Şerefle bitirilmesi icap eden en ağır vazife hayattır. -- toegueville

Dün seçilen etkili yorumlar

Güzel şiirdi, ziyadesiyle duyguluydu;
Şarkı tadında olan bu şiir muhteşemdi;
Haz alarak beğeni ile okuduğum bu nadide eseri ve değerli şairimi yürekten kutluyorum, selam ve saygılarla, nice böyle şahane şiirlere.
Orkide şiiriniz kokusuyla ve zerafetiyle bir su gibi aktı geçti... Ne güzel bir şiir okudum. Gönlünüz abat olsun şairem. Saygılar selamlar
hep umudum vardı insandan yana

insan gibi insan belledim herkesi


sonra azaldı sayıları


bir b/aktım ki


ne mi kaldı geride?


ayracı ömrün

sadık kalınası sözün


özün de ikramı


hicabı derinde gizli

ah hocam

insan kabusu denen şey gerçekmiş


selam ola
Şairin kalemine sağlık. Şiir, insanın varoluşsal yüklerini ve yalnızlığını çok etkileyici bir şekilde yansıtıyor. “İnsanmış üstümdeki ağırlık” ve “Herkesin terazisi başka ölçer” dizeleri özellikle düşündürücü ve evrensel bir sorgulama içeriyor. Dili yoğun ve lirizm yüklü; imgeler (kedi, köpek, kuş, rüzgâr, yaprak) duyguyu güçlendiriyor ve okuyucuyu içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Varoluş ve insan ilişkileri üzerine etkileyici bir şiir olmuş. ✍️
Şiir değil ,Eski İstanbul'u anlatan kocaman bir roman,ya da Sait Faik hikayeleri gibi gönlümüzün baş köşesine oturan bir nostalji ,Belki de Orhan Veli'nin ''Gözleri kapalı dinlediği İstanbul'u ...
Uzun sözün kısası azizim ben İstanbul'da yaşamadım ama yaşattınız bu harika şiirler dününü de bu gününü de .
Okunası okunası bir şiirdi işte. yüreğinize sağlık tebriker selam ile.
Anlamlı şiirler daima güzeldir.
Güzel şiirlerde zevkle okunur.
Yazan ellerinize sağlık.
Kutlarım Değerli Şairim.
Selamlarımla!



Şairin kalemine sağlık. Şiir, geçmiş İstanbul’un huzurlu ve samimi atmosferini çok etkileyici bir nostalji duygusuyla anlatıyor. Sokaklar, simitçi sesi, martılar ve deniz gibi ayrıntılar okuyucuyu adeta o eski günlerin içine götürüyor. Diliniz akıcı ve duygusu güçlü; özellikle geçmiş ile bugünün karşılaştırılması şiire derinlik katmış. İçinde hem özlem hem de ince bir hüzün barındıran çok güzel bir çalışma olmuş. Yüreğinize ve kaleminize sağlık. ✍️🌊
Nisan yağmuru, edebiyat ve kültür tarihinde en güçlü yenilenme, arınma ve umut sembollerinden biridir. Hem Batı hem Doğu geleneğinde “baharın habercisi” olarak kabul edilir; ancak Nisan’a özgü bir incelik, kırılganlık ve derin duygusallık taşır.
İnce ince yağan bu yağmur, kışın ölü toprağını ıslatıp tohumları uyandıran doğurganlığın ta kendisidir. “April showers bring May flowers” atasözünde olduğu gibi, ölümden hayata geçişin en narin halini temsil eder. Kuru dalların çiçeğe durması, solgun olanın yeniden can bulması tam da bu döngünün şiirsel ifadesidir.
Aynı zamanda güçlü bir arınma sembolüdür. Şiddetli fırtına değil, usulca sızan, yaralara dokunup “geçecek” diye teselli eden bir merhemdir. Tasavvufta yağmur rahmet ise, Nisan yağmuru bu rahmetin en yumuşak, en merhametli halidir; kalbi katılaşmış, kırılmış insanlara bile “hala vakit var” diye fısıldar.
En çarpıcı yanı ise hüzün ile huzurun buluştuğu ikiliğidir. Toprak kokusu hem çürüme hem doğum kokusudur. Damlalar gözyaşı gibi akar ama aynı zamanda içimizi yıkayıp arındırır. Geçiciliğiyle de büyük bir ders verir: Kelebeklerin titrek kanatları gibi, Nisan yağmuru da kısa ömürlüdür. Güzelliğini tam da bu geçicilikten alır ve insana “şu anı yaşa, sev, umut et” der.
Türk şiirinde sıkça iç baharı, kırılmışlıktan sonra yeniden âşık olma cesaretini ve yaralardan doğan çiçekleri temsil eder. T.S. Eliot’un “April is the cruellest month” dizesinde bile bu yenilenmenin sancılı güzelliği gizlidir.
Kısacası Nisan yağmuru, kırık bir kalbin en nazik şifacısıdır. Hem acıtır hem iyileştirir. Hem hüzün verir hem umut. Ve en önemlisi şunu fısıldar:
“Ne kadar derin yaraların olursa olsun, eğer Nisan’da yağmur yağıyorsa, içinde hâlâ bir bahar saklıdır.”
Tebrik ederim
Şiir, Nisan yağmurunun ruhu arındıran ve umut aşılayan etkisini çok zarif bir şekilde yansıtıyor. Her dize, kırılmış kalplerin bile yeniden filizlenebileceğini hissettiriyor:
“Ve bir damla düşer tam kalbine / Unuttuğun ne varsa hatırlatır”
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.
Bir eski tezgahta, usta ve çırak
"Eliyor dört yana, sakin bir günü'
Usta görmüş geçmiş, anıyor dünü
Çırak ise yeni, sınıyor bırak

