Şehrin acı gülüşü, rüyalarımı savurdu. Avluların gizeminde rengi solmuş tepeler, Serin bir yolculuğun morgülüşünde, Ay kayboldu.
Acı nehrin kırık aynasında, gemiler büyüdü, her biri yara iziyle bezeli. Rüzgarın hoyrat ellerinde, sandıkların gizli çiçekleri, soldu ve sessizce yere düştü. Kayıp bir düşün kaybolan sesine, Kuşlar çizdi.
-Ellerimde, hiçliğin cam kırıkları.-
Hüznün nefesi zonklarken, Karanlığın soğuk yüzünde, Uçurumla dans etti gece. Gecenin sırrında sis perdesi, Masumiyetin kızıl sarmaşığı sararken kalbimi, Göğün tavafı başladı içimde.
-O ışık, umudun kanayan hançeri.-
Çığlıkların yankılandığı, Unutulmuş bir bahçenin içindeyim. Dalgın çocukların rüzgâra sevda taşıdığı iklimde, Coşkulu yeşiller uyansa.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
bazı geceler karanlığıyla konuşur insan. göğün bir dil gibi eğilip kulağımıza fısıldadığı zamanlar.. işte o anlarda sessizlik büyürken bir dua gibi dökülür içimizden. kayıp zamanlara, unutulmuş bahçelere, düşlerin kararmış kıyılarına..
işte göğün tavafı böyle bir halin izdüşümü olsa gerek. bir masalın sayfasından düşmüş gibi duran dizelerde zaman yalnızca bir ölçü değil, bir tanık, bir gölge, bir yaradır. şehrin acı gülüşü, yalnızlığın dipsiz kuyusu, gecenin sisli yüzü… her biri hem gerçek hem düş.
Tesbih şair burada yalnızca gördüğünü değil, sezdiğini de yazmış. gerçeğin soğuk yüzüne karşı, içsel bir tavaf başlatmış. göğün katmanlarında değil, ruhun derinliklerinde dolaşan bir seyahat bu. tıpkı bedenin aslında kalp etrafında dönen bir bilinç hâline gelişi gibi..
rüyalar, çocukluk, yalnızlık, karanlık ve umut iç içe geçiyor. her bir dize bir kapı aralıyor: geçmişin yankısı, şimdinin serinliği ve geleceğin muğlak ışığı. şair burada bir tür modern mistisizm oluşturuyor gibi sanki. ayetin karşısında duran bir dize gibi, kırılgan, kutsal ve sorgulayıcı.
umutla hüzün arasında salınan bir sarkaç gibi şiir. belki de göğün tavafı insanın kendine döndüğü bir yerdir. -- buradan hareketle;
şair, kelimeleriyle geceye tırmanan bir derviştir her mısra bir tavaf halkası, her imge bir secde.
göğün koynunda dönen sessizlik, şairin kalbinde yankılanan eski bir ilahidir. ay, şiirin alnına düşmüş bir mühür gibidir; geceyi aydınlatmaz sadece derinleştirir.
göğün tavafı başladığında zaman susar, rüzgâr da dua etmeyi öğrenir. göğe dokunan her dize, yeryüzünde unutulmuş bir çocuğun kalbinde çiçek açar.
''-O ışık, umudun kanayan hançeri'' göğün tavafı bir arayıştır. bir yitik nurun izini sürmektir. ''gök kubbenin her halkasında acıyla dönmüşüm ben ve her acıdan bir anlam damıtmışım'' belki de böyle diyor şair.
şair olmak, bir göğü tavaf etmektir aslında. sonsuzlukta, bir tek “iç” dairesinde döne döne kaybolmaktır.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.