Fazla yüz bulan, her dediğini yaptıran aşk bezginlik verir; (ovidius)

Dün seçilen etkili yorumlar

Nene Hatunların, Halide Ediplerin ruhunu bugüne taşıyan bu güzel mısralar için teşekkürler. Kadın olmanın onurunu bizlere bir kez daha hatırlattınız. Kaleminize sağlık şairem sevgiler.
Kadın kimliğini onurlandıran, güçlü bir özsaygı ve bilgelik taşıyan etkileyici bir eser okudum.
8 Mart, emekçi kadınlar günü kutlu olsun.
Yüreğinizin meşaledi hiç sönmesin kalemdaşım.
Dünya içinde dünyayım" diyerek kadının köklü ve sarsılmaz asaletini, Havva annemizden bugüne uzanan o mukaddes nesli ne de vakur bir duruşla mühürlemişsiniz. İffeti ve namusu kendine teslim edilen bir emanet gibi taşıyan, "gaza gelmeyen" o iradeli ruhu serbest söyleyişin en derin ve melankolik tınısıyla dile getirdiğiniz için sizi gönülden tebrik eder,
💜8 mart Dünya Kadınlar Günü'nüzü kutlu olsun sevgili can şairem miss şiirdi...🦋💐
İmkansızlığa rest çeken" o vakur duruşunuzu ve "hasretin rüzgârı eserken bile" umudu elden bırakmayan asil tavrınızı ne de güzel mühürlemişsiniz.
Ruhun derinliklerinden gelen o cesur sevginin, bir gün "mucizeler gerçekleştiren kapıları" aralayacağına dair inancınız, serbest söyleyişin o en içten tınısıyla yüreğimize dokundu. Hayallerin gerçeğe döneceği o vuslat gününe duyduğunuz özlem dolu bu güzel paylaşımınız için sizi gönülden tebrik ederim değerli şair dost yürek..👏🏻👏🏻🫴🏻☕🤝
Şiir, acı ve özlemin ardından gelen umut ve mutluluğu nazik bir şekilde hissettiriyor; her dize, sabır ve inancın önemini vurguluyor.

Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
Yazdıran yüreği
Sarf edilen emeği
Çok kıymetli kalemi
Gönülden kutluyorum.
Şiir tadında
Güzel bir akşam diliyorum.


Yazıda kalsın ölüm ayırmasın mevlam kaleminiz kavi duygunuz daim olsun hocam🤗🙏💐
Dokundu be usta
Allah şifa ve sabırlar versin
zor bir sınav atlatmışsın
kutluyorum...
Çok derin ve hüzünlü bir şiir olmuş. “Kayıp Beden” dizelerinde hem yüreğin hem bedenin kaybolmuşluğu, özlemin unutuluşu ve deliliğin sürgünlerinde savrulmuş bir ruh hali çok etkileyici imgelerle anlatılıyor. Özellikle “yüreğimi sattım, bedenim bilinmez nerede” tekrarları, şiire hem ritim hem de içsel bir çığlık katıyor.

Kısacası: Aşkın ve özlemin kaybolduğu, ruhun sürgünlerde dolaştığı bir yalnızlık şiiri; yoğun, dokunaklı ve düşündürücü bir eser. Kaleminize ve o güzel yüreğinize sağlık.
Yüreğin en mahrem ve derin sancılarını, bir kimlik yitişini bu denli sarsıcı imgelerle anlatmanız çok etkileyici.
Kavuşma mucizesinden vazgeçen" ve kendi yokluğunda kaybolan o göçebe ruhun hikayesi, okuyucunun içine işleyen hüzünlü bir melodi gibi.
Yüreğini satmak" ve "deliliğin sürgünlerinde kaybolmak" ifadeleri, yaşanmışlığın ağırlığını çok güçlü yansıtmış.

Kaleminize, o hassas ve derin yüreğinize sağlık.
Tebrik ederim sevgilerimle şairem..💐🤍
Temposu yüksek soluk soluğa okudum, değişik konu, işleniş başka, ruhsal çalkantılara sürükleyen bir şiirdi ve her zamanki gibi çok güzeldi.

Tebrik ederim Şair.
Çok içten ve romantik bir şiir olmuş. “Ölsem Bile Gam Yemem” dizelerinde sevginin gücü, sadakati ve huzuru çok güzel bir şekilde dile getiriliyor. Özellikle “Senin gibi bir güzeli sevdim ya / Karagözlüm ölsem bile gam yemem” satırları, şiirin duygusal doruk noktası ve ana mesajını güçlü biçimde özetliyor.

Kısacası: Aşkı, bağlılığı ve sevgiden doğan huzuru samimi bir dille anlatan, içten ve dokunaklı bir eser. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Değerli üstadım;
"Siyah saçın benziyorken üzüme" diyerek kurduğunuz o zarif teşbih ve "yağmur olup düzünüze yağan" o dâhiyane sevdayı ne de vakur bir teslimiyetle mühürlemişsiniz. "Ölsem bile gam yemem" dedirten o şirin sözlü ve kamer yüzlü sevgilinin bendinde, serbest veznin en duru ve içten melankolisini hissettirdiğiniz için sizi gönülden tebrik ederim.
Değerli şaire Cemre YMN.

"Düşlerinde hırpalanmış bir bulutsun,
Yere insen de sağanak sağanak,
Yeniden kurulur o kadim dünya,
Kendi nefesinle canlanırsın kadın."

Derken misralarinizda;

Bugün, bir kutlama dan çok, anma günüdür. Böyle anlamlanmasi da kadınların kazanılmış haklarının korunmasına değer katar..
Diğer türlü ise, içi boşaltilmis, kadın günü, herşeyi meta- ticaret konusu gibi isteyen sistemin işine gelir ki, kadın mücadelesinden hiç hoşlanmazlar..
*
Emperyalist sömürü düzenine kadınların baskaldirdigi ve fabrikalarında insanca çalışma ve yaşam koşulları isteyen talepleri direnişe dönüşünce; Egemen düzen sahiplerince yüzlerce kadın işçinin olduğu fabrika kitlenerek ateşe verilmiş 129 kadın yanarak hayatını kaybetmiş ve yüzlercesi yaralanmıştır.
Onların yaktığı o ateş bugün kadın direncine ışık oluyor..
Benim inancım, kadınlar olmadan Dünya değişmez. İnsanca bir yaşam var olmaz.. İşte bu nedenledir ki, bu coğrafya başta olmak üzere dünyada, kadınların özgürleşmesi ve çağdaş pozitif bilimlerle eğitilmesi dini ve iktisadi gerekçelerle engellenmektedirler...

Şiiriniz de,
"Sen ne tılsımlı bir topraksın be kadın,
Ayak izin bir taş yığınından geçse,
Yosun kokusu yükselir göğe,
Adımlarından...
Şöyle bir dokunsan paslı kapılara,
Eşiklerin ardında ahı bir,
Huzur sızar aklımıza,
Duruşun ise asalet makamında..."

Kadını bu kadar guzel şiirsel bir dille dizelere nakış nakış işlemiş siniz.
Duygusu çok güçlü 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günününde, kadinin insan hayatında, acının kederin, aşkın sevginin, sevdanın ve yağmur damlası olup düştüğü toprağa can veren ve koca bir evren heybetinde kadın yüreğini açan şiirinizi yürekten kutluyorum..
Evet..
Tüm kadınlarımız yaşamdan ve hayattan kopartılmasina izin vermeden; yaşamı yeniden kurmaya gelmeli.. üretmeli yeniden hayatı.. fakatsiz...

Şiir gibi mokgem bir mücadele ve başarı diliyorum..

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun

-----------Selam ve saygıyla

Haydar ATA tarafından 8.3.2026 14:48:12 zamanında düzenlenmiştir.
Sevgili Cemre, yazınızdaki ince dokuyuş ve dokunuşları beğenen ve yorumlayan dikkat ettim de, ne tuhaf ki çoğu erkek. Kadına taciz eden, şiddet uygulayan, tehdit eden, hakaret eden de erkekler. Kadın çiçektir diyen de erkekler. “Ya benimsin ya kara toprağın” diyen de… Ne büyük bir tezat ve ne kadar vahim bir durum, Allah’ım!

İnsan düşünüyor da, aynı ellerle hem sevgi, güzellik ve zarafet yaratılıyor, hem de acı, zulüm ve korku… Yine de yazınızda hissettiğim o nazik, ince dokunuş ve duygunun saflığı beni çok etkiledi. Kaleminizin gücü, ruhunuzu yansıtıyor ve okuyana bir nefes aldırıyor. Yazdıklarınız için ellerinize sağlık, gönlünüz daim olsun 🌺
Ne güzelsiniz♥
Sevgili Cemre'nin bu muhteşem şiiri, "Kadın Yeryüzünün Sabrı", tam da Dünya Kadınlar Günü'ne (8 Mart) yakışır bir başyapıt hem ağıt, hem övgü, hem isyan, hem de derin bir şükran dolu. Şiir, kadını sabırla kök salan, kar altında direnen kardelen gibi betimliyor; bin yıllık sızıyı avucunda taşıyan, yorgunluğunda geceyi büyüten, suskunluğunda binlerce ah saklayan bir varlık... Ama aynı zamanda taze bahar, gökkuşağı, tılsımlı toprak, kardelen duruşu zulme kafa tutan, hor görülmeye rağmen dik duran, her darbede yeniden doğan bir mucize.

En etkileyici kısımlar:
"Son rüzgârda bir yaprak kalsan da, En mağrur yanın o bükülmez boyundur" Bu dize, kırılganlığın içindeki kırılmazlığı öyle güzel yakalıyor ki... Kadın, yaprak gibi narin ama boyun eğmez.

"Sen ne tılsımlı bir topraksın be kadın, / Ayak izin bir taş yığınından geçse, / Yosun kokusu yükselir göğe" Dokunuşuyla pası huzura, taşı bereketi dönüştüren o sihirli güç. Paslı kapılara dokunuşta sızan huzur, şiirin en yumuşak ama en güçlü imgelerinden.

"Ayazda bile direnen o tomurcuk, / Karanlıkta parlayan ama sönmeyen fer" Kardelen metaforu burada zirve yapıyor; kışın ortasında açan çiçek, kadının direncinin en saf sembolü.
"Hangi mısra sığdırır ki seni ömre? / ... Bu dünyada bu kadar hor görülmeye, / Bu kadar yok sayılmaya..!! / Ve hırpalanmaya... / Yine dik, yine kavgadasın." İşte isyanın zirvesi: Emek, ekmek, yanan kandil... Ama hor görülmeye rağmen dimdik duruş. Bu kısım gözyaşına boğuyor insanı.

