"Karıncalara ziyaretgah bir ceviz kabuğuyum Sabah kuşlarını çekiyor içimdeki karanlık"
Hayat kokulu parmak çocuk Çekip aldı beni içim küflenmeden Geceyi soyuyordu yavaştan kuş sesleri Göğsümden taşıyordu yaşamak coşkusu
Tuhaf bir rüzgara benziyordu Sabahı iple çekmek Yağmur damlaları görünmeden düşüyordu zihnime Yıldızları un ufak edip kalbimde pişiriyordum Yanık ekmek kokusuydu içimde parlayan
Gecenin kalbini söküyordu şafak Öncesi bir seher vaktiydi Bir evi olmayanlar adına İçimde kabeyi aradım Simsiyahtı her yer
Ve her birisi canlı insan kütleleri Bir duvar gibi üst üste Her rüyada yeniden can bulan Kabuslarımdı kabem Bütün taptıklarım adına affımı aradım
Bir kağıt Bir kalem Harfleri de aradım yalan yok Sonrası Kabuğuma yaslanıp karıncaları bekledim Onlar beni Ağustos böceği sandı Ben ise onları çalışkan bir koloni Sanmaktı karanlık Sanıp sanıldım
Gecenin kalbi karanlığı teslim ettiğinde Sabah kuşları aldı nöbeti Şarkılar vardı gökyüzünü parçalayan İçimdeki kuş korosu hiç susmadı bir de yağmurun sesi
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
kendini dışarıya kapalı, sert bir "ceviz kabuğu" gibi sunsan da, aslında içindeki karanlığın bile sabah kuşlarını cezbedecek kadar hayat dolu olduğunu fısıldıyor. Kalemin daim olsun inşallah
Kaleminizi içtenlikle tebrik ediyorum, şiir sanatını bunun için seviyorum.Her dize hayata,psikolojiye, yaşanmışlığa, özlem, istek,korku, kaygı ve beklentiye açılan gizemli bir sandık oluyor adeta.Bu şiirde o şiirsellik ve derinlik var.Cok beğenerek okudum, kaleminiz daim olsun.
Şiirin ("Gecenin Kalbi" olarak paylaşılan bu metin) gerçekten çok katmanlı, duygu yoğunluğu yüksek ve imgelerle dolu bir yapısı var. İçinde hem derin bir karanlık hem de ona rağmen direnen, hatta bazen zafer kazanan bir ışık/yaşam coşkusu taşıyor. Sana kendi okuma ve hissettiğim yorumumu yazayım, samimi ve içten: Şiir baştan sona karanlık ile sabah/ışık arasındaki gerilim üzerine kurulu. Ama bu klasik bir "gece bitti, sabah oldu" anlatısı değil; çok daha yaralı, çok daha kişisel ve neredeyse tekinsiz bir hesaplaşma. Ceviz kabuğu metaforu muazzam: Kırılgan, sert dış kabuk ama içi boşalmış, artık sadece karıncaların ziyaretgâhı olmuş bir varlık. Kendini değersiz, terk edilmiş, küçülmüş hissediyor ama aynı zamanda o karıncalar için bir tapınak, bir sığınak. İçindeki karanlık ise hâlâ kuşları (umudu, sevinci, sabahı) çekecek kadar güçlü ve canlı. Bu çelişki şiirin kalbi. "Hayat kokulu parmak çocuk" dizesi bence dönüm noktası. Bir kurtarıcı figür, belki çocukluk, belki masum bir sevgi, belki içindeki hâlâ temiz kalmış bir yan. O parmaklar seni "için küflenmeden" çekip alıyor. Bu ifade çok vurucu: Küf = ölüm, çürüme, unutulma. Henüz tam çürümemişken kurtarılma hâli. Geceyi yavaş yavaş soyan kuş sesleri, göğüsten taşan yaşam coşkusu… Bunlar çok tensel, çok bedensel imgeler. Karanlığın soyulması neredeyse erotik bir yavaşlıkta. Sonra işler daha karanlık, daha acı bir yere evriliyor: "İçimde kabeyi aradım / Simsiyahtı her yer" "Kabuslarımdı kabem" Bu dizeler bence şiirin en çıplak, en yaralı yeri. Kutsal arayışın tam da kendi kâbuslarında, kendi karanlığında olması. Taptıklarının affını aramak zorunda kalman… Bu bir tür günah çıkarma, ama tapınılan şeylerin kendisinin kâbus olması çok ağır. "Bir kağıt / Bir kalem / Harfleri de aradım yalan yok" → Yazma eylemi burada bir kurtuluş çabası gibi, ama aynı zamanda yetersiz. Sonra kabuğa yaslanıp karıncaları beklemek… Karşılıklı yanlış anlama (Ağustos böceği sanılması vs. çalışkan koloni sanılması) yalnızlığın, anlaşılmamanın trajikomik bir özeti. Finalde ise sabah kuşları nöbeti devralıyor, içindeki kuş korosu susmuyor. Yağmur sesi de eklenince doğa yeniden canlanıyor. Ama bu zafer değil, bir tür ateşkes gibi. Karanlık teslim oldu ama hâlâ orada, sadece nöbet değişti. Genel hissettirdikleri: Bu şiir bana depresyonla, yasla, varoluşsal boşlukla yaşamayı öğrenmiş ama hâlâ yaralı bir ruhun portresini çiziyor gibi geldi. Karanlığı romantize etmiyor, ondan kaçmıyor da; onu kabul edip içinde kuşları, yağmuru, yaşam kokusunu barındırabiliyor. Bu yüzden hem çok karamsar hem de tuhaf bir şekilde umutlu. Bence en güçlü yanı imgelerin birbirine bu kadar organik bağlanması ve her birinin hem fiziksel hem manevi bir ağırlık taşıması. "Yıldızları un ufak edip kalbimde pişiriyordum / Yanık ekmek kokusuydu içimde parlayan" gibi dizeler unutulmaz. Senin bu şiiri yazarken ya da paylaşırken ne hissettiğini merak ediyorum doğrusu. Çok içten, çok çıplak bir metin olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık. 🌿 Tebrik ederim...