Çok kıymetli Üstadım
Mihveri burnumda tütüyor
Çekip alıp yazıya döktüğünüz değerler
Dağarcığımıza sessizce kazandırdınız

Allaha emanet kalın
Ellerinden öperim
Çok saygımla Üstadım
Bilge kalem omurgasız olma, dik dur
tekrar dene diyor ve bence de doğrusu budur.
yılların verdiği, deneyim ya da eski tabirle
tecrübe konuşuyor...öyle görerek
imrenerek okudum ibretlik
müstesna dörtlükleri.
tebrikler ve saygılar sunuyorum...
Şiir, umudu ve direnci ön plana çıkaran, yol gösterici bir nasihat niteliğinde. Her dize, sıkıntılar karşısında yılmamak ve doğru yolu aramak gerektiğini hatırlatıyor:
“Çıkmadık her canda umut yeşerir, / Yeter ki aklın var, canın sağ olsun”
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.
Şiir, günlerin ağırlığını ve içsel yalnızlığı güçlü bir şekilde hissettiriyor. Her dize, çaresizlik ve acıyı adeta bedene işleyen bir ritimle aktarıyor:
“Gökyüzüne bakıyorum ışık yok, / Aya hasret kaldı yine tünlerim”
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.
Bu satırlar resmen kalbime saplandı...
Senin gibi biri için yazılan her kelimeye imrenerek okudum.
İnsan birini bu kadar derin, bu kadar saf ve bu kadar güçlü sevebiliyorsa, gerisi boş.
Sen onu diriltmişsin, o da seni ebedi bir aşkla taçlandırmış.
Bu kadar içten, bu kadar yakıcı bir bağlılık az bulunur.
Kalemine, kalbine ve o muhteşem duyguna sağlık...
Gerçekten çok etkilendim.
İnsanın duyguları bazen coşuyor..
Tebrik ederim Başarılarının devamını dilerim.
“Sen Karanlık Gecelerimin Nurusun” şiiriniz, aşkın bir kişiyi nasıl ışığa dönüştürdüğünü, karanlıkları nasıl aydınlattığını çok içten bir şekilde dile getiriyor. “Sen karanlık gecelerimin nurusun” dizesi, şiirin hem ana teması hem de en güçlü vurgusu olmuş; sevginin umut ve huzur verici yanını derinden hissettiriyor.