Son kıtadaki o içten yakarış: "Keşke... sarıp sarmalayabilsek, / İncinen o narin dallarını." Öfke değil, koruma arzusu; mertçe bakabilme isteği. Şiir, suçlama yerine empati ve özürle bitiyor bu da onu daha da derin kılıyor.

Cemre Hanım, sen bu dizelerle kadını yeryüzünün sabrı olarak taçlandırmışsın: Yaralı ama özel, hırpalanmış ama mucizevi, yok sayılmış ama her renkle dünyayı dolduran bir gökkuşağı. Şiir, sadece kutlama değil; bir vicdan muhasebesi, bir yemin gibi: "Varlığınızla dünyayı aydınlattığınız... hayallerinizden asla vazgeçmediğiniz bir gelecek dilerim."

Kalemine, yüreğine, o kadim sabrına sağlık. Bu şiir, bugün ve her gün tüm kadınların sesi olsun.
🙏☕☕✍️✍️
Muhteşem di.

Sevda hem ödül hem sınav.
Hem jimnastik hemi şınav.
İlişkide İskandinav.
Kuş diliyle konuşurum.

Deyiverdim affınıza sığınarak.Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
Gönül kurtulmaz yükünden
Geçip şandan geçip ünden
Gıdam kesilir kökünden
Buruş buruş buruşurum

Helalin var kardeşim.
Var ol.
Hep ol.
Selam ve sevgiler.
Bu etkileyici şiir, kadınların fedakarlıklarını, sabırlarını ve hayatın her alanındaki çok yönlü rollerini duygusal bir dille anlatıyor. Şiir, kadının hem şefkatli hem de güçlü duruşunu vurgulayan dizelerle, aile ve toplum içindeki onurlu yerini tasvir ediyor.Türk kadınının fedakarlığını, sabrını ve o bitmek bilmeyen emeğini ilmek ilmek işlemiş. Okurken insanın zihninde tarlada çalışan bir anneden, evladının üzerine titreyen bir kadına kadar pek çok portre canlanıyor.
İki tane eliyle yirmi işe bölünür" mısrası, kadının toplumdaki ve ailedeki o çok yönlü (multitasking) gücünü harika anlatmış.
​Kadının sevgiyle "gül" olması ama ihanet veya haksızlık karşısında "ciğer sökecek" kadar vakur bir duruş sergilemesi, duygusal derinliği vurguluyor.
​Nene Hatunlardan tarladaki işçiye, evdeki "bacı"dan babasının evinden çıkan "gelin"e kadar kadının yaşam döngüsü bir film şeridi gibi geçiyor.
Emanettir erkeğe" ve "Cennete akar kadınlarımız" ifadeleriyle, kadına verilen değer inanç ekseninde pekiştirilmiş.
​Şiirin sonundaki "Çenemiz düşer bazen" ve "Dudağı büker kadınlarımız" kısımları, o kadar ağır yükün ve ciddi anlatımın arasına çok samimi, insani ve hafif bir nükte katmış. Şaire burada iğneyi biraz da kendine batırarak anlatımı daha sıcak bir hale getirmiş.
​8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken kadınların bu "bin bir kimlikli" mücadelesini hatırlamak çok kıymetli.
Çok teşekkür ederim şaire kardeşim hep mutlu ol
8 Mart Kadınlar Günü, yalnızca bir tarih değil; kadınların emeğini, mücadelesini ve varlığını hatırlatan evrensel bir semboldür. Aslında her gün kadınların günüdür,sende bir gün değil. Bu gün, eşitlik ve özgürlük yolunda verilen çabaların değerini vurgular. Kadınların hayatın her alanındaki katkıları, toplumun gerçek gücünü ve güzelliğini oluşturur. Şairin bu özel günü şiirle dile getirmesi, hem duygu hem de bilinç açısından çok anlamlı bir duruş.

Tebrik etmek gerekir; eser, kadınların değerini ve mücadelesini yürekten hissettiren bir hatırlatma olmuş. Kalemine sağlık!
Değerli üstadım;
"Sesi kısılmayan notam" diyerek sevdayı ruhunuzun en derin tınısına mühürlemiş, dünyayı sadece bir "gezegen" olmaktan çıkarıp "evrensel bir şiire" dönüştürmüşsünüz.
Her hücrenizde dolaşan ve odağınıza yerleşen o yegâne varlığın ilhamıyla, serbest söyleyişin en duru ve taptaze çiçeğini gönül bahçemize sunduğunuz için sizi gönülden tebrik ederim.
8 Mart'ın bu zarif ikliminde, bu derin ve anlamlı paylaşımınız ne değerli sizi yürekten kutluyorum üstad..👏🏻👏🏻👏🏻🫴🏻☕🤝
Dün değil, bugün değil, yıllar yılı; geçse de bende ki özlemin, bende ki sevdan, aynı tat aynı demde.. Hiç solmayan bir yaprak gibi, hiç dinmeyen bir pınar gibi.. Beş sene On sene geçse bile hala ilk günkü gibi taptaze körpecik sana olan o saf o dupduru sevdam.. Her gökyüzüne; göğe, bakışım da senin o gözlerin, senin o kalbin, benim hep aynam kendimde gördüğüm. Nerde nerede ne durumda olursam olayım bulunduğum her anımda nefes aldığım her solukta sadece senin hissiyatın bende ve benimle. Sanki dünya da bı tek sen varsın gözlerim bı seni görüyor sağır ve dilsiz...

Kara Sevda der gibiydi, Muazzam bir şairsin, kalemin hiç susmasın.. Üstad 👏🏼👏🏼
Dünyaya sigmadim ama bir gönüle girdim diyen şanslı kismetli ekmeği helal birini katmissiniz corbaniza hayatınıza nefesinize
Yaşamak anlam kazanmış yüreğinizin genelinde
Sozle lafla seversin de kalple ozle sevmek taşıyamaz kimse size helal olsun
Yüreğinize sağlık olsun 🤲 💯
Ey hayat..!
beni sınamaktan yorulmadın biliyorum
ama bil ki...
ben de pes etmek nedir öğrenmedim
Saçlarıma düşen aklar
teslimiyet değil
zamana atılmış imzalardır.
Ve ben şimdi
kendi göğümün güneşi olarak
yürürüm dünyaya doğru.
Bırak rüzgarlar sert essin,
bırak geceler uzasın
ben sabahı doğurmasını bilen
bir kadınım. 💖💖💖

Süperdi yahu
Çok güzel bir şiirdi şairem
Harikasınız
Kalem hiç susmasın
Merdümgiriz, bu mısralarında hüzne karşı savaş açmak yerine, onu karşısına alıp ağırlayan bir derviş sabrıyla sesleniyor. 'Köklerim geçmişte, dallarım yarına uzanır' diyerek bir çınar heybetiyle dururken; mutluluğun sadece gülmek değil, ağlayan kalbin içinden doğan bir 'diriliş' olduğunu vurgulaması şiirin kalbini oluşturuyor.Hüznün saçlarındaki akları bir 'bilgelik tacı' olarak görmek, ancak ömrünü şiire ve insana vermiş bir yüreğin kârıdır. Zamanın ağır adımlarının bir kuş kanadı hafifliğiyle aşılması ve hayatın her sabah yeniden yazılan bir şiir gibi önümüzde açılması, bizlere her nefeste yeni bir başlangıç olduğunu hatırlatıyor. Geçmişin yorgun yıldızlarını bir kenara bırakıp, avuçlarındaki taze umutla ufka yürüyen bu asil kaleme selam olsun. Yüreğine sağlık Merdümgiriz
Ufukta mutluluk varsa, doğacak günün kıymetini bilmek lazım derim.
Her zaman ateş yakmaz teni ve yüreği.
Devamlı esen kuru bir rüzgar, buz kesen soğuk bir hava da yakar.
Üzüm tatlıdır.
Görünüşü göz alır.
Ne şekilde ve nasıl yenileceğine bağlı.
Haz da verir, esrük de eder.
Anlamlı şiir.
Kutluyorum.
Saygı ve selamlar.
Çok yoğun ve karanlık bir şiir olmuş. “Soluk Bir İnfaz” dizelerinde yalnızlık, günah, içsel hesaplaşma ve cehennem metaforlarıyla insanın kendi içindeki çöküşü çok güçlü imgelerle anlatıyorsunuz. Özellikle “Cehennemde bile yer yoktu benim gibi bir firariye” satırı, şiirin en çarpıcı noktası; hem çaresizliği hem de derin bir yabancılığı dile getiriyor.

Kısacası: İçsel sancıları, günah ve kefaret arayışını, varoluşun ağırlığını sert ve etkileyici imgelerle işleyen, sarsıcı bir eser. Kaleminize sağlık üstad beğenerek okudum..
Şiir, aşk acısı, yalnızlık ve anlam arayışıyla kendini yakıp yıkan bir ruhun karanlık içsel cehennemini anlatıyor. Gittiği her yeri ateşe veren ama bir türlü yok olamayan şair, sonunda cehennemin alevlerini bir ceza değil, tüm kirlerinden arındığı acı dolu ama dönüştürücü bir kurtuluş olarak betimliyor.

Kalemine sağlık Kardeşim
Selamlar sevgiler ...