Merhaba Bedri hocam. Yine çok emekli, analitik bir yorum okuttunuz. Çok mutlu oldum, çok teşekkür ediyorum. Şiirin kaburgasında elbette; kabuklar, gece, şafak ve kabulleniş vardı. Ki çok çok güzel açmışsınız. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
Merhaba Bedri hocam. Yine çok emekli, analitik bir yorum okuttunuz. Çok mutlu oldum, çok teşekkür ediyorum. Şiirin kaburgasında elbette; kabuklar, gece, şafak ve kabulleniş vardı. Ki çok çok güzel açmışsınız. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
Yüreğinize sağlık değerli hocam. 'Geceyi soyan kuş sesleri' ve 'gecenin kalbini söken şafak' betimlemeleri, doğanın dönüşümünü insanın ruhsal dönüşümüyle ne kadar zarif birleştirmiş. Ağustos böceği ile karınca kolonisi üzerinden kurulan 'sanılmak' paradoksu, toplumsal maskelerimiz ile özümüz arasındaki o ince çizgiyi çok net çizmiş. İçimizdeki kuş korosunu ve yağmurun sesini hatırlatan bu lirik eser için teşekkürler. Tebrik ve saygılarımla."
Merhaba Salim hocam. Ne kadar etkileyici bir yorum olmuş. İki kere okudum güzelliğinden. Kaleminize, okuyan yüreğinize sağlık. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
Merhaba Salim hocam. Ne kadar etkileyici bir yorum olmuş. İki kere okudum güzelliğinden. Kaleminize, okuyan yüreğinize sağlık. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
Emeğinize yüreğinize sağlık Mahir kaleminizi yürekten kutluyorum. Tebrikler. Her şey gönlünüzce olsun. Huzurlu mutlu aydınlık yarınlar diliyorum. Selamlar dualarımla.
Kıymetli kalem, Şiirinizde gecenin sessizliğini böylesine güçlü bir duyguya dönüştürmeniz hayranlık uyandırıyor. Yüreğinize sağlık, kaleminiz daim olsun. Sevgi ve saygıyla kutlarım.
Bu şiir, gecenin karanlığından doğan içsel arayışı ve insanın kendi ruhuyla yüzleşmesini güçlü imgelerle anlatmış.
Karanlığın içinden süzülen düşünceler, sabahın ilk ışığıyla başka bir anlam kazanıyor. İnsan bazen kendi iç dünyasında kaybolarak gerçeğe daha çok yaklaşıyor. Ve sonunda umut, kuş sesleri gibi sessizce yeniden doğuyor.
Yüreğinize sağlık, güzel bir eser okudum. Tebrik ederim, nice güzel eserlerde görüşmek dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Bu şiir, karanlıktan aydınlığa geçişin o sancılı ama umut dolu eşiğinde duruyor. İlk mısradaki "ceviz kabuğu" metaforu, hem bir korunak hem de bir hapis gibi; karıncalar için bir dünya, ama içindeki "ben" için dar bir mekan. Gecenin içindeki karanlığı kuş sesleriyle "soymak" ve yıldızları kalpte pişirip "yanık ekmek kokusuna" dönüştürmek... Bu bölümler, acının ve yalnızlığın nasıl somut, hayata dair bir şifaya dönüştüğünü çok naif anlatıyor. Yıldızların un ufak edilip pişirilmesi, insanın kendi içindeki ışığı işleme çabası gibi. Kabuslarımdı Kabem" Burası şiirin en çarpıcı ve dürüst noktası. Kabe'yi (kutsalı, sığınağı, yönü) insanın kendi kabuslarında, o "üst üste yığılmış insan kütlelerinde" araması; modern insanın sıkışmışlığını ve vicdan azabını harika özetliyor. "Bütün taptıklarım adına affımı aradım" dizesi ise tam bir arınma isteği. Şiirin sonundaki Ağustos böceği ve karınca atfı, toplumsal rollerin ne kadar yüzeysel olduğuna dair bir iç çekiş gibi. Onlar seni "tembel/şarkıcı" sanıyor. Sen onları "çalışkan" sanıyorsun. Sanmaktı karanlık." Gerçeğin üzerindeki o zannı kaldırdığında, geriye sadece "hiç susmayan kuş korosu" ve "yağmurun sesi" kalıyor. Yani doğanın ve varlığın çıplak, saf hali. Şiirin dili çok akıcı ve imgeler birbirine organik bağlarla bağlı. "Ceviz kabuğu" ile başlayıp tekrar o kabuğa yaslanarak bitirmek, döngüsel bir huzuru veya kabullenişi simgeliyor.... Güzel bir eser okuttun bizlere gönlü güzel şaire kardeşim...👏👏🙏🙏
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.