1
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
1519
Okunma

İnsanlar
gevezeliğini susturan toprağa merhaba dermiş,
biraz yakın dur,
dün gibi hatırlarım, anlatayım
ortalık yerde öpüp gözlerine bulutları çektiğimi
ve ilk defa karşı gelişimdi
yaşamak güzel diyerek, nasıl da küstahça hatırla!
bir, iki.. nafile cümleler ve televizyon hâlâ sıcaktı
o günden sonra sabahlar akşama asırdı
yoksul bir intihar mektubundan geriye kalanlar
kaset çalardı, arabesk bir şarkı.
adi bir kağıt üzerine parlak bir kılıfı vardı biletin
gitmek, bu gibi durumlarda ölesiye hüzündür
kalabilmek bedevi duası; dur beni ağlatma
dört kitaba el bastır, öyle amin desin yaralı dilim
gözlerinde parmakizim bulunur da,
nostalji yeni baştan felsefe kürsüsüne davet edilir
fotoğraflarda güzel çıkılan bir gün hayal ediyorum
icatlar öncesi ellerimizin
bir o kadar da seri ve lineer dikkatimizin
ellerimiz vardı icatlar öncesi
yutkunulmuş geçmişin
anadolu sesiydi; iki sıcak bardak çaya ağlayabilirdik.
birincisi zenginlik, fakirlik gibi icattır
sanat ve diğerleri de ucundan kıyısından
ve intihar fikri, geride kalbin manzarasında agora muhabbetleri
ta, biz icadından sonra başlayan yalnızlığın çaresizliği
somut olan perspektif hizasına alınabilir
sayım yok, kartezyen büküşün izleniği süreklilik arz ederken
hâlâ gecedir biz
nefesin duvarda donuk
eskimez bir plaksın.
dün gibi hatırlarım
işsizlik maaşım saçlarını, ıslak gülüşünü,
merhaba köylü çekingen yabancılığını
işssizliğimde okşanan saçlarına karışmış isin
ciğerimin orta yerinde havlayışlarına sürdüğüm yüzüm
yüzünden düşen parçalarla yaralanırken
yüzünden akan bala titrerdi iki dudağım
sözlerini ezberlemişim çok mu bakışlarındaki kıyımın?
yırtılır kağıtlar, masa eskiden daha tozlu
insan terk ederek kavuşur yalnızlığına
göğün Leyla vaktinde göğsün iki dağ başı
akan nehrinin ilk balığı benim, ve erkek
her yaşayan baba biraz bach sever.
5.0
100% (7)