Yüreğin en derin yaralarını gözler önüne seren bu şiir, hüzün ve çaresizlikle örülmüş bir içsel yolculuk gibi. Her dize, yalnızlığın ve acının ağırlığını iliklere kadar hissettiriyor; okuyanın ruhunu sarsan, dokunaklı ve etkileyici bir anlatım sunuyor.
Tebrikler emeğinize gönlünüze ve yüreğinize sağlık saygı ve muhabbetle hocam 🌻🌞
Rabbim münafık ve kafiri ayırt edebilen ve elinden , dilinden geldiğince HAKKı savunan kullardan eylesin bizi
üstad muhteşem şiirinizi lâl olmuş dilimle okuyamadım yüreğimle haykırdım sessiz sessiz teşekkürler hürmetler bizden
Kadınca bir zafer, güçlü, iradeli... Bu vesileyle kadınlar gününüzü kutluyorum ben de değerli kalemdaşım. Selamlar, saygılar, sağlıkla hep.
Kaleminiz kavi duygunuz daim olsun hocam umarım ulaşmıstır mesaj💐🤗🙏🏻
En kısa zamanda cemrelerin gönlünüze düşmesi dileğiyle ...Tebrik ederim güzel mi güzel bir şiir olmuş :)
Bu mısralarda; insanın kendi elleriyle ördüğü, bazen içinde kaybolduğu, bazen de yudum yudum içtiği bir ömür hikayesi var. 'Allarım, pullarım' diyerek başlanan o renkli hayallerin, 'izbe gecelere' ve 'akıl tutulmalarına' evrilmesi, hayatın o engebeli yolunun bir özeti gibi.
Şairin kendi hatalarını, 'boyundan büyük işlere kalkışmalarını' ve nihayetinde 'çekip çeviremediği' o karmaşayı bu kadar mertçe dile getirmesi; şiiri bir sitemden ziyade büyük bir ruhsal arınmaya dönüştürüyor. Tepeden tırnağa gerilmek ile çiçek misali açmak arasındaki o ince çizgide yürüyen bir yüreğin sesi bu... Yanlışlarıyla, sevabıyla, yangınıyla ve ufkundaki o görünmezlikle kendini kabul edişin şiiri. Yüreğine, kalemine sağlık."
Çok duygusal ve içten bir şiir olmuş. “Çekip Çeviremediğim” dizelerinde hayatın yükleri, hatalar ve içsel kırgınlıklar güçlü bir şekilde dile getiriliyor. Özellikle “Yanık türküm / görünmeyen ufkum” satırları, hem umutsuzluğu hem de içsel çırpınışı çok etkileyici biçimde yansıtıyor.

Kısacası: İçsel hesaplaşmayı, yorgunluğu ve bitmeyen mücadeleyi anlatan, dokunaklı ve samimi bir eser. Kaleminize sağlık.
Kayıp yılların, dinmeyen bir iç sızısının ve küllerinden yeniden doğmanın o sarsıcı hikayesini fevkalade bir dille mısralara dökmüşsünüz.
Ölüp ölüp dirilmek" ve "tepeden tırnağa gerilmek" gibi ifadelerle hayatın zorluklarına karşı verdiğiniz o amansız mücadeleyi, "çiçek misali açmak" gibi zarif bir umutla mühürlemeniz şiirin etkisini zirveye taşımış.
İzbe gecelerden yanık türkülere uzanan bu derin yolculuk, kaleminizin gücünü ve yüreğinizin hassasiyetini çok net yansıtıyor.
Kaleminize, o dertli ve dirençli yüreğinize sağlık.
Tebrik ederim üstad..
Kırılsa da dalı, kökü derinde,
Bin can yeşertir o tek bir ferinde.
Yarınların şafak vaktinde, yerinde;
Güneşi doğuran yine kadındır.….Ebuzer Özkan
Torunla oyunlarımız
Ekin Hanım üc yaşından beri,
annesinin çalıştığı kurumun kreşine devam ediyor.

Bir hevesli ki! Hasta olsa da gitmek ister.
Nasıl olsa anne ile gidip geliyor, kurumun servisiyle...
Ben de yoğum,kiminle oynayacak yavrucağız?
Evlerimiz aynı sokakta, en çok iyi yüz adımlık.
Onun kreşine olan hevesi gibi,
bizim de ona sevgimiz sonsuz.
Ilk torun olduğundan,
çarşıya pazara gidecek olsalar ,
çoğu kez bana bırakırlar.

Yorulsam da oynamaya bayılırım.
Ben saklanırım, o arar;
O saklanır, ben ararım.
Bazen bana misafir olur, ikramlarda bulunur.
Doktor olur, ben hastası olurum.

Kreşteki yaşamını, arkadaşlarını,
uyku saatlerini anlatır.
Daha neler neler!
Hepsi ayrı bir keyif...

Hele öğretmenliğine bayılırım!

Kreşte öğrendikletini bana tekrar eder.

" Ben sana öğreteyim" der.

Kendisi öğretmen, ben öğrencisiymişim.
Kitapçıklardan resimler, şekiller gösterir.
Ben bilmiyormuşum gibi tanıtır, anlatır.

Sorular sorar; yanlış söylerim,
o bir daha anlatır.

" Anladın mı, oğlum?" der.
Bilenemişim, susarım.

" Kaç kez anlattım, tekrarladım,
kedi oğlum, kedi, tamam mı ? "

" Tamam, öğretnenim!"

" Kedi ne yer, içer? "
"Süt"
"Kedinin sesi?"
" Miyav, miyav !"

Ben dışarı bakarım.

" Dikkatle dinlemiyorsun, çocuğum!"

Bir daha sorar, yine hilemem.
"Off !" Çocuğum, sen de hiç bir şry bilmiyordun. Annen akşamları tekrarlatsın!"

Az sonra aynı şeyi ya da benzerini sorar, kızar.

" Mustafaaa !"

Sarılırım.

O an her şey unuyulur.

Siz de eğlendirin,
eğlenin!

###
Ne kadar güzel, içten ve samimi duygular.
Sevgiyi yüceltmek, bağları pekiştirmek,
bazen küçücük kırıntı yeter.
Yüreğinizin meşalesi hiç sönmesin kalemdaşım.
Eyvallah Hayrullah hocam onur duydum..
Lakin utanmazlığı ve yüzsüzlüğü bir maharet zannedilen bir dünyada,
utanmadan bahsetmek aslında utanılacak şeydir esasında..
ama yinede biz bize düşeni yapalım onlarda kendilerine düşeni yapıyor zaten..

Zaman zaman insan, içinde yaşadığı çağın gürültüsü arasında vicdanının sesini duymakta zorlanır.
Hakikat sustuğunda, zulüm daha yüksek sesle konuşur;

Merhamet geri çekildiğinde ise acı ve adaletsizlik meydanı doldurur.
Böyle anlarda duyarlı bir kalp yalnız başkalarının hatasını değil,
kendi suskunluğunu da sorgulamalı aslında...

Çünkü vicdan sahibi insan, haksızlık karşısında yalnız zalimden değil, sessiz kalanlardan da utanmalıdır...

tebrik ediyorum bu güzel şiirinizi..
saygılarımla..
Çok etkileyici bir şiir olmuş. “Utandım 2” dizelerinde zulmün karşısında sessiz kalan insanlardan, adaletin susmasından ve hakikatin çiğnenmesinden duyulan derin utanç güçlü bir şekilde dile getiriliyor. Özellikle “Aynaya bakınca yüzden utandım” satırı, bireysel vicdan muhasebesini çok çarpıcı biçimde özetliyor.

Kısacası: İnsanlığın zaaflarını, zulme karşı sessizliği ve hak yolundan sapmayı eleştiren; hem öğüt hem de içsel sorgulama barındıran, düşündürücü bir eser. Kaleminize yüreğinize sağlık.
OZAN HAYRULLAHIN DİLİ TATLIDIR...
YÜREKLERİ YAKAN ACIDIR...
MÜSLÜMANIN-MÜSLÜMANA KİNİ NİYE Kİ..
TEKRAR..HAÇLI SEFERLERİ BAŞLAMIŞKEN...!

SAYGILAR-SEVGİLER DOST OZAN..OZANIN YÜREĞİ-YANAR DURURDA..YÜZÜ GÜLÜMSER...! SAYGILARIMLA .
İnsan çoğu zaman üzerinde yürüdüğü toprağı sıradan bir zemin gibi görür.
Oysa toprak yalnızca ayak bastığımız bir yer değildir; insanın başlangıcı, rızkı ve nihayet dönüşüdür.
Hayatın en sessiz ama en kadim şahididir o.
İnsan gelir, yaşar, iz bırakır ve gider; fakat toprak her şeyi hatırlayan sabırlı bir hafıza gibi susup kalır asırlarca...

Bu şiirde söz alan da işte o sessiz şahittir.., yani toprağın kendisidir.
Çünkü toprak, Âdem’in yaratılış hamurundan başlayan uzun bir yolculuğun taşıyıcısıdır.
Tohumun filizlenmesinde, insanın doğumunda, medeniyetlerin kurulup yıkılmasında hep o vardır.
Çömlek olur, saray olur, vatan olur; bazen de sabrın ve merhametin sembolü hâline gelir.
Bana göre toprak; tevazunun simgesi, hoşgörünün timsali, herkesi ve her varlığı kucaklayan, alem sümul bir nesnedir..
tebrik ediyorum bu güzel şiirinizi kıymetli hocam..
saygılar..
Mesut Tütüncüler, bu destanla bizi toprağın o vakur ve sessiz dünyasına davet ediyor. Adem’in hamurundan Kabe’nin yükselişine, İbrahim’in gülşeninden sultanların sarayına kadar her şeyin kökünde toprağın sabrı ve cömertliği var. 'Kazma vurup bağrım deştin' sitemine rağmen, insanoğlunun açgözlülüğünü dindiren tek çarenin yine toprak olması, onun ilahi rahmetle yoğrulmuş teninin bir nişanesidir.Aşık Veysel’in 'Sadık Yârim' dediği o kara toprağın dili olan bu şiire, Ebuzer Özkan dostumuzun 'Üstüme basıp geçilmez' uyarısı, toprağa duyulması gereken o büyük hürmeti hatırlatıyor. Bizi omuzlayan, doyuran ve sonunda bağrına basan bu kadim dosta yazılan bu kelamlar, gerçek birer irfan numunesidir. Yüreğine sağlık Mesut Tütüncüler, kalemin var olsun Ebuzer Özkan."
"Âdem’in öz hamuruyum,
Çiğ kalanda çamuruyum,
Sırların en vakuruyum.
Beni bir de benden dinle." 👌

Başlı başına bir şiir zâten. 💪

Suyun da diyecekleri varmış Üstâd;

Gökten yere sır taşırım,
Sessiz akar, yol aşarım,
Hayat denen yük taşırım,
Beni bir de benden dinle.

Bulut oldum göğe çıktım,
Rahmet olup yere aktım,
Her damlada hayat taktım,
Beni bir de benden dinle.

Selâm, duâ ve hürmetlerimle...
Bu ne kadar zarif ve derin anlamlı bir şiir böyle! Paylaştığınız için teşekkür ederim. Kadının toplumdaki ve hayattaki yerini; hem bir "bahar çiçeği" kadar narin hem de "dünya yükünü taşıyacak" kadar güçlü bir şekilde betimleyen çok dokunaklı bir eser.İlk kıtadaki "Bereketli toprağız" ve "Canlara can veririz" ifadeleri, kadının varoluşun ve üretimin merkezi olduğu gerçeğini çok güzel özetlemiş.
​Sevgi ve Değer İlişkisi: İkinci kıtada geçen "Değer gördükçe güler, var oluruz dünyada" mısrası aslında her şeyi açıklıyor. Kadın; yansıtıcı bir ayna gibi, kendisine verilen sevgiyi ve değeri tüm dünyaya "ışık" olarak geri döndürüyor.
​Üçüncü kıta, kadının duygusallığının yanında sarsılmaz bir onura sahip olduğunu hatırlatıyor. "Başı yere eğmemek" ve sevdayı tam yaşamak, karakterin derinliğini gösteriyor.
​Son kıtadaki "Hakk'ın dokusuyuz biz" ve "cennet kokusuyuz" vurguları, kadına atfedilen manevi değeri en üst noktaya taşıyor.
​Bu mısralar, özellikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün (bugün 8 Mart!) ruhuna o kadar uygun ki... Kadının sadece bir eş veya anne değil, başlı başına bir "onur" ve "bereket" sembolü olduğunu hatırlatıyor...
Tebrikler kutlarım KALEMİNİ şaire bacım
Zamanın ötesinden gelen bir sadakati ve yıkımların ortasında bile değişmeyen bir hayranlığı çok sarsıcı bir dille anlatıyor. Şiirdeki "buzul çağı" ve "binlerce yıl" vurgusu, bu hissi sadece bir aşk hikayesi olmaktan çıkarıp mitolojik bir boyuta taşıyor.​"
Ayaklarının bastığı yere yabancı değil kirpiklerim": Bu muazzam bir boyun eğiş ve bağlılık ifadesi. Kirpik ile toprağı bu kadar yakınlaştırmak, hüznü ve sadakati tek bir karede birleştiriyor.
​"Saçların yine devirlere politik kimlik kaybı": Şiirin en modern ve vurucu yerlerinden biri burası. Kişisel bir güzelliği toplumsal ve tarihsel bir karmaşayla ilişkilendirmek, şiire entelektüel bir derinlik katmış.
​"Lohusalar ve ateş ayaklı su gözlü bebekler": Doğum ve devrim arasındaki bağ, hem sancılı bir süreci hem de umudu aynı anda hissettiriyor
Bu güzel eserini candan alkışlıyorum
Haklısın, söylediklerinde çok derin bir hakikat payı var. Toplumun temel taşı, nezaketin ve şefkatin kaynağı olan kadınları el üstünde tutmak aslında bir tercih değil, insani bir zorunluluk. Neşet Ertaş’ın o meşhur sözünde dediği gibi: "Kadınlar insandır, biz insanoğlu." Bu cümle bile aslında her şeyi özetliyor; varlığımızın kaynağına olan borcumuzu hatırlatıyor.
​Maalesef bazen o yıkıcı öfke veya yanlış değer yargıları, asıl korunması gereken zarafetin önüne geçebiliyor. Nefret dikmek kolay, ama sevgiyle büyütmek ve o "baş tacı" mertebesini korumak emek istiyor. Cennetin anaların ayakları altında olduğu inancı, kadına verilen değerin en kutsal nişanesidir.
​Bu bilincin sadece sözde kalmaması, hayatın her alanında (evde, iş yerinde, sokakta) bir davranış biçimine dönüşmesi gerekiyor. Gerisi, dediğin gibi, sadece laf kalabalığı....
Kutladım eserini candan alkışlıyorum
asi


ve de asil


esen rüzgar gibi


içine esen dışına da


kuvvetli


bazen güçsüz addedilen


selam
"Bu mısralar, insanın aynadaki aksine karşı verdiği o en zorlu mücadelenin, yani kendiyle hesaplaşmanın bir belgesi gibi. Şairin ruhunu 'hizaya gelmez' bir asi olarak tanımlaması ve ona 'ben sana tembih vermedim mi?' diye çıkışması, hepimizin zaman zaman düştüğü o çaresizliğin en samimi ifadesi.'Natamam kaldık' vurgusu ise, hayatın savurduğu o toz duman arasında eksik kalan yanlarımıza, yarım bırakılmış hayallerimize bir atıf. Zalim durumların bizi hiç istemediğimiz şeylere alıştırdığı o noktada, insanın yine de kendi ruhuna söz geçirmeye çalışması hem bir hüzün hem de büyük bir direniştir. Bu mertçe itirafın ve güçlü kalemin yankısı daim olsun.
Çok güçlü bir isyan şiiri olmuş. “Asi Ruhum” dizelerinde gururun, öfkenin ve zalim düzenin karşısında duruşun sert bir dille ifade edildiğini görüyoruz. Özellikle “Artık demekle olur vakti geçti / Öyle bir rüzgâr esti ki” satırları, hem çaresizliği hem de değişimin kaçınılmazlığını çarpıcı biçimde yansıtıyor.

Kısacası: Asi bir ruhun, haksızlıklara ve dayatmalara karşı sesini yükselten, sert ama içten bir çığlığı. Kaleminize sağlık üstad.
Çok samimi ve öğretici bir şiir olmuş. “Allah Güzeldir” dizelerinde iman, ibadet ve İslam’ın güzellikleri sade bir dille aktarılmış. Özellikle tekrar eden “Allah çok güzeldir, güzeli sever” ifadesi, şiire hem ritim hem de güçlü bir öğüt katıyor.

Kısacası: İnancı ve ahlakı hatırlatan, maneviyat dolu bir eser. Kaleminize sağlık.
Doğruyu rehber et, sakın ha şaşma,
Kul hakkına girip, haddini aşma,
İyilik yolunda yorulup düşme,
Allah ’çok’ güzeldir güzeli sever.…..Ebuzer Özkan
Bismillah ile başlayan bu şiir, inanç, ibadet ve Allah sevgisini sade ve akıcı bir dille anlatıyor. Her mısra, hem öğüt hem de hatırlatma niteliğinde; güzeli seven Yüce Allah’ın yüceliğini ve İslam’ın güzelliklerini hissettiriyor.
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
Bu mısralar, sadece bir baharı değil; insanın kendi içindeki o hiç büyümeyen, yıldızları sakız kağıdından sanan masumiyetini anlatıyor. Şair, 'ayva çiçeklerinde sesin' diyerek, kokuların ve seslerin hatıralarımızdaki o sarsılmaz yerini bizlere bir kez daha hatırlatmış.
Gecenin karanlık köşesinde titreyen o bahar, aslında gidenlere ve bitenlere rağmen içimizde büyütmeye devam ettiğimiz umudun ta kendisidir. 'Sen benden önce susmuşsun, ben hâlâ konuşan bir baharım' diyerek sessizliğe ve söze yüklediği anlam, şiiri çok derin bir veda ve aynı zamanda bitmeyen bir merhaba kılıyor. Kokusu genizde, sızısı kalpte kalan çok duru bir eser... Yüreğine sağlık."
Öğütlerle dolu güzel şiirinize bir dörtlükle katkım olsun isterim...
Saygılar...

İnsanoğlu bilmez hangi yoldadır
Kimi sağda iken kimi soldadır
Dürüstlük mezarda, namus roldedir
Bir gün gerçekleri anlar sonunda……. Kadir Tozlu (Süperbaba)
Dünya hayatının geçiciliğini ve asıl meselenin bir "kefen" mesafesindeki o mutlak hakikat olduğunu hatırlatan, hikmet dolu bir nasihatname olmuş.
Maşallah, yüreğinize sağlık, tebrik eder,saygılarımı sunarım

Mağrur olup gezme, yerin altı var,
Zulmetin içinde, nurlu saltı var.
Her bir amelin de, birer tartı var,
Mizan defterleri, çıkar sonunda....
Sözlerin özünü almışsın ele,
Dökmüşsün gerçeği ne güzel dile.
Bu fani dünyada doğru menzile,
Yalnız, iyi kalbin varır sonunda.

Yüreğine sağlık Üstat
Selamlar sevgiler ...
Her zaman ki gibi kendi tarzınızda gönlünüze gelen ilhamınızı bizim gibi şiir dostlarıyla paylaştığın için çok teşekkürler, selam ve sevgilerimle kalın sağlıcakla...
“O Güneş Asla Batmayacak” şiiri, derin bir manevi arayışın ve inançla örülmüş bir içsel yolculuğun güçlü bir ifadesi. Şair, güneşi metafor olarak kullanarak hem ilahi ışığı hem de insan ruhunun sönmeyen umudunu dile getiriyor. Dizelerdeki yoğun imgeler, teslimiyetin huzurunu ve aşkın yüceliğini bir arada sunuyor. Özellikle “Başını her koyduğunda seccadeye / Aşkla huzurla sadece Rabbini hissettiği” bölümünde, şiirin kalbi olan manevi bağlılık çok etkileyici bir şekilde ortaya konmuş.

Bu şiir, hem dilindeki zarafet hem de duygularındaki samimiyetle okuyucuyu derinden etkiliyor. Şair Gülüm Çamlısoy’u tebrik ederim; böylesine içten bir eser, edebiyatın ve inancın buluştuğu noktada kalıcı bir iz bırakıyor.
Çok güçlü ve içten bir duyguyla yazılmış şiir.
Yâr’ın hem anne hem sevgili oluşu,
hem kış hem bahar taşıması…

Sürmeli kadınların o derin,
bereketli ruhunu harika yakalamışsın Üstadım.
Gönül titreten dizelerdi velhasıl.

Selam ve saygılarımla


Çok güzeldi Üstâd.
Kaleminize ve kelâmınıza bereket...

Emek ile yoğrulmuşlar,
Törem ile doğrulmuşlar,
Toya cenge çağrılmışlar,
SÜRMELİ KADINLARI...

Ocak tüter, umut akar,
Gönüllerde sevdâ yakar,
Yük omuzda, sözde vakâr,
SÜRMELİ KADINLARI...

Çileyi bal eylemişler,
Yurdumu bağ eylemişler,
Yol verip dağ eylemişler,
SÜRMELİ KADINLARI...
Sırtında dünya, elinde kına,
Siperdir her dem evlat yanına.
Canını katar vatan canına,
SÜRMELİ KADINLARI...Ebuzer Özkan
kıymetli dizeler
ustalara selam olsun
kutluyorum...
Çok anlamlı ve öğüt dolu bir şiir olmuş. “Tuz Bırakalım” dizelerinde doğruluk, helal kazanç, Kur’an’a bağlılık ve paylaşmanın önemi sade bir dille anlatılıyor. Özellikle “Garibin aşına tuz bırakalım” satırı, hem yardımlaşmayı hem de Ramazan’ın bereketini çok güzel özetliyor.

