7
Yorum
29
Beğeni
5,0
Puan
2114
Okunma


Viran cümleler kurdum
bir sahil kıyısının
akşam 8’de kapanmış plastik sandalyeli çay bahçelerinin birinde.
Tek tondan okudum o şarkıyı.
Gelip geçenden ateş istedim.
Alındığında gri
Ama şimdilerde sapsarı olmuş yırtık bir gocuk.
Sen üşüme diye
iç cebimde şiirlerden arakladığım gülen fotoğrafın
ve ben,
Yürüyoruz rüzgara sırtımızı vermiş.
Nazım aldım yanıma okurum diye.
Çakıl taşlı yollardan,
Acemi bir ressamın fırça darbelerinden fırlamış gibi
sere serpe sıralanmış dağlardan,
Sürgün sayılabilecek kadar ıssız
Ama yalana bulaşmamış
Bir damla duru su berraklığında
Yüzü güneş yanığı insanların yaşadığı kasabalardan geçtik.
Dudaklarında terli bir kavgayı öperek iyileştirmeyi
Ve ense kökümden sırtıma bir tırnak yarasını büyütmeyi istiyordum.
Olur yanı yoktu.
Göğüs uçlarından silinmişti adım.
Bıçak sırtlarına çıplak adımlar bıraktım.
Kırık cam parçalarından bileklerime ölü notalar kazıdım.
Günahı çıkana kadar taşlara vurdum bedenimi.
Sonra nadasa bıraktım kül olana dek.
Yanmalıydım.
Tenin boyunca akan nehirlerine
bakire bir kız eliyle bırakılmalıydım.
Git gide yavaşlıyor her şey.
Telefonlar susuyor önce.
Sonra bir çocuk kendi rüyalarından kaçıyor uykulara küsüp.
Kuş ölüleri düşüyor birer birer önüme.
Çiçekler döl dökmüyor artık.
Zaman ağırlaşıyor.
Tıpkı bir fahişe kasığı gibi
üzerime abanıyor lalettayin karanlık.
Bak.
Bak yine aynı kangren şarkı tırmalıyor kulaklarımı.
Sensiz dengesi bozuldu buraların
yaşanmıyor.
Kırık kiremitlerden yağmurlar sızıyor odama
ıslandım üşüyorum.
Gözyaşlarım yanaklarıma ha değdi ha değecek.
Sesini duyur,
korkuyorum.
Al beni yanına
Yada yakınımda kal.
Elimin üzerinde terleyen ellerin bırak şahit yazılsın.
Yoksa nasıl anlatırım çocuklara ölümsüz olduğunu aşkların?
Cihat KIRDAR
5.0
96% (23)
4.0
4% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.