İyimser bir insan ışık olmayan yerde ışık görebilir; ama kötümser biri neden hep onu söndürmeye koşar? (michel de saint pierre)
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn
VİP ÜYE

Kabuk

Yorum

Kabuk

( 10 kişi )

6

Yorum

30

Beğeni

5,0

Puan

332

Okunma

Kabuk

Kabuk



Gaf şın ra

Tarif edilmez bir ürperti sardığında yüreğimi
Aşktı gözlerinin rengi
Al bir yazmaya sarıp bohça yaptığım
Boncuk boncuk gözyaşlarım
Süzüldüğünde toprağa
Yeşil bir kabuk gibi taze
Düştün odalarıma

Gece soyundu gündüze
Her yer yıldızlara bir yol oldu
Senden sonra
Son buldu eninler


Korkularımı salıp rüzgara
Geride kalan derin duygularla
Tutundum hayata
Şeriat bilirdim
Yolum yordamım oldun
Yürüdüm bahar kış ayırmadan
Yürüdüm sabrı yoldaş bilip
Sonsuzluğa çıkıyordu umuda yolculuklar


Birkaç bin şiir isterdi
Hakikati her dilden anlatmak
Biliyorum yine kimse sormayacak
Ne değildir hakikat
Ters yüz eden dalgalardan sonra
Nasıl birleşecekti iki deniz


Tatlı acı
Acı tuzlu
Hikmeti aramak
Boynumun borcuydu
Yaz gönlüm ne varsa
Melül bakma uzaklara
Dedi okyanus
Sır benim

Dedim hayır
Asıl sır
İçimdeki şenlik

Gaf
Şın
Ra

ŞuLeCan


Kabuk” anlamındaki kışr/gışr/gşr ise mutasavvıflara göre bâtın ilmini bozulmaktan koruyan zâhir ilmidir.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (10)

5.0

100% (10)

Kabuk Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Kabuk şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kabuk şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi Etkili Yorum
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
17.8.2025 19:20:42
Sözlükte “öz” anlamına gelen lübb kelimesi, tasavvuf kaynaklarında “kuruntu ve hayal kabuğundan arınmış ve kutsal nurla aydınlanmış akıl”, “özün özü” anlamındaki lübbü’l-lüb ise “akla güç veren ilâhî ve kutsî nur” şeklinde tanımlanmış (et-Taʿrîfât, “lüb” md.; Kâşânî, s. 72), Kur’an’da birçok yerde geçen “selim akıl sahipleri” mânasına gelen ülü’l-elbâb ifadesi (meselâ bk. Sâd 38/29, 43) bu terimin kaynağı olarak görülmüştür. Kutsî nurla güçlenerek vehim ve hayal kabuğundan arınan selim aklın aşkın bilgileri algılayabileceği kaydedilmiştir (Kâşânî, s. 72; Gümüşhânevî, s. 24). “Kabuk” anlamındaki kışr ise mutasavvıflara göre bâtın ilmini bozulmaktan koruyan zâhir ilmidir. Hakikate göre tarikat, tarikata göre şeriat kışrdır. Mânevî halini ve yolunu şeriatla korumayan sâlikin hali bozulur; yolu hevâ, heves ve vesvese yoluna dönüşür. Tarikatı hakikate ulaşmanın aracı olarak görmeyen kişi zındık ve mülhid olur (Kâşânî, s. 144; Gümüşhânevî, s. 24). Buna göre şeriat, tarikat ve hakikat sıkı şekilde birbirine bağlıdır; önceki sonrakinin kabuğu, sonraki de öncekinin özüdür. Özü olmayan kabuk bir işe yaramaz, kabuğun muhafaza etmediği öz de bozulmaya mahkûmdur.

Gazzâlî tevhidin dört mertebesinden söz ederken bu mertebeleri kışr ve lüb terimlerinin yardımıyla açıklar. Ona göre münafıkların tevhidi özü olmayan bir kabuktan yani şekilden ibarettir. Sürekli gaflet içinde bulunan avamın tevhidi de kabuktur; ancak bu, münafıklar için söz konusu edilen kabuktan farklıdır. Mukarrebînin tevhidi lüb, sıddîkların tevhidi lübbü’l-lübdür. Gazzâlî bu hususu ceviz misaliyle izah eder. Cevizin üzerindeki sert kabuk kışr, bu sert kabuğu örten yeşil ve acı kabuk kışrü’l-kışrdır. Sert kabuğun içindeki ceviz lüb, bu özün içindeki ceviz yağı lübbü’l-lübdür ve nihaî amaç da budur (İḥyâʾ, IV, 240).