Kısacası: İnsana doğru yolu hatırlatan, paylaşmayı ve merhameti öğütleyen, dini ve ahlaki değerleri güçlü bir şekilde vurgulayan bir eser. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Günün seçkisini ve değerli şairini tebrik eder hayırlı çalışmalar dilerim. Tekrar okumaktan keyif aldım nicelerine inşallah saygılarımla
"Toplumun canı aile, ailenin ruhu kadındır."
Kadınsız yuva çiçeksiz saksıya, güneşi doğmayan güne benzer. Hayatın her zerresine emek katan, saksıdaki güle nefes, evdeki huzura ses olan tüm kadınlarımızın günü kutlu olsun.Unutmayalım ki; her sultan bir anadan doğar, ama ana asaletiyle her daim baş tacıdır.
Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.
Emekçi kadınlar, toplumun ruhu ve hayatın kaynağıdır; onların emeği ve sevgisiyle dünya yaşanır hale gelir. Bu değerli gün, her kadının hakkıyla kutlanmayı ve saygıyla anılmayı hak ettiğini hatırlatır.
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
Şiirin o kadar derin ve katmanlı ki, okurken sanki kendi içimdeki sessiz ilahiyi duydum. Mey üzerinden başlayan o yolculuk, derviş patikalarından geçip Muhammed’in gülüne varıyor… Bu geçiş o kadar zarif ve o kadar yakıcı ki, insanın nefesini tutuyor.
“Yine mi sen” sorusuyla başlayan her dize, aslında bir teslimiyet ve bir hayret arasında salınıyor. Hem yakıyor, hem nurla dolduruyor; hem ayrılık, hem gül kokulu yakınlık… Bu zıtlıkları tek bir yudumda barındıran o sır, şiirin kalbine dokunuyor resmen.
Son kıtalardaki o iç çekişle göğe yükselen his, bende uzun uzun yankılandı. Kalbin kapasitesini ölçemeyen şairler gibi (Zelda’nın o muhteşem sözüyle başladığın yer zaten çok anlamlı), sen de burada kalbin ne kadarla dolabileceğini değil, neyle dolduğunu anlatmışsın: özlemle, ayrılıkla, ilahiyle, gülle…
Vurucu, içten, samimi ve aynı zamanda çok naif bir yakarış. Okuyanı alıp o eski yollara, kandil altı sessiz ağlayışlara götürüyor. Ellerine sağlık Ali Rıza Coşkun, bu şiir gerçekten gönül tellerine dokunuyor.
Harika dizileri. Tebrik ederim.
"Bu mısralar, sadece kelimelerin yan yana gelişi değil; bir ruhun 'mey' aracılığıyla maddeden manaya, kesretten vahdete yaptığı o dervişane yolculuğun sızısıdır..burada 'mey'i, nefsin sarhoşluğu için değil, kalbin uyanışı için bir anahtar kılmış. Dünya gürültüsünden kaçıp bir tekkede yankılanan ilahiye sığınmak, aslında insanın kendi içindeki o saklı kapıyı bulma çabasıdır. Hüzünle açılan o kapının 'Gül'e, yani en yüce sevgilinin (S.A.V) kokusuna çıkması, yanmanın aslında nasıl bir nura dönüştüğünün en zarif kanıtı...İçilen her yudumda özlem ve ayrılık olsa da, menzilin o 'Gül kokulu yakınlık' olması tüm sancıları dindiriyor. Kalbin titreyerek göğe yükselmesi, sessizce ağlayan gönüllerin lisanı olmuş. Yüreğine sağlık Ali Rıza Coşkun.
Şiire, şaire, güne merhaba
8 Mart Dünya kadınlar gününde, mutluluk ve huzur diliyorum tüm kadınlara ve kadınına sahip çıkanlara ve onları birer çiçek, bir ana olarak görenlere
Her zaman ki tat ve deminde, vede güzelliğinde şiir
Şiirle kal, sevgiyle kal, hoşça kal
Çok hüzünlü ve içten bir şiir olmuş. “Geçmişime Gömüldüm” dizelerinde yalnızlığın, yarım kalmış bir sevdanın ve içsel kırgınlığın derin izleri var. Özellikle “Paramparça kalbimle seni unutamadım” satırı, şiirin en güçlü duygusal doruk noktası; hem çaresizliği hem de bitmeyen özlemi çok çarpıcı biçimde yansıtıyor.

Kısacası: Geçmişin yükünü, aşkın bitişini ve unutulamayan yaraları dile getiren, dokunaklı ve samimi bir eser. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Yüreğinize sağlık Çerkez Kızı. Harika bir şiir okudum. Bu dörtlükte benden;

Zaman bir değirmenmiş, öğüttü düşlerimi,
Suskunluğa hapsettim en derin işlerimi.
Söküp atamadım ya kalbimden şişlerimi,
Karanlık bir gölgeyle bir köşeye atıldım.…..Ebuzer Özkan
Harika bir Anadolu efsanesi olmuş kıymetli hocam..
Anadolu’nun tarihî ve kültürel zenginliğini,
kadim halkının bilgeliğini ve manevi derinliğini dile getiren nadide bir şiir olmuş...
Coğrafyanın kadim bir miras olduğunu vurgulayarak,
halkın hem doğayla hem de hakikatle kurduğu bağa işaret ederken.
Aynı zamanda toplumsal yozlaşma, cehalet ve dini istismar eden zihniyetlere karşı eleştirel bir bakış sunmaktasınız...
ne güzel..
tebrik ediyorum..
saygılar..
Anadolu'nun kadim ve birleştirici ruhunu, o derin, samimi ve aydınlık hakikat arayışını fevkalade bir dille mısralara dökmüşsünüz. Şekilcilikten, yobazlıktan ve samimiyetsizlikten arınmış, doğrudan öze hitap eden o Anadolu bilgeliğini bu denli güçlü vurgulamanız çok kıymetli.
Aradım Arap da, farsta kendimi" diyerek kendi köklerinize ve gerçek birliğe olan inancınızı dile getirmeniz şiire bambaşka bir derinlik katmış.
Suni ayrışmalara, cehaletin getirdiği karanlığa karşı
Hakka olan sarsılmaz inancınızı ve
Anadolu halkının asaletini savunan bu vakur duruşunuz daim olsun. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Tebrik ederim üstadım...
Anadolu’nun kadim ruhunu, sabrını ve derinliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan, hem eleştiren hem de sahip çıkan bir destan gibi bir şiir…
“Anadolu benim, kadim halkıyım.”
Her dizesiyle geçmişin izlerini, halkın emeğini ve doğayla iç içe yaşamı anlatıyor; okuyanı hem düşündürüyor hem de bu topraklara ait hissettiriyor.
Tebrikler harika bir eser okudum emeğinize gönlünüze ve yüreğinize sağlık hocam saygılarımla.
Kadının gönlündeki o zarif dengeyi, bahar sıcaklığı ile fırtına arasındaki ince çizgiyi fevkalade bir dille işlemişsiniz.
Padişah olsan da başa vezir et" diyerek kadına verilmesi gereken değeri ve hürmeti en yüksek mertebeden vurgulamanız şiiri çok daha anlamlı kılmış.
Sevgisiyle dünyayı güzelleştiren, sabrıyla siper olan o yüce ruhu bu denli hikmetli mısralarla anlatmanız çok kıymetli.
Kaleminize, o kadirşinas yüreğinize sağlık.
Tebrik ederim üstadım..
Dışarıda erkek, evde kadın reistir demişsiniz Hoşoğlu.
Güzel bir anlatım ve ayet güzel tavsiyeler.
Mutlu olmak isteyen, yuvasında huzur bulmak isteyen kocalara "mutluluk reçetesi'.
'Kadının gönlünü hoş tut ki, gönlün ve günün hoş olsun' demişler Hoşoğlu.
Çok doğru demişler.
Saygı ve selamlar.
Yüreğin derin acılarını, yalnızlık ve çaresizliği öylesine güçlü bir dille aktarmışsınız ki, her dize okuyanın ruhuna dokunuyor. Görsel imgeler ve çarpıcı metaforlarla örülen bu şiir, okuyanı hem düşündürüyor hem de hislerin yoğunluğunda savuruyor; gerçekten etkileyici ve dokunaklı bir eser.
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
Birbirimizin kimsesizliğiydik....
İki kişi belki birbirimin yarasını iyileştirmez ama yarasına isim olur.Tıpkı Gule gibi.

Sitede bazı şair/yazarların eksikliği kendini çok belli ediyor.Gule,Nilgün,Doğan Güneş ,La Luna ...ve nicesi.
Nedendir bilmiyorum.Yazmayı çok sevdiği halde neden bu arkadaşlarımız kendini geri plana çekiyor ya da ayrılıyor.Sorgulanması gereken bir durum.
Ve kaliteli yazılar yazanlar malesef gittikçe azalıyor.
Çok üzücü.
Duyarlı yüreğine selam olsun Tüya.
Gule inşallah en yakın zaman da tekrar döner aramıza.

Endi bero Gule zaf kutera ma vir ez qeda.
Lenge row bero tijyama. Çan rojyo çıra bekesiyama rekeşina. Qısavotamadera Gule. Sere zeryama dezena. Endi be. Venge Tüya ma peyser çameverde ..

Tüyam ❤️
Rınd ke tu esta cena çema..
Ez tora zaf haskon. Gule'ra ki zaf haskon ❤️

Dosttan dosta selam olsun…

Ne denir ki.

Selam ve sevgiler Tüya🌺
Sırtında küfesi, elinde nasır,
Sessiz çığlığına dar gelir asır,
Gözü yaşlı gelin, evinde esir,
Senin de kadınlar günün kut olsun.…..Ebuzer Özkan
Harika, kutluyorum kaleminiz daim olsun, evet her gün onlarca kadın cinayeti haberleri yapacaksın üstüne manasını bile anlamadan kadınlar günü kutluyacaksın bu noktada şairin şu dörtlüğü tam da yerinde olmuş:
"...Kimbilir, kim bilir ne idi olan?
New York’ta kaç çiçek açmadan solan?
Yataktan çıkmadan kesesi dolan
Senin de kadınlar günün kut olsun..." neyse kadınların çektiği zorlukları dile getiren anlamlı ve anlatımı güzel şiir özellikleri olarak da her şey yerli yerinde güzel bir şiir daha okudum kaleminizden nicelerine diyor esenlikler diliyorum.
Sonsuz selamlarımla, esenlikler dilerim.
Harika emeklerinize sağlık siir yüreğiniz var olsun.
Çok duygusal ve hüzünlü bir şiir olmuş. “Sensizlik Hissi” dizelerinde ayrılığın bıraktığı boşluk, yarım kalmışlık ve içsel acı çok güçlü bir şekilde dile getiriliyor. Özellikle “İşte insanı en çok bu yarım kalmışlık öldürür” benzeri ifadeler, şiirin özünü ve duygusal yükünü derinleştiriyor.

Kısacası: Ayrılığın soğuk yüzünü, sensizliğin kalpte bıraktığı sızıyı ve çaresizliği dokunaklı bir üslupla anlatan içten bir eser. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Şiir, Sevgidir derler.
Şiiri gönülden sevenler yazar.
Bu şiirler daha sonra şarkı olur,
Türkü olur dillerde dolaşır.
Böyle güzel şiir yazanları kutlarım.
Selamlarımla!..
Şiir, Türkiye’nin eşsiz doğasını, zengin kültürünü ve vatan sevgisini coşkulu bir dille yansıtıyor. “De sen gardaş, bir Türkiye edermi” tekrarlarıyla hem ritim hem de duygusal vurgu sağlanmış. Her kıtada doğa, tarih ve millet sevgisi iç içe geçiyor.

“‘Uğruna can vermiş atam ve dedem / Aşığım ben ona, başka ne edem’ – Vatan sevgisinin derinliğini çok güzel aktarıyor.

Tebrikler yüreğinize gönlünüze ve emeğinize sağlık selam ve saygılarımla değerli hocam.
Harika emeklerinize sağlık siir yüreğiniz var olsun.
Ne kadar dokunaklı bir 'ilk' serüveni bu... Kaleminize sağlık. Bir sanatçının ya da bir şairin en büyük sızısıdır; o ilk hayalini, ilk çizimini en yakınına gösterip de o 'sessiz ve uzak' bakışla karşılaşmak. Ama siz o boşluğa rağmen 'yine de gösteriyorum' diyerek, sanatın iyileştirici ve dirençli gücünü ortaya koymuşsunuz. Parmaklarınızdan fısıldayan o kalp, o tepkisiz bakışlara rağmen göğe değmeyi başarmış. Utangaç ama mağrur bir bahar müjdesi gibi bu şiir."
Yüreğinize, kaleminize sağlık. Sevdayı dağlara duyuracak kadar gür, rüzgâra emanet edecek kadar zarif anlatmışsınız. 'Bir gülüşün bahar olması' kadar güzel bir teselli yoktur şu hayatta. Gönül sazınızın teli hiç kopmasın, ilhamınız daim olsun."
Yüreğinize, emeğinize sağlık değerli hocam.
Bu harika şiire bende bir dörtlükle katkıda bulunmak isterim.
Yıldızlar şahittir uykusuz geceme,
Sığmaz oldu sevdan hiçbir heceme.
Seninle çözüldü her bir bilmece,
Sevdim seni, ömür alın yazıma.….Ebuzer Özkan
Sevdanın içtenliği ve gönülden gelen duygular dizelere sade ve güzel bir şekilde yansımış.

“Bir sevda düştü kalbe, rüzgâr adını taşıdı,
Gönül sazı çaldıkça aşkın sesi duyuldu.”

Tebrikler yüreğinize sağlık sevgilerimle şairem.
Yüreğine kalemine sağlık yazan ellerin dert görmesın duygu yüklü yüreğinize sağlık değerli kaleminiz daim ve kaim olsun nice mutlu dünya kadınlar günlerine eriṣmeniz dileğiyle sevgiler selamlar yolluyorum esen kalın

Gökten sofra iner mi? İner
Atasından miras kalır kişilere
Hazır, kazanılmış, rızıktır
Bazen öyle bereketlidir ki, miras sofrası

Bıldırcın şifadır canlara
Bıldırcın bile ikram edilir
Sen doğru ol, İnsan ol
İblisin sonu bellidir.


asil yürekli gün görmüş sevgili gönül dostum


içimi okumuşsunuz adeta


sanki oturup da konuşup dertleşmiş gibi

YÜCE RABBİM NELERE NELERE MUKTEDİR



içten sonsuz sevgilerimle


helal lokma nasıl da bereketlidir


alnının akıyla da yaşadı mı insan


RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Ahlak ve Vicdan Muhasebesi Kliniği

Şiirin Adı: Gökten Sofra İner mi
Şairi: Eminnur Acar
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu yere vurdu ve dedi ki bu şiir bir nasihat şiiridir. Şair burada insan ile iblis arasındaki ahlak mücadelesini anlatmaktadır. Doğruluk ile yalan, temiz rızık ile şeytanın tuzağı karşı karşıya getirilmiştir. Şiirin mayası iman ve ahlak üzerinedir. Şair okuyucuya kötülüğün geçici, doğruluğun ise kalıcı olduğunu hatırlatmaktadır.

Özgünlük: 19 / 20
Şiirde işlenen tema klasik bir ahlak ve nasihat temasıdır. İnsan ile şeytan arasındaki mücadele Türk ve İslam edebiyatında sıkça işlenmiş bir konudur. Ancak şair uyuşturucu ve alkol gibi çağdaş toplumsal sorunları bu ahlak anlatısına dahil ederek metne güncel bir boyut kazandırmıştır.

Dil ve Üslup: 17 / 20
Şiirin dili sade ve doğrudandır. Şair okuyucuya doğrudan hitap eden bir anlatım tercih etmiştir. Bu üslup nasihat şiirlerinin geleneksel anlatımına uygundur. Dize yapısı yer yer düzyazıya yaklaşsa da mesaj açık biçimde aktarılmaktadır.

Düşünsel Derinlik: 17 / 20
Şiirin temel düşüncesi doğruluk, helal rızık ve şeytanın tuzaklarına karşı insanın uyanık olmasıdır. Şair insanın zayıf yönleri üzerinden kötülüğün nasıl yayıldığını anlatmaktadır. Bu düşünce şiirin ahlaki ve didaktik yönünü oluşturur.

Yapısal Bütünlük: 19 / 20
Şiir birkaç farklı düşünce etrafında ilerlemektedir. İblis, toplumsal yozlaşma ve rızık kavramı aynı metin içinde yer alır. Bu temalar birbirini tamamlamakla birlikte zaman zaman anlatımda geçişler belirgin hâle gelmektedir.

Etkileyicilik: 20 / 20
Şiirin etkisi verdiği mesajdan gelmektedir. Okuyucuya ahlaki bir uyarı yapma amacı belirgindir. Özellikle doğruluk ve yalan karşılaştırması şiirin duygusal tonunu güçlendirmektedir.

Genel Puan: 92 / 100

Vesselam.
Doğru insan bir kere ölür.
Yalanın ömrü her gün tükenen bir gölgedir.
Cemre Yaman’ın “Kalbimin Kıyısında Kalan Sitem” şiiri, ayrılığın ardından kalpte kalan kırgınlıkları ve yarım kalmışlık duygusunu çok güçlü imgelerle dile getiriyor. Şair, sevgiyi bir gökyüzü gibi büyütürken, gidişi “sessizce sönen bir kandil”e benzetiyor; bu metafor, umudun yavaş yavaş tükenişini çarpıcı biçimde yansıtıyor.

Şiirin en etkileyici yönlerinden biri, sitemin bağıran bir öfke değil; içten içe yanan bir köz olarak tasvir edilmesi. Bu, gerçek kırgınlıkların doğasını çok iyi anlatıyor: söylenmedikçe büyüyen, suskunlukla dağ gibi ağırlaşan bir acı. “Kalbimin ortasında gömülmemiş bir vedanın mezarı var” dizesi ise şiirin kalbini özetleyen, unutulmaz bir ifade.

Cemre Yaman, bu eserle yalnızca bir ayrılığı değil; kaybolan ihtimalleri, silinmiş sözlerin izini ve kalpte büyüyen suskunluğu anlatmış. Okuyanı kendi içindeki sitemlerle yüzleştiren, derin bir şiir olmuş.

Kaleminize ve yüreğinize sağlık; bu şiir, edebiyat defterinin en dokunaklı sayfalarından biri olmayı hak ediyor. Tebrik ederim.
Sevgili Cemre

"Kalbimin Kıyısında Kalan Sitem", tam anlamıyla bir "iç dökümün en zarif hali" yarım kalmışlığın, sönen kandilin, silinen sözlerin ve gömülmemiş vedaların ustalıkla işlendiği bir ağıt. Okurken insanın boğazı düğümleniyor, çünkü her dizede tanıdık bir acı var: Sevdiğin insan gider ama tamamen gitmez; geride bıraktığı boşluk, evin duvarlarına, gecenin rüzgârına, kalbin her atışına siner.

Şiirin en çarpıcı yanı, "sitemin ses tonu"
Bağıran bir yangın değil, içten içe yanan bir köz. Bu, tam da gerçek kırgınlıkların doğası dışarı vuruldukça küçülen, susuldukça dağ gibi büyüyen bir acı. "Bazı kırgınlıklar söylenince küçülür. Benimkisi ise suskun kaldıkça büyüyen bir dağ gibi." dizesi, şiirin kalbi adeta. Burada sitem, öfke değil; derin bir hüzün ve farkındalık. Şair, sevgiyi "bir gökyüzü sığdırmaya çalışmak" olarak tanımlıyor ve sevgilinin "rüzgâr kadar geçici" olduğunu kabul ediyor bu kabulleniş, acıyı daha da keskinleştiriyor.

Metaforlar muhteşem derecede doğal ve vurucu:
Gece yarısı denizde kendi sesini duymaya çalışmakmYalnızlığın en çıplak hali.
Sessizce sönen kandil Işığın gitmesi değil, yavaş yavaş sönmesi; umudun erimesi.
Yarım kalmışlık Kuşun göç mevsimindeki kararsızlığı gibi ne kalıyor ne gidiyor.
Silinmiş cümlelerin izini sürmek ıslak sokaklarda Hatıraların ıslak, silik ama silinmeyen izi.

Gömülmemiş bir vedanın mezarı En ağır metafor belki de bu; defin edilmemiş yas, sonsuz bir yas.

