4
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
435
Okunma

(Gerçeğin yerine neyi koyarsan
artık o senin gerçeğindir)
yorulmak bilmiyor beynimdeki ses işçileri
terk edildiği için bükülmüş şehirlerden geçiriyor beni
yıkılmış kasabalardan, tren mezarlarının çığlıklarından
“bu ne?” diyorum elinde tuttuğun kahverengi kutucuğa
“imla hatalı metin’lerin içinde kaybolmak!” diyorsun
bir saçağın altına sığınıyorum aşırı hüzünden
alnımdan dökülen seslerin eriyişini gösteriyorum sana
ağlıyorsun, dokunamadığın için o seslere
başka yaşamlarda olsak bile
zihnim alıp getiriyor seni kayıt dışı bir çıkmaz sokaktan
yan yanayız seninle bütün çağlarda, öyleyiz aslında
kimse bilmiyor, öyleyiz!
“öyleyiz” bir cümle içinde kullanılan büyülü sözcük
hayalden yapılmış bir gerçek
o yaşlı çınarın altında bekliyorum kızıl saçlarını
çınar ağacı sığınağımızdı bizim, bildin mi?
önce dudakların geliyor aşksızlığa meydan okurcasına
dudakların uçurtma festivalinden kalma ay
sonra yüzün çıkıp geliyor kaybolmayı da getirip yanında
yüzün devrimle kurulmuş bir ülke oluyor aniden
bedenlerin değil kalplerin dansıydı oradaki asıl şölen
ve yorulmak bilmeden çalışan yüz ifadesi işçilerinin coşkusu
herkes oraya bakıyor bakmanın kısıtlı anlamıyla
biz ise yaşıyoruz orayı yaşamanın sınırsız anlamıyla
hatırladın mı:
yürüdüğün sokaklarda döndüğün her köşe başında
tesadüf süsü vererek karşına çıkan o utangaç çocuğu
karşılığında cebimde biriktirdiğim düşleri vererek
satın almıştım bütün tesadüfleri, benimdi hepsi
benimdi hepsi, taş atıyordum tesadüflerime dokunana
konuşmayı yeni öğrenen taşların söyleşisiydi bu;
daha sonra zulme isyan edişin simgesi olmuştu o taşlar
kaç kez kelepçelemişlerdi yine de akıllanmamıştım-
anımsama tünelinden geçiyor ses işçileri
ağlıyorsun, ortalığa saçılmış bulanık fotoğrafları görünce
acı çektiren insanlar girdi hayatımıza ve acı çektiren fikirler
o düşsel şölenin dağılışıyla başlamıştı yok oluş mevsimi
“bu ne? diyorsun göğsüme yapıştırılmış siyah kutucuğa
“yenilgi mevsiminde kaybolmak!” diyorum
açmak istiyorsun onu ama açamıyorsun
o ancak parçalanarak açılabilir
yüzünü siliyorsun zaman denen ipeksi kumaşla
sildikçe avuçların ve yüzün kanasa da
yeniden açığa çıkıyor devrimle kurulmuş o ülke
ve geçici bir süreliğine ortadan kalkıyor mutluluktaki kuşku
5.0
100% (4)