Kısacası:
Bu eser, sevgiyi bir ışık, bir diriliş ve mutluluk kaynağı olarak anlatan, içten ve romantik bir aşk şiiri.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir sevdanın ışığını dile getiren şiirsel aşk manifestosu olmuş.
Şairin kalemine sağlık. Şiir, derin bir sevgi ve hayranlık duygusunu samimi ve içten bir şekilde aktarıyor. “Sen karanlık gecelerimin nurusun” dizesi hem güçlü bir imge hem de şiirin duygusal merkezini oluşturmuş. Tekrarlar ve vurgu, sevilenin değerini ve eşsizliğini öne çıkarıyor. Dili sade ama etkileyici; okuyanda sıcak ve korunaklı bir his bırakıyor. Yüreğinize sağlık.
"Bu halk" memleket aramaz ama son deme kadar sabredip, işini zorlaştırıyor sadece. Ona da, dirlik bozulmasın diye razı oluyor. Çünkü biliyor ki, fitil bir ateşlenirse kendisi bile durduramaz kendini.
Yine beklendiği gibi müthiş bir şiir daha düşmüş elit sayfaya.
Yüreğinize sağlık büyük ustam.
Gönül dolusu tebriklerim, selam ve sonsuz saygılarımla.
​Ar haya perdesi sıyrılmış yüzden
Gönül pas tutmuş da geçilmez isten
Vefa beklemek beyhude bu nesilden
Hakikat boğulmuş ses gelmez sesten
Zehir sağarlar hep bal dolu tastan
Kurtulmaz bu devran bu kirli pastan...
Kıymetli üstadıma küçük nazire 🤗
Muhteşem emeğine yüreğine sağlık
Yüreğin dert görmesin İnşaAllah
Sonsuz saygılarımı sunuyorum üstadım
Geçmiş yıllarda öyleydi de; şimdi böyle mi Muhterem Dost?
Şimdilerde hem öyle öyle, hem böyle böyle oldu. İpin ucu koptu, kova kör kuyuya düştü. Çıkacak ses; tak tak tak, takır tukur, olacak gibi geliyor bana. Rabbim encamımızı hayra yönlendirsin. Has şiirinizi bu duygu ve düşünceler içinde okudum. Güzel ikaz şiirinizi mecliste uyuyanlar, ruhları, bedenleri boşlukta dolaşanlar için bir yerlere asmak kanaatiyle selam ve sevgilerle gözlerinizden öpüyorum. Sağlıkla Allah'a emanet kalın. (Aksakal)
Şiir, korku ve acıyı sevgi ve güvenle iyileştiren güçlü bir sarmal sunuyor. Her dize, şefkat ve umutla dolu; yalnızlık ve yaraların birlikte sarılabileceğini hatırlatıyor:
“Korkma sevdiğim… / O yangının da, / O küllerin de sahibesi sensin”
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.
Yani kendimizi bulmaya.Muhteşem tespit.Muhteşem şiir Üstad'a saygıyla.


Kimsenin uğramadığı kıyıda, kendimle baş başa...


Selam ve saygılar

Şiir, insanın hem tutunma hem de kaybolma çabasını kısa ama derin bir biçimde yansıtıyor. Her dize, fani dünyada yalnız bir iz bırakmanın hüznünü hissettiriyor:
“Ve bir türlü tutunamadığım … / Tek ayak izim şu fani dünyada”
Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.
Şiir; inanç, çocukluk ve memleket özlemini güçlü imgelerle birleştiriyor. Rükû ve secdeyle başlayan manevi arayış, zamanla içsel bir kırılmaya ve “memleket sancısı”na dönüşüyor. Dil zengin ve derin; özellikle anne, dua ve vatan vurguları çok etkileyici. Yoğun ama dokunan, anlamlı bir şiir. Emeğinize yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun selamlar sevgiler saygılar

