5
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
301
Okunma
Ne tadı, tuzu kaldı yemeğin, çayın
Gün doğar ve geçer aheste penceremden
Halen iç burkan türkülerdir favorim değişmez
Nasıl bir katı yürekse sendeki yoksun
Anladım ki duygularda tükenmiş, savrulmuşsun.
Çukura da düşülür, girilir de yanlış yola
Hayallerim tek tek düşüyorlar pusuya
Oysa ben değildi bu plan, nereden bileceksin
Bize çoktan yitmiş ki sendeki bakış
Onlarca yıl da geçse bitmez şu içi yakış
Mekân, zaman pek önemsiz, budur azalış.
Yollar vermiyor aman, kapalı her yöne
Belki esintisi değişir rüzgârın, bir gün tersine
Saz tutmuyor akordu, tezene esnemez olmuş
Aynı nota ve elde niçindir haz vermez saz
Her ayrılık doğumu gün, ruhuma mezarı kaz.
Çok sevdiklerimden de yok teselli, eksikler
Bir ışığa hasretler ki bekler de beklerler
Aynalar yabancılaşmış, yansıtmıyor şu yüzü
İçe çökkün hislerle ben, yaşarım güz hüznünü.
Uzanmak istedikçe ben, sırt dönüp kaçandın
Gönle her gün yeni cila ve ışığını da katandın
Nasıl oldu bir kasırga ta kökleri de salladı
Kesildi ayakta derman, gözlerdeyse fer kalmadı.
İçe bir yolculuktu bu, sensiz açmadı güneş
Bir tebessüm görmek bil ki hazinelere eş
Velhasılı bağ değil bu, say ki bağımlılıktır
Karşılık bulması muhkemken yaşananlar
Olsa olsa kuru ve çirkince de bir inattır.
Esme istemem yelini, gönlü esir etmişsin
Onca yeşillik içinde ruhu çöle bezemişsin
Oysa çölde vaha, gönülde de türlü renktin
Suyu, gübresi de olsa açmayanım sonunda
Bükülmüş bel ve hüzünle, yaşıyorum yokluğunda…
Oğuzhan KÜLTE
5.0
100% (10)