Tasavvufta insân-ı kâmil bütün varlıkların özünün özü olarak kabul edilir ve bu husus “zübde-i âlem, hulâsa-i mevcûdât, merdüm-i dîde-i ekvân” gibi tabirlerle ifade edilir. Aynı şekilde ruh öze, onu taşıyan ve koruyan beden de kabuğa benzetilmiştir. Öte yandan anlam ve kavram öz, bunları dile getiren söz ve terim kabuktur. Maksat lafız değil mâna olmakla beraber içinde mânayı barındırması ve bunu başkalarına aktarmanın aracı olması bakımından lafız ve söz de önemlidir. Yûnus Emre, “Şeriat tarikat yoldur varana / Hakikat mârifet ondan içerü” beytiyle bu hususu dile getirmiştir. Özden, hakikatten, mârifetten yoksun oldukları halde kendilerini ehl-i lüb kabul eden sahte sûfîler başkalarını ehl-i kışr olarak görüp küçümsemişlerdir.


BİBLİYOGRAFYA
et-Taʿrîfât, “lüb” md.

Tehânevî, Keşşâf, II, 1183, 1288.

Kâşânî, Iṣṭılâḥâtü’ṣ-ṣûfiyye, s. 72, 144.

Cevâd Nûrbahş, Ferheng-i Nûrbaḫş, Tahran 1369 hş., II, 44, 46.

Ca‘fer Seccâdî, Ferheng, Tahran 1991, s. 640, 683.

Gazzâlî, İḥyâʾ, Kahire 1939, I, 40; IV, 240.

Gümüşhânevî, Câmiʿu’l-uṣûl, Kahire, ts., s. 22, 24.

İsmâil Hakkı Bursevî, Lübbü’l-lüb, İstanbul 1289.


Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2003 yılında Ankara’da basılan 27. cildinde, 241 numaralı sayfada yer almıştır.
Dağcıı
Dağcıı, @dagcii
18.8.2025 10:17:41
Görmek isteyene göz gerek mi ola kalp varken,
Hala göremiyorsa o göze gerek mi ola...

Yüreginize saglik.
Saygılar
Etkili Yorum
Mesut Tütüncüler
Mesut Tütüncüler, @mesut-tutunculer
18.8.2025 07:39:00


“Kabuk” şiiriniz çok derin bir yolculuğu hatırlatıyor: hem içe hem dışa, hem hakikate hem de insana… Özellikle “Birkaç bin şiir isterdi / Hakikati her dilden anlatmak” dizeniz, şiirin bütün ruhunu taşıyor gibi. Sözcüklerinizde hayatın acı-tatlı gerçeklerine dokunan samimi bir itiraf var.

Son bölümdeki “Gaf / Şın / Ra” vurgusu ise adeta şiire mühür olmuş, onu farklı bir boyuta taşımış. İçinizdeki şenliğe yapılan bu göndermeyi çok kıymetli buldum.

Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Tebrik ediyorum
Etkili Yorum
elif.kurt
elif.kurt, @elif-kurt
17.8.2025 23:12:43
İnsanında bir kabuğu vardır, duygularını sakladığı, kırılmaktan korktuğu anlar için, kendini güvende hissetmek için sıkıca tutunur insan ancak o kabuğu kıran bir şey vardır, sevgi.

Yüreğe dokununca aşk ne kabuk kalır ne baş, işte o kırılan kabuk şiirde , duygulara dokunarak çok güzel sergilenmiş, yüreğine sağlık şairem, sevgi ile kal
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
17.8.2025 19:16:01
5 puan verdi
Güzel bir yazı okudum. Tebrikler
Ask-i-Divane
Ask-i-Divane, @ask-i-divane
17.8.2025 18:57:43
5 puan verdi
keyifle okudum basarılar
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL