1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
668
Okunma
Umuttan öte bir şey düşecek yüreğime
Sararmış bir fotoğraf kadar ılık
ve ilk defa seveceğim doğduğum şehri
Önce lanetler silinecek
Sonra küfürler
Ne kadar korkulu düş varsa
Hepsinin üstünden rengarenk boyalar geçeceğim
Ellerimle
Kuytumdan göç edeceğim o gün
Bir güvercin gibi kanatlanıp
saracağım doğduğum şehri
Doğduğum şehri tavaf edeceğim gökyüzünden
Boynumdaki urganın düğümü çözülecek
Boğmadan seveceğim
Boğulmadan
Nefes alacağım
En çok yaralarım hissederken rüzgarı
İnadına koşacağım fırtınaya
İnadına üşüyeceğim
Taşın tadını da seveceğim o gün
toprağın kokusunu da
Çok seveceğim hayatı
hem de herkesten çok
Gökyüzünün beyaza kestiğini farketmeyeceğim o gün
Güneş bir patika yol gibi uzayacak önüm sıra
Çakıl taşlarına benzeyen lekelerimi
tek tek bırakacağım her adımda
Güneş kavurup kül ederken
Kimsenin aklına gelmeyecek o gün gidişim
Gidişim çocukluğumun ellerime uzanmasıyla olacak
“Hayatın en güzel yanı bu olsa.” diyeceğim
İlk ve son kez
Yolculuğum bir son cümle kadar kısa sürecek.
Sır kalmış sevgililerim anacak adımı
Adımı masum bir günah gibi taşıyacaklar içinde
Biri susacak,
anmayacak,
hiç konuşmayacak
kimse görmeyecek ağladığını
Ben beyaz şehre ana kucağı misali sığınmış
küçük bir çocukken
o hep yas tutacak kuytusunda.
Hüseyin Gökmen
13.09.2016
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.