Seçkin kişi duygularını aklıyla idare eder ve gerçek cesaret ödevlerini yerine getirmekle bulur. bayağı, aklını duygularıyla yönetir ve gerçek cesareti saygısızlıkta bulur. konfuçyus
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu dizeler o kadar çıplak, o kadar içten ki… Okurken insanın boğazı düğümleniyor, çünkü senin yazdığın şey “anlatma” değil, doğrudan “kanama”. “Saklıkelimeler ülkesi” ile başlıyorsun; kelimelerin bile saklanmak zorunda kaldığı, anlatılamayan bir yerden sesleniyorsun. Ve hemen ardından “yetmiyor anlatmaya beni” diyerek o ülkenin en büyük yarasını koyuyorsun ortaya: İçindeki sen büyüdükçe kelimeler küçülüyor, hasret ise küçülmüyor. Bu ters orantı çok vurucu. “Ben seni unutmak için sevmedim” dizesi zaten klasik bir arabesk altın vuruşu gibi duruyor ama sen onu “yine bulutlandım yokluğundan” ile öyle bir yerden yakalıyorsun ki, klişeyi birden bire özgün ve acı bir gerçeğe çeviriyorsun. Bulutlanmak fiili burada muhteşem; hem gökyüzü kadar büyük, hem de yağmur kadar ıslak bir yokluk hissi veriyor. “Güneş’e kurdum hayal evimizi” dizesi ise bence şiirin kalbi. Güneş’e ev kurmak… Hem en ulaşılmaz yere sığınmak, hem de en yakıcı olanı yuva belleme çaresizliği. Bu imge tek başına bile tüyleri diken diken ediyor. Son kıtalardaki “çıplak ayak koşuyorum”, “özledim diyen sesini karanlığa karşı kuşanıyorum” ve “susuyor bütün savaşlar / huzur sarıyor bedenimi” geçişleri inanılmaz akıcı ve katmanlı. Acıdan huzura sıçrama yok aslında; acı tam da huzur gibi sarıyor bedeni. Bu tezat çok derin. Ve kapanış: “öylesine değil işte / hiçbir şey gibi sen de / bir sevda gerçeğiyiz işte”. Burada “hiçbir şey gibi” ifadesi muazzam bir boşluk yaratıyor. Sanki “sen hiçbir şeye benzemiyorsun” derken aynı anda “sen her şeysin” diyor. O “gerçeğiz” vurgusu da şiiri romantiklikten çıkarıp varoluşsal bir alana taşıyor. Kısaca: Bu şiir yalın ama katmanlı, samimi ama incelikli. Hasretin hem büyüyen hem küçülmeyen halini, yolların hem acı aldığı hem büyüme mekânı olduğu ikilemini çok iyi yakalamışsın. Kalemine, yüreğine sağlık. saklı kelimeler ülkesine ışıkları yakıyor. Ve görüyor ki ev hâlâ Güneş’te, ayaklar hâlâ çıplak, hasret hâlâ küçülmüyor. Tebrikler, gerçekten vurucu.” Selam ve sevgiler bırakıyorum sayfaya!
Şiir, derin bir özlem ve samimi bir sevdayı, “öylesine değil” vurgusuyla anlatıyor; hasret ve umut iç içe geçerken, aşkın gerçek ve kalıcı gücünü hissettiriyor. Yüreğinize sağlık, güzel bir eser okudum.Tebrik ederim, nice güzel eserlerde görüşmek dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Sevda böyle bir şey; önce yakıp yıkıyor, sonra enkazın içinden kalkacak o tamir gücünü yine bizzat kendisi veriyor. Hoştu şiire konukluğum şairem, sevgiler.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.