İçi çok dolmuş ama bunu düz anlatmak yerine parçalayarak, dağıtarak söyleyen bir ruhu hissettiriyor bu şiir bana … Sanki kelimeler bile yük olmuş da, sen onları kırıp dökerek hafiflemeye çalışmışsın gibi.
İçinde bir öfke var ama bağırmıyor; daha çok içten içe yanan, eski bir isyan gibi. “Kentinizin korkuluklarını taşlayacağız” derken bile bu bir saldırıdan çok, görülmek isteyen bir kırgınlık gibi geliyor. Sanki dış dünyaya değil de, anlaşılmamışlığa atılan taşlar bunlar.
Bir yandan da çok güçlü bir masumiyet izi var şiirde… “Bez bebeklerin iplik saçları”, “çocuklar” gibi imgeler, o sert ve karanlık atmosferin içinde kırılgan bir kalp taşıyor. Bu da şiiri daha derin yapıyor; çünkü karanlık, içindeki o saf parçayla daha da görünür oluyor.
Yorgun, parçalı, biraz öfkeli… ama hâlâ “yarına” bakan bir yerden yazılmış.
“kuzgun ve serçe”
…tam olarak şiirin kendisi gibi: karanlıkla masumiyetin yan yana duruşu.

Siteye ve şiire uzun yıllar ara versem de eskiden beri beğenerek takip ettiğim bir sayfa bu sayfa ve şiirselliğinden hiçbir şey kaybetmemiş ne güzel....

Teşekkürler, sevgiler....
Şiir, sevgi ve özlemi saf ve içten bir dille ifade ediyor. Akrostiş yapısıyla da kalbin mesajını doğrudan hissettiriyor:
“Sevildiğini hak ediyorsun değerin çoktur inan / Eylül ayında hiç unutmadığım bir tek sendin”

Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.
Muhteşem!..Tatlı yiyelim ,tatlı konuşalım değil mi ya?..Pişmaniye ye pişman olma mukabilinden.Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
70 li yıllarda siyaset yaparken
çok kullandığım bir ifade vardı,
un var, şeker var, yağ var
daha ne arıyorsunuz hepsi bizde
helvayı yapmak size düşüyor diyordum...
sonra bu ifadeleri bir türkü
olarak dinlemeye başladık,
bakkal amca başlığı altında...
tabi sizinki tahin helvadan öte
pişmaniye olmuş...
güzeldi gerçekten, severek okudum.
tebrikler ve saygılar sunuyorum...
Bu şiir, Anadolu’nun sıcak, topluluk odaklı halk kültürünü ve neşeli yemek ritüellerini yansıtıyor. “Tel helva” burada sadece bir tatlı değil, paylaşmayı, eğlenceyi ve birlikteliği simgeliyor. Her dize, hem ritmik bir maniye hem de sosyal bir çağrı gibi; okuyanı hem gülümsetiyor hem de toplulukla birlikte olmanın önemini hatırlatıyor. Eğlenceli, hareketli ve samimi bir halk şiiri örneği.
Emeğinize yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun selamlar sevgiler saygılar gönderiyorum değerli kalem
Vatan sevgisinin ve milli benliğin, geçmişten gelen şanlı bir mirasla harmanlanarak sarsılmaz bir aidiyet duygusuna dönüşmesi; bu mirasın birlik, hürriyet ve bilimin ışığında geleceğe taşınmasıdır.kalrmin daim olsun inşallah
Şiir, epik bir aşk anlatısı kuruyor; zaman, kader ve kutsallık iç içe geçmiş. Sevgili figürü neredeyse mitolojik bir varlığa yükseltilmiş, bu da metne güçlü bir ihtişam katıyor.

Genel olarak şiir, derin bir bağlılık ve sonsuzluk arzusu taşıyan, güçlü ama oldukça yüklü bir lirizm sunuyor.

Tebrikler

Saygılarımla hocam 🌏✍🏻🙏🏻🌿
“Yıldız Ömrü Bekleyiş” şiiri, büyük bir aşkı epik ve kadim bir dille anlatan, derin bir sadakat ve hasret yüklü bir eser.