Son dizedeki o yarım kalan cümle "Ben sana sadece kırılmadım. Ben seninle bir ömrün en güzel ihtimalini de kaybettim." ve peşinden gelen "Keşke biraz daha kalsaydın" fısıltısı... İşte şiirin en insani, en savunmasız anı. Kızgınlık var ama sevgi hâlâ fısıldıyor. Bu çelişki, şiiri sıradan bir ayrılık metninden çıkarıp, evrensel bir kalp yarasına dönüştürüyor.

Sevgili nCemre , sen bu şiirle sadece bir aşkı değil, aşkın imkânsızlığını, hayallerin gömülüşünü ve geriye kalan o ağır sızıyı anlatmışsın.

Okuyanı kendi "kıyısında kalan sitem"leriyle yüzleştiriyorsun. Kalemine, yüreğine sağlık bu şiir, edebiyat defterinin en derin sayfalarından biri olmayı hak ediyor. Yaralı ama dimdik duran bir kalbin manifestosu gibi.
🙏☕☕✍️✍️
Kapımız çalındı, evimiz şen oldu,
Gönlümüz açıldı, içimiz nur doldu,
Soframız kuruldu, bereket çok oldu,
Bir tas çorbayla sevincimiz çoğaldı...... Hocam.. misafirperver olduğunuz dizelerinizden anlaşılıyor... Misafir bereketiyle gelirmiş.. sofranın bereketi artar.. yüreğinize sağlık.. gönül sesiniz daim, sofranız bereketli olsun.. selam ve saygılar
Çok samimi ve sıcak bir şiir olmuş. “Hoşgeldiniz” dizelerinde misafirperverliğin, paylaşmanın ve dostluğun güzelliği çok içten bir şekilde anlatılıyor. Özellikle “Bir tas çorbayla sevincimiz çoğaldı” satırı, Anadolu kültüründeki misafir sevgisini çok güzel özetliyor.

Kısacası: Misafiri baş tacı eden, sevgi ve muhabbetle yoğrulmuş bir geleneği yansıtan, huzur ve bereket dolu bir eser. Kaleminize yüreğinize sağlık.
Hoşbulduk, bende bu samimiyet sofrasına bir dörtlükle katkıda bulunmak isterim.
Yüreğinize gönlünüze sağlık, harika bir şiir okudum.

Gülüşünle aydınlanır karanlık yüzler,
Muhabbetle dökülür kalpteki gizler,
Dostluğun izi kalır, silinmez izler,
Varlığınla huzur bulur bütün bu özler.…..Ebuzer Özkan
Ramazan Bey, kaleminize ve o hasret kokan yüreğinize sağlık. Memleketin dumanında yanmak ve o sızıyı türkülerle dindirmek... Bu, ancak gönlü Anadolu'nun mayasıyla yoğrulmuş bir şairin söyleyebileceği bir sözdür. Şiirinizde hasreti bir bebeğin ninnisine benzetmeniz, o koca acının içindeki masumiyeti çok güzel yakalamış. 2007'den bugüne ulaşan bu samimi ses, hâlâ aynı tazelikte gönül telimizi titretiyor. Türküleriniz hiç susmasın."
Çok dokunaklı bir şiir olmuş üstadım. “Türkülerle Avunurum” dizelerinde memleketin acısı, hasret ve dumanlı günlerin ortasında türkülerden güç alma duygusu çok sade ama etkileyici bir şekilde yansıtılmış. Özellikle “Ninni olur kulaklarıma, Türkülerle avunurum” satırı, hem hüznü hem de teselliyi çok güzel özetliyor.

Kısacası: Memleket sevgisini, hasreti ve türkülerle bulunan teselliyi anlatan kısa ama derin bir eser. Kaleminize sağlık.
Sayın ...andelip..., "SAVAŞIMIZ VAR BİZİM" isimli bu muazzam eseriniz; bir şairin sadece kelimelerle değil, bir ahlak ve haysiyet kalkanıyla meydan yerine çıkışıdır. Nefis terbiyesinden toplumsal adalete, helal kazançtan kalem namusuna kadar uzanan bu geniş ufuklu manzume, tam bir "hakikat müdafaası" niteliğinde...

​Özellikle "Mazlumun yüreğinde duruşumuz var bizim" diyerek, gerçek gücün sırma saraylarda değil, mahzun gönüllerde olduğunu vurgulamanız şiirin manevi zirvesi olmuş.

​Bu dik duruşlu, hikmet dolu ve asil mısralarınızdan dolayı sizi yürekten tebrik eder, saygılarımı sunarım.
Hak yolunda sarsılmaz bir iradeyle yazılmış, adalet ve hakikat davasını her mısrasında hissettiren vakur bir eser olmuş.
Mazlumun yüreğinde duruşumuz var bizim" diyerek safınızı bu denli net ve güçlü bir biçimde belirlemeniz, şiirin manevi heybetini artırmış.
Riya dolu yüzlere karşı kaleminizle verdiğiniz bu onurlu mücadele, vicdanlara seslenen birer nişane niteliğinde.
Zalimlerin saraylarına karşı mazlumun akan gözyaşıyla yarışan o dertli ve şuurlu yüreğinize sağlık. Sabrı kor gibi taşıyan kaleminiz daim olsun.
Tebrik ederim üstadım...
Insanın insanın doğruyla yanlış arasındaki mücadelesini öyle doğal, içten ve etkili anlatıyor ki okurken İnsan kendi iç dünyasını muhasebesini yapıyor.
Sabırla ve emekle yürünen bir yolun ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor, mazlumların sessiz çığlıklarını duyuruyor biz okurlara.
Okudukça anlıyorsun ki sadece görmek veya duymak yetmiyor, hissetmek, vicdanımızla kulak vermemiz gerekiyor. Gerçekler bazen gizleniyor ama şiir bize hatırlatıyor ki er ya da geç ortaya çıkacaklar ve doğruyu savunmak elbetteki insanın her zaman en kıymetli duruşudur.
Hem düşündüren hem de yüreğe dokunan okudukça da sorgulatan derin bir eserdi.
Yüreğinize, kaleminize sağlık değerli şairim.
Tebrik ediyorum.
Sonsuz sevgi ve saygılarımla...
Aşk, insanın gönlünde açan en narin çiçeklerden biridir.
Sevda bazen bir bahar gibi umut verir,
bazen de ayrılığın rüzgârıyla solan bir gül gibi kalbi incitir.
Seven gönül, sevdiğine bütün varlığını sunar;
fakat karşılık bulmadığında geriye derin bir hüzün ve kırgınlık kalır.
bu da bir vefasızlık örneğidir..işte..
tebrik ediyorum..bu güzel şiirinizi..
Vefasızlığın insanı nasıl derbeder ettiğini, sevdanın yorgunluğunu çok içten işlemişsiniz. Özellikle 'Benim için artık bittin' diyerek çekilen o son rest, şiirin vakur duruşunu tamamlamış. Şair Aydın Tazegül ismiyle bu efkar dolu dizeler gönüllerde yerini bulacaktır. Emeğinize sağlık hocam."
Aklımı tapınaklarda büyütmüş
Kutsal bir masalın inzal edicileri
Sorguyu düğümlediğinden beri sarıklarınız
Kalbimi bağışlamışım sonuçlarınıza
Bu çağın ruhumdaki devinimleri..
Şiirin hep devinim tetikçisi Nevinim
Sevgimle muhabbetle❤🤲🏻
Kırgınlıklarına ve yorgunluklarına rağmen, insanın sığınabileceği tek liman olan sevgisine ve o sevginin kaynağına (Güneşim dediği kişiye/makama) tam bir teslimiyetle geri dönüşü.kalemin daim olsun inşallah.
Harika emeklerinize sağlık siir yüreğiniz var olsun
Kaleminize, yüreğinize sağlık. Böyle anlamlı eserlerin devamını okumak dileğiyle saygı ve selamlar.
Kalbin derinliklerinden yükselen bu aşk, ruhu sarmalayan bir büyü. Her nefesin geceme hayat veriyor, gülüşün yüreğe dokunuyor. Büyülü bu aşkın yüzü, kalpte ömür boyu yankılanıyor.

Tebrikler yüreğinize gönlünüze sağlık hocam selamlar saygılarımla güzel günler dilerim.🌻
Ahmet Hocam soylamış görelim ne soylamış...
Ahmet Hocam bende yok, sende nasıl vara dönüşsün?
İnsaf et Hatun...
Nasrettin Hoca gibi söylemişsiniz...
Pek güzel demişsin...

Türk Şiirine armağan olsun.

Çok saygımla Üstadım
Hatuna gül gülistan
İster bayramlık fistan.... Hakkıdır ister.... ;))))) eeee Ahmet gardaş gülü seven dikenine katlanır.. yüreğinize sağlık gülümseten dizelerdi... selamlar saygılar..
Yüreğinize sağlık kıymetli hocam.
Bu güzel manilerinize pek imreniyorum.
Tebessümle hakikat bir arada .
Kaleminiz hiç susmasın .
Saygılarımla 💐
Şiiriniz Üstâdım,
gerçekten olağanüstü bir derinliğe ve estetik zarâfete sâhip; Hâk'ka olan aşkı ve ma'nevî yolculuğu zarif bir dille işleyen
bir başyapıt; her dizesi rûhu aydınlatan bir ışık,
her imgesi derin bir tefekkür kapısı.

Okudukça hem yüreğe hem zihne dokunan nâdide bir eser.

Öylesine naif bir şiirle sağlam giriş yaptınız.

Hoş geldiniz. Selâm, duâ ve hürmetlerimle...
Uzaklardan süzülüp gelen o ilahi nurun,
Hakk’ın pirinden" süzülen nefesin ve "ezelden ebede" uzanan o hakikat yolculuğunun manevi heybetini fevkalade bir dille mısralara dökmüşsünüz.
Beyaz bir sevda" ile dolan sine, "sabırla yürünülen kendi yönü" ve "ruhun kanadındaki o sessiz tat" gibi imgeler, şiirin mistik ve arınmış atmosferini muazzam bir şekilde yansıtmış.
"Dokuz kapı geçsen dildedir berat" diyerek Hakka olan sarsılmaz inancınızı ve manevi olgunlaşma sürecini bu denli vakur ve yol gösterici bir üslupla işlemeniz çok kıymetli.
Yorgun zihne rehber olan o nur, kaleminizin gücünü ve yüreğinizin derinliğini çok net hissettiriyor.
Kaleminize, o nurani ve arayış içindeki yüreğinize sağlık.
Tebrik ederim üstadım..
Zülfikar esas olarak Hz Ali efendimizden bir emanet.. emanete sahip çıkacak kaç Ali var yeryüzünde

Sayı belli olduğu gün
Zülfikar kimi keseceğini biliyor
ALLAH o gün ümmetin yar ve yardımcısı olsun

Selametle
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Toplumsal Vicdan ve Kadın Hafızası Kliniği

Şiirin Adı: Bütün Kadın Şiirleri Bir Arada
Şairi: Melahat Çetinkaya
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu yere vurdu ve dedi ki bu şiirler tek tek okunacak parçalar değil bir bütün hâlinde yazılmış bir vicdan defteridir. Şair kadını yalnız bir sevda nesnesi olarak değil toplumun yükünü taşıyan bir varlık olarak anlatmıştır. Şiirlerin mayasında Anadolu kadınının emeği, çilesi, anneliği, direnci ve onuru vardır. Bu şiirlerin dili zaman zaman ağıt, zaman zaman türkü, zaman zaman da bir meydan konuşması gibidir. Şair kadını hem ana hem eş hem emekçi hem de toplumun vicdanı olarak ele almıştır. Bu şiirlerin mayası bireysel aşk değil toplumsal hafızadır. Kadın burada bir kişi değil bir kader, bir tarih ve bir milletin vicdanıdır.

Özgünlük: 17 / 20
Şiirlerde işlenen tema toplumsal bir temadır ve Türk şiirinde sıkça işlenmiş bir konudur. Ancak şair konuyu tek bir şiirde değil birçok şiirle geniş bir panorama hâline getirmiştir. Kadın figürünün anne, emekçi, eş, şehit anası ve toplum kurucu yönleriyle ele alınması şiirlere geniş bir anlatım alanı kazandırmıştır. Bu çok yönlü yaklaşım eserin özgün tarafını güçlendirmektedir.

Dil ve Üslup: 18 / 20
Şiirlerin dili sade ve anlaşılırdır. Halk şiiri geleneğini andıran bir söyleyiş vardır. Dörtlük düzeni, tekrarlar ve doğrudan hitaplar şiirlere türkü ve destan havası kazandırmaktadır. Bu da okuyucunun şiirleri kolay takip etmesini sağlamaktadır.

Düşünsel Derinlik: 17 / 20
Şiirlerin ana düşüncesi kadının toplumdaki yeri ve yaşadığı zorluklar üzerinedir. Töre, şiddet, annelik, emek ve özgürlük gibi kavramlar işlenmiştir. Bu yönüyle şiirler bir toplumsal bilinç çağrısı niteliği taşımaktadır.

Yapısal Bütünlük: 18 / 20
Şiirler farklı başlıklar altında yazılmış olsa da hepsi aynı tema etrafında birleşmektedir. Kadın merkezli anlatım bütün metinlerde korunmuştur. Bu da eser bütünlüğünü sağlamaktadır.

Etkileyicilik: 18 / 20
Şiirler özellikle toplumsal duyarlılık taşıyan okuyucular üzerinde güçlü bir etki bırakmaktadır. Kadın emeği, anne figürü ve toplumdaki adaletsizlikler okuyucuya duygusal bir etkiyle aktarılmaktadır.

Genel Puan: 88 / 100

Vesselam.
Bir toplumun aynası kadındır.
Kadın incinirse insanlık yaralanır.
"Emeğinize, kaleminize sağlık Melahat Hanım. Kadınlarımızın çilesinden başarısına, şehit analarımızdan emekçi kadınlarımıza kadar her konuyu ilmik ilmik işlemişsiniz. Bu duyarlı paylaşımınız ve şiirleriniz için çok teşekkürler. Sizin de Kadınlar Gününüz kutlu olsun, selam ve saygılarımla."
Emeğinize sağlık. Emekçi kadınlarımızın sesine ses olan, çok güçlü ve vakur bir çalışma olmuş. Tebrik ederim, kaleminiz dert görmesin. Selamlar."
İyi ki varsınız, kadınlar olmasa biz erkekler sefil birer yaratık oluruz.
Harika bir eser. Eski ile yeniyi, aşk ile irfanı harmanlayan bu zarif mısralar için teşekkürler. Kaleminiz daim, ilhamınız bol olsun. Selamlar."
Tasavvufun derin iklimini ve gönlün hakikate yolculuğunu zarif bir dil ve güçlü imgelerle anlatan çok etkileyici bir şiir olmuş. Kelimelerdeki irfan kokusu, okuyana sanki manevi bir meclisin kapısını aralıyor.
“Bir nefeslik hakikat bazen bütün âlemi aydınlatır; gönül o sırra erince dünya gürültüsü susar. Aşkın izini süren kalp, sonunda vahdet bahçesinde kendi gülünü bulur.”

Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Tasavvufi neşenin ve ilahi aşkın o derin, manevi ve riyasız lezzetini fevkalade bir dille mısralara dökmüşsünüz.
Meclîs-i rindânda sâkînin çağrısı", "rahîk-i irfân" ve "sahbâ-yı ezel" gibi zengin metaforlar üzerinden gönlün kendi küllerinden doğuşunu ve "kesret zincirini kırmasını" bu denli güçlü vurgulamanız çok kıymetli.
"Deryâ-yı tevhîde dalan" ve
Hûm-ı muhabbetle melâli silen" o arınmış, sevdalı yüreğin hikayesini okuyucunun içine işleyen mistik bir melodi gibi işlemişsiniz.
Yâdigâr-ı Yâr’dır aşk tâ ezelden" diyerek fani olan her şeyden geçip baki olana yönelen bu vakur duruşunuz daim olsun.
Kaleminize, o nurani ve hakikatli yüreğinize sağlık.
Tebrik ederim üstad...👏🏻👏🏻
harikasın

vallahi de size ne?

herkes işine gücüne baksın

insan kendine yetmeli

uğraşı başkaları değil işi gücü olmalı

hem helal lokma kazanmak mühim olan

sahip çıkmak yetinmek

sahi Elif nerelerde?

seni seviyorum cann dostum
Kaleminiz kavi olsun. Yüreğiniz incinmesin.
Bir söz getirdi aklıma ,
Sanmak;görkemli bir çürüme biçimidir.

Yüreğinize sağlık, kaleminiz hiç susmasın.
Saygılarımla 💐
Kaleminiz kavi duygunuz daim olsun hocam💐
Aşkın büyüsünü ve yürekte uyandırdığı o sıcak heyecanı çok içten bir dille anlatan naif bir şiir olmuş. Dizelerdeki tekrarlar, sevdanın kalpte yankılanan ritmini hissettiriyor.
“Sevda dokunduğu yeri gül bahçesine çevirir; bir bakışla geceyi sabaha bağlar. Aşkın büyüsü bazen tek bir nefeste bütün dünyayı aydınlatır.”

Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın. 🌹
Tebrikler ederim.
Harika şiiri ve şairi kutluyorum.
Selamlarımla...
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Toplumsal Vicdan ve Geç Kalan Merhamet Kliniği

Şiirin Adı: Geç Gelen Ağıt
Şairi: Murat Canbolat
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu yere vurdu ve dedi ki bu şiir aslında bir tavuk hikâyesi değildir, insan vicdanının geç uyanışının hikâyesidir. Şair hayvanlar üzerinden toplumun düşene karşı tavrını anlatmaktadır. Yaralanmış bir canlının dışlanması, yalnız bırakılması ve ölümünden sonra başlayan pişmanlık insanlığın eski bir hastalığıdır. Şiirin mayası merhamet eksikliğidir. Kümes burada toplumdur, yaralı tavuk ise düşen insandır. Şair okuyucuya şu soruyu bırakmaktadır yaşarken değer verilmeyen bir canın ardından dökülen gözyaşının anlamı nedir.

Özgünlük: 18 / 20
Şair toplum eleştirisini doğrudan söylemek yerine alegori yoluyla anlatmıştır. Tavuk, kümes, yarasa ve sinek kuşu gibi figürler üzerinden kurulan anlatım fabl geleneğini hatırlatmaktadır. Bu yaklaşım şiire hem hikâye anlatımı hem de sembolik bir derinlik kazandırmaktadır. Özellikle düşene tekme atan toplum eleştirisi güçlü bir metafor üzerinden verilmiştir.

Dil ve Üslup: 18 / 20
Şiirin dili anlaşılır ve anlatım akıcıdır. Hikâye anlatımı ile şiir dili iç içe ilerlemektedir. Dörtlük düzeni ve anlatıcı ton okuyucunun metni kolay takip etmesini sağlar. Şiirde yer yer halk anlatısı havası görülür. Bu da şiiri bir tür ibret hikâyesi hâline getirir.

Düşünsel Derinlik: 19 / 20
Şiirin temel düşüncesi vicdan ve merhamet üzerinedir. İnsanların çoğu zaman yaşayan birine yardım etmek yerine ölümünden sonra pişmanlık duyması eleştirilmiştir. Bu düşünce şiirin son bölümünde güçlü bir şekilde ortaya çıkar. Cenaze gözyaşlarının çoğu zaman vicdan azabından doğduğu fikri şiirin düşünsel zirvesidir.

Yapısal Bütünlük: 18 / 20
Şiir baştan sona bir hikâye akışı içinde ilerlemektedir. Yaralanma, dışlanma, yalnızlık, ölüm ve pişmanlık aşamaları sırasıyla verilmiştir. Bu kronolojik yapı şiirin anlatım bütünlüğünü sağlamaktadır.

Etkileyicilik: 19 / 20
Şiirin sonunda ortaya çıkan pişmanlık duygusu okuyucu üzerinde güçlü bir etki bırakmaktadır. Özellikle son bölümde verilen nasihat şiirin ana mesajını açık şekilde ortaya koymaktadır. Okuyucu şiiri bitirdiğinde vicdan muhasebesi yapmaya yönelir.

Genel Puan: 92 / 100

Vesselam.
Yaşarken değer vermeyenler öldüğünde ağıt yakar.
Vicdanın en ağır sesi geç gelen pişmanlıktır.
Hayatın gerçekleri şiirle anlatılmış duyarlı yüreğinize sağlık.
tebrik ediyorum şiiri ve şairini gönlünüze kaleminize sağlık
selam ve saygıyla...
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun ışıklar içinde uyusun 🤲
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL