimi saldım toprağına susarsın diye. Bir yeşil olurum, bir mavi... Ama en çok kırmızı yakışırdı günahımıza. Göğsünden içerim zehri, bal sayarak.

NAR: Vakti gelince kıpkırmızı açar Nâr çiçekleri. Yanarak karışır ruhlar, tüm günahlar yüzünü sevaba döner. Makbuldür Nâr ile yananlar Hak katında. Nâr içenler nâr çatlar, yara yar olur.

HAR: Gökyüzü ile yeryüzü kelebeklerle doldu. Sen dokundun kozama, ben çatırdadım kabuklarımdan.

NAR: Ey Nâr, ey Har, ey Yar, döne döne yan ki; Yanalım!

HAR: Hükümsüzüm artık. Ne sana Har ne de bana Nâr... Şarabından tattır veyahut, sen Nâr ol, ben Har.

NAR: Sen Nâr, sen Har, sen Yar, aynı kapta karışmışız! Dokundukça ruhlarımız yakışır, demlendikçe Nâr içinde Har oluruz. Sen ateş, ben su; ben su, sen ateş. Şiirin kalbinde atan iki imge bir cümleyiz.
Karışmışız!

HAR: Karışsın ki deniz olsun her yer..

NAR: Tuzlarımız karışsın, tuz buz olalım! Dünya çölünde; Aşka kurulu kalplerimiz, gel vaha olalım! Gel!

Vaha Sahra



Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Nar ile har destanı Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Nar ile har destanı şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Nar ile Har Destanı şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Destancı
Destancı, @destanci
23.11.2025 09:04:01
Kerpicin yüzüne ışık vurunca kerpiç parlak görünür. Işık kesilince kerpiç kuru bir çamurdur. O halde kerpice değil, Güneşe gönül vermek gerek.”
Aşk kalbi sarar, zarını yakar, kalbin zarını yakar. Nar olur biyke har olur yakarsın ama sonuçta sende yanarsın
Buradaki "Nar" hangi anlamda?
Artemis1
Artemis1, @artemis11
16.11.2025 12:29:34
💯
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
16.11.2025 05:02:02
Güzel söyleşi ve hasbihalleşme kutlarım.. Kalemin
kurşun rengi dünyayı mavileştirir doğmayan güneşi açtırsın, yağmayan yağmuru yağdırsın ve
İçimizi dışımızı ferahlatsın
Kalemin var olsun
Sevgiler
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL