0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
782
Okunma
Babamın gidişleri
Annemin delirmeleri
Ablamın nöbetleri
Emekleme hikayemdi
Ekose etekli kızların
Dramla karışık oyunlarına davet edişi
Dokuzundaki delikanlıların
Sigara artığıyla adamlığı yüklenme hevesi
Sevmedim böyle arkadaşlığı
Oyuncaklarım oldu.
Kaderlerini yazar gibi
odanın ortasına koyup
ruhsuzluklarından sıkıldığım oyuncaklarım
hiçbiriyle oynamadım.
Masal kitaplarım oldu
yığınla hem de
Aklımı nizama sokmak için
dönüp baştan okudum bazılarını.
Birkaçını ortasından başladım okumaya
oyun oynar gibi
Bazı cümlelerde yeni bir yol buldum
her sözcüğünü adımlayarak okudum
ağır, sessiz, sakin adımlarla
Bir daha
Bir daha
Bir daha…
En uzağa varana
hüzünden arınana dek
okudum
Bazılarının sonunu sevdim.
“Kader dediğin güzel de yazılabiliyormuş” dedim.
Ama ben en çok çivileri sevdim.
Niye bilmiyorum.
Bir yığın çivi biriktirdim.
Paslı, eğri büğrü, işe yaramaz
güçsüz, yorgun çiviler.
Avuçlarımda kaderin özeti gibi
Kahverengi izler kaldı uzun zaman
Terledikçe akan paslı yollar
Silinip gitti zamanla
Zamanla dünyanın ne kadar küçük olduğunu
Babam gidecek yeri kalmadığında anladı
Annem sitem etmekten yorulduğunda
Ablam suskun kaldığında
Bense masalların da sonu olduğunda anladım
Anladığım kadar büyüdü kabuğumdaki çocuk.
Hüseyin Gökmen
06.09.2016
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.