6
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
1603
Okunma

Kül`dem
/unutmak yarasını zul`dür kabuğuna
toprağın susuzluğuna göğün sağır kalması
kadar.../
hem yara hem kabukken kendime
yüreğimin kozasında hicran bağladı yokluğun!
aştığım dağlar unufak olup
yığılınca eteklerine
kıyametim bildim seni!
çatlayan tohumun çürümesiydim
sana açıp, seni taşıran bağrımda
uykularımda sayıkladığım ismin
bir nehrin duyulmayan fısıltısı yatağına!
annemin kabul görmüş duasında
yanklılanan ismim, şifa iken çaresizlere!
sessiz çığlıktı;
ölümsüz kadıların ellerine doğan
coğrafyamın ölü kadınları!
ar(a)lanmaz sis perdesi cinnetlerimin
geçit vermez içimin kancası; tabu!
kapı aralığında kalakalırım intiharların!
uçmayı unutmuş kuşların
dört mevsimi yaslı altın kafeste
ayrılığı kaldırmayan gözlerinde yağmurdum
her damlası semaya beslenen!
..sürgündüm gurbete,
düştüğüm zindan soğuk, karanlık
güneşin düşmediği uzaklıkta
dilimden düşürmediğim türküde es
sol yanımda Anadolu´ydun!
tuz hasmıdır yaranın, ektiğince kanatlanır acı!
ah yaram dedim yaram
kabuk bağlamaz ellerimde
sımsıkı sarıldığım emanetin...
senin göğün uçamadığım mavi
bunu aklında tut!
seçebildiğince gö(rdü)ğündür
elanın yeşille karıldığı gözlerim
bir gülün ağırlığınca sığındığım sana
sakla mültecini, elleriden tut!
taşıdığım yük paha biçilmez, sen ağırlığında!
ah gözlerin en karasından yağarken geceye!
külden bir masalı ağladım toprağa
sessizce...
duydun mu?
sude nur haylazca
5.0
100% (23)