18
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
768
Okunma

Gözlerim dalsa saatlerce zifirisindeki karanlıklarına
Gecenin en derin yerinde el ayak çekildiğinde
Halen buz gibi duran yatağın hiç bozulmamış
Ve belki de kısmet bile olmayacak kısacık uykunun
Yarı gözü açık ve fakat bahtı net biçimde kapanık
Sadece cebeleşmelerde kendi olabilen nicesi
Nasıl anlatabilsinler ki gamdan çok ötede duran
Hüznü kırk yılda bir hayra yoran vurdum duymazlara.
Biz öyle miyiz sanki, olabilir miyiz geniş
Sarsılsa cihan yerinden kar yağmazken iskelelerine
Kendimizi anlatabilmek için bu ne acele.
Onlar değil miydi anlamak üzre olmayan yanlarıyla
Kopardıkları tufanların enkazında insanları ezenler
Şimdi bak ki değişmemiş hiç bir şey
Ellerinde çerezleri, ağızlarında da iki boş lakırtı
Bal yapmazlar fakat, petek petek gezerler.
İşim olmaz öylesi vurdumduymaz, aymazlarla benim
Neden yükselteyim sesimi, neden sinirleneyim
Asabiyetin zararı yine dönecekse toptan bana
Döner giderim sırtımı, bakmamak üzere de geri
Ve yüzümde bir bilenin hicivci açan tebessümleri...
Dönüşü var ya zamanın vermez kimseye hesap
Her boş vermişliğin de olacak elbette sonu bitap
Bir şeyler yapma cüreti olmadan şu yaşamak
Kanımca ölü gezmektir, üzerinde olmasa da toprak.
Ruhu bile paslanmışsa özü ne yapabilir insanın
Metal değil ki bu pasları zımparayla kazıyasın
Sanki balmumu heykel ve fakat farklı olansa canı
Heyecan katmadan geçen yıllar, hayattan sayılır mı?
Şunu çok iyi anladım ki, kabre girmeden de ölünür
İnsanlar sadece kalpleri durduğunda gömülür
Ya atmalı üzerinden ataletin yolunu açan fikirleri
Ya da güzel bakmalı ki güne, yeşersin yavaştan
Ruhu okşayan, can can katan gönlün çiçekleri....
Oğuzhan KÜLTE
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.