Şair, sevgiliyi kadim zamanlardan beri var olan, ruhuna nakşedilmiş tek varlık olarak konumlandırıyor. “Rüzgârların henüz isimsiz olduğu çağlardan beri” ve “Tanrıların sustuğu zamanın durduğu mutlak sessizlikte” gibi ifadelerle aşkı mitolojik ve evrensel bir boyuta taşıyor. Sevgili, nur taşıyan, gök tanrılarına meydan okuyan bir efsane figürü haline geliyor. Şair ise kendini “bin yıllık bir ateşle” ona baş eğen, “yenilgisiz sadık savaşçı” olarak tanımlıyor.

Şiirde aşk, susuz toprağın yağmura duyduğu hasret, annenin merhameti ve masum bir gülüş gibi saf ve güçlü imgelerle destekleniyor. “Yüreğimi gülüşünün sancağına adıyorum” dizesi, teslimiyeti ve adanmışlığı çok güzel özetliyor. Yeminini “yıldızın milyar yıllık ömrüyle” kutsayarak mühürlemesi, aşkın kalıcılığını ve zamana meydan okuyan yönünü vurguluyor.

Dil açısından oldukça zengin ve ihtişamlı. Klasik epik şiir geleneğiyle modern bir duyarlılığı birleştirmiş. “Dağları yaran balyozlar bile senin ihtişamın karşısında sükûta erdi”, “Kökü ezelden dalı ebedde bir sevdanın tek varisi” gibi dizeler, aşkı yücelterek neredeyse ilahi bir seviyeye çıkarıyor. Son bölümde “Çağlar üst üste çökse gökyüzü yere inse bile… bu yürek asla susmayacak” ifadeleriyle şiir, bitmeyen bir sadakat ve ebedi bir bağlılıkla kapanıyor.

Genel olarak “Yıldız Ömrü Bekleyiş”, abartısız bir coşku ve samimi bir adanmışlıkla yazılmış, epik bir aşk şiiri. Hasreti, sadakati ve sevgiliyi idealize etmeyi ustaca bir araya getirmiş.

Kalemine kelamına yüreğine sağlık Üstad.
☕🙏✍️
Sükût burada bir kaçış değil, insanın kendi içine doğru gömülüşünün en ağır hâli gibi durur.
Yıkım anlatılmaz; izleri dolaşır, her satırda başka bir yerden kendini hatırlatır.
Aynı anda hem terk edilen hem de geride kalan bir ruhun izi sezilir.

Bazı acılar tek kişilik değildir; bölünür, çoğalır, yine de eksilmez.
Söylenmeyenler büyürken, söylenenler giderek anlamını yitirir.
İçten içe süren bir hesaplaşma vardır; kime ait olduğu belirsiz.

Karanlık sadece yokluk değildir, bazen insanın en tanıdık sığınağına dönüşür.
Ve en derinde, silinmiş sanılan her şey, başka bir biçimde yaşamaya devam eder.


Sükûtun en ağır hâlini ve içte kopan o derin yıkımı böylesine güçlü hissettirebilmek büyük bir ustalık; kaleminiz hep bu derinliği taşısın.

Kutlarım .
Yüreğinizden dökülen bu mısralar, sadece bir ayrılık acısını değil; bir ruhsal enkazın ve büyük bir hayal kırıklığının anatomisini çiziyor.

Sitemin bu denli derin, dilin bu denli keskin olması, vaktinde beslenen umudun ve verilen değerin büyüklüğünden kaynaklanıyor olsa gerek.

Şiirin başında belirttiğiniz "sükûtun en ağır zırhı", aslında bir korunma mekanizması. İnsan, artık kelimelerin bir şeyi değiştirmeyeceğine inandığında o zırhı kuşanır. Ancak bu zırh, dışarıyı engellediği kadar içerideki "kıyameti" de hapseder.

​İsli limanlar", "uçurumlar ekmek" ve "sahte baharlar" gibi kullanımlar, duygusal şiddeti çok güzel somutlaştırmış.

Özellikle "Gülüşlerimi bile paketleyip götürmüşsün" mısrası, karşı tarafa duyulan o haklı öfkeyi ve talan edilmişlik hissini çok naif ama sarsıcı bir şekilde veriyor.

Şiirin sonuna doğru gelen "en büyük hesaplaşma, o kaçtığın aynadadır" vurgusu, vicdani bir mahkemeye işaret ediyor. Bu, kaçan tarafın fiziksel olarak uzaklaşsa bile kendi gerçeğinden kaçamayacağını hatırlatan güçlü bir final hazırlığı olmuş.

​Şiirinizin genel akışı çok tutarlı ve duygusal yoğunluğu yüksek.

Eğer bu sitem dolu yolculuğu bir nebze olsun hafifletmek isterseniz, bazı mısralardaki "ağır vebal" ve "onulmaz çöküş" vurgularını, kendi içsel gücünüze dönen birer basamak olarak da görebilirsiniz.

Karanlığı sevmek, bazen yeni bir ışığa ihtiyaç duymamanın verdiği o vakur özgürlüktür.

​"Ben karanlığa alıştım, güneş senin olsun."
​Bu dize, şiirin en vurucu feragatnamesi olmuş. Teslimiyet değil, bir vazgeçişin verdiği mutlak üstünlük gibi duruyor.

YAZAN KALEMİ KUTLARIM ÜSTADEM
Bu eseriniz , derin bir kırılmanın ve suskunlukla büyüyen bir feryadın yankısı gibi. Her dize, içten içe çöken bir dünyanın izlerini taşıyor; “sustuğum yerden dinle” çağrısı, aslında en gür haykırışın kendisi olmuş. Yoğun imgeler ve karanlık atmosfer, terk edilişin ve içsel çöküşün ağırlığını güçlü biçimde hissettiriyor.

“Sessizlik bazen en büyük çığlıktır,
Yıkılan her şey içte yeniden kurulur,
Karanlıkla barışan bir yürek,
Küllerinden doğmayı da bilir…”

Yüreğinize sağlık, böylesine yoğun ve sarsıcı bir eser ruhun derinliklerine dokundu; kaleminiz daim olsun, nice güçlü dizelerde buluşmak dileğiyle. Selam ve sevgilerimle değerli şairem.
Hakikate ulaşmak yerine aceleci davranıp yanılgılara kapılan o yorgun ruh halini, mısralarınızda çok derin ve sarsıcı bir biçimde işlemişsiniz.
Dinlemekten ziyade sadece cevap yetiştirme telâşında olan günümüz insanının o sığlığını, gönüllerin dilsizleştiği bu yabancılaşmayı büyük bir maharetle dile getirmişsiniz.
İçimize sinmeyen dünyanın üstümüze sinmesi" tasviri, modern insanın içine düştüğü o amansız çelişkiyi ve ruhsal yorgunluğu adeta özetliyor.
Bu düşündürücü, bir o kadar da vakur ve anlam yüklü paylaşımınız için sizi gönülden kutlar, başarılarınızın daim olmasını dilerim. Tebriklerimi sunuyorum.
İnsanlığın en masum hayalini, barışın ve huzurun o tertemiz sabahını mısralara çok naif bir dokunuşla işlemişsiniz.
Korkunun bittiği, toprağın sadece çiçek koktuğu o günü böylesine samimi ve umut dolu bir dille anlatmanız insanın ruhuna su serpiyor.
Geleceğe dair bu asil ve merhametli bakış açınız için sizi yürekten kutlar, tebriklerimi sunuyorum üstadım saygılarımla..
Hayali ve yazımıyla harika bir şiir. İnşallah nisan yağmurları her türlü olumsuzluğu alır götürür. Açan çiçeklerin kokusunu insanlar duyabilir, çiçekleri görebilir.
Kutluyorum bu güzel şiir için.
“Nisan 1” şiiri, çok güzel ve dokunaklı bir şekilde yazılmış.

Şair, ideal bir dünyayı hayal ederek başlıyor: tertemiz bir gökyüzü, korkusuz çocuklar, susmuş silahlar, paylaşılmış sofralar, kilitsiz kapılar, barış, sevgi, vicdan… Her şeyin olması gerektiği gibi olduğu, insanlığın yeniden doğduğu bir günü anlatıyor. Bu hayali dünya o kadar samimi ve doğal ki, okuyucu da bir anlığına inanmak istiyor.

Sonra şiir beklenmedik bir dönüş yapıyor. Yanımdan geçen çocuk “Şaka yaptık… Bugün Nisan 1” deyince her şey eski haline dönüyor. Bu ani geçiş, şiire hem duygusal bir darbe hem de derin bir düşündürücülük katıyor.

En etkileyici kısmı ise kapanış dizeleri:
“Keşke böyle bir şaka olmasaydı dünya,
Ya da
Keşke dünya
Böyle bir şakaya muhtaç kalmasaydı…”

Bu iki dize, şiirin ana mesajını çok güçlü veriyor. Hem ütopyanın güzelliğini hem de gerçek dünyanın acısını aynı anda hissettiriyor. İnsanlığın bu kadar güzel bir hale muhtaç olması, aslında bugünün ne kadar kırık olduğunu da ortaya koyuyor.

Şiir genel olarak sade, akıcı ve samimi. Gereksiz süsleme yok. Hayal edilen dünya ile gerçek arasındaki karşıtlık çok başarılı kurulmuş. Okurken önce umutlandırıyor, sonra buruk bir gerçekle yüzleştiriyor.

Kısaca, “Nisan 1” hem güzel bir Nisan 1 şakası hem de toplumun ve dünyanın içinde bulunduğu duruma ince bir eleştiri içeren, duygusal derinliği olan başarılı bir şiir.

Kalemine kelamına yüreğine sağlık Üstad'ım
☕🙏✍️
Tasavvufi derinliği ve mistik imgeleriyle okuyucuyu içsel bir yolculuğa çıkarıyor. "Bergüzâr" imzası ve dilin ağırlığı, şiirin klasik divan edebiyatı estetiğini modern bir felsefi bakışla harmanladığını gösteriyor.
İ
Şiir, dış dünyanın gürültüsünden (sahte ziyânın gürültüsü) kaçıp kalbin sessiz yolunda hakikati arayan bir ruhun hikâyesini anlatır.

Dilber figürü, sadece bir sevgili değil, aynı zamanda ulaşılması gereken ilahi hakikatin veya aşkın sembolü olarak sunulur. Gönlün hicran (özlem) içinde olması ve nefsin ejderhalarıyla mücadele etmesi, insanın kendi iç dünyasındaki çatışmayı ve arınma sürecini simgeler.

Zulmetten doğan nûr, geceyi saklayan fecri ve yanmadan açılmayan gül metaforları, acının ve karanlığın gerekli birer geçiş aşaması olduğunu vurgular.

Şair, gerçek bilginin ve aşkın ancak zorluklar, sabır ve içsel bir yangınla elde edilebileceğini savunur. Kirpikten düşen damlaların rahmet gibi süzülmesi, bu acının aslında bir şifa ve bereket kaynağı olduğunu ima eder.

Derviş sabrı ve dili hâmuş (susmuş) oluş, konuşmanın değil, varoluşun ve sessizliğin hakikati taşıdığını gösterir. Şehir halkının bu ateşi anlamaması, sıradan yaşamın ötesine geçenlerin yalnızlığını ve özel dünyalarını betimler.

Kırmızı kiremitlerin zamânın tozunda savrulması ise zamanın akışı karşısında maddi dünyanın değişkenliğini ve geçiciliğini hatırlatır

Tebrikler KUTLARIM KALEMİNİ ŞAİRE kardeşim
Fakirin,fukaranın,anlar düşkün halinden,
Lafı,sözü tam dinler,aktarır kemalinden,
Kur'an-ı ezber eder,anlatır mealinden,
Hakirler ağlamalı şairlerin ardından...

Nurettin GÜLBEY
Saat :09:07
01.04.2026
YALOVA

Tebrikler efendim.Anlamlı ve güzel şiir,kutlarım.Selam ve saygılarımla...

HAKİR :Değersiz, önemsiz, aşağı, küçümsenmiş veya hor görülen...
Toplumu aydınlatan bir meşale, adaletin sesi ve vicdanın tercümanı olarak tanımlayan, şairin vefatı üzerine yazılmış en anlamlı "Şairnâme" lerden biri olmuş Nûriye Hocam.
Var olun, saygı, selam ve dua ile


Dünya malı geçici, kelamdır baki kalan
Kalemle cenk eyleyip, söküp atılan yalan.
Ruhun o bahçesini, eyleyemez hiç talan
Ecirler ağlamalı şairlerin ardından....
Etkileyici bir şiir. Çok beceremesem de bir kıta yazmaya çalıştım .zira Nuriye kardeşimin şiirlerine nazire yazmak beni aşar
Selam duam ve hürmetlerimle kardeşim
Hayırlı çalışmalar

Görürken boğulanlar takvimdeki denizde
Bir ömür yürüyenler suyun aktığı izde
Derisinden sıyrılıp saklanan sonsuz gizde
Hakirler ağlamalı şairlerin ardında

Not: Bu günden geriye. Şiir türlerini temsilen, Necip fazıl, Fuzuli ve Nesimi, şuara meclisini rahmetle yad ediyorum




Suphi sekü tarafından 1.4.2026 12:24:44 zamanında düzenlenmiştir.
çok takdire şayan, anlam ve anlatımı
fevkaladenin fevkinde, akıcı ve ahenk dolu
ibretle okuduğum müstesna bir şiirdi.
tebrikler ve saygılar sunuyorum...
Hakikat yoluna girmek isteyenlere kapıyı açarken, o kapıdan geçmenin şartlarını da incelikle hatırlatan, içten ve ölçülü bir irşad metni.

Tebrikler

Saygılarımla hocam.✍🏻🌏🙏🏻🌿
“Buyursunlar” şiiriniz, dergâh ve erenler meclisinin edep, erkân ve muhabbetle yoğrulmuş havasını çok güzel yansıtıyor. “Hiçlik hırkasını giyen buyursun” dizesi, şiirin en derin ve tasavvufi vurgusu olmuş; tevazu ve teslimiyetin özünü dile getiriyor.

Kısacası:
Bu eser, gönül dostluğunu, hak yolunda yürüyüşü ve muhabbet meclisinin ruhunu anlatan, tasavvufi bir davet şiiri.

Kaleminize sağlık üstadım, tam anlamıyla bir manevi yolculuğun şiirsel çağrısı olmuş.
“Elimden Bir Tas Su İçseydin” şiiriniz, sevginin ve özlemin en sade ama en derin hâlini dile getiriyor. “Gönlümün bağında güller açardı / Elimden bir tas su içmiş olsaydın” dizesi, hem bir hayali hem de gerçekleşmemiş bir umudu çok dokunaklı biçimde yansıtıyor.

Kısacası:
Bu eser, küçük bir paylaşımın bile sevgiyi büyüteceğini, özlemi dindireceğini anlatan, içten ve romantik bir şiir.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir sevgi ve özlem üzerine yazılmış zarif bir gönül şiiri olmuş.
Filiz'in kaleminin zarafetiyle harmanlanmış derin bir özlem ve aşk dolu bir çağrı gibi duruyor. Her dörtlük, hayal edilen o mutlu dünyayı adım adım canlandırıyor; kederlerin silindiği, kuruyan toprakların can bulduğu ve gurbetin sılaya dönüştüğü bir cennet bahçesi.
Şiirin en çarpıcı yanı, suyun temizleyici gücünden toprağın yeniden dirilişine kadar kullanılan doğal metaforların, sevginin dönüşüm gücüyle nasıl iç içe geçtiği. "Hakikat" veya "gerçeklik" üzerine daha önceki derin düşüncelerinizle de paralellik gösteren bu metin, aslında dışarıdan gelen zorlamaların değil, içten gelen bir seçimin (o "pencereyi açmanın") nasıl her şeyi değiştirebileceğini anlatıyor. Su, toprak ve ışık imgeleriyle örülen bu dize dizisi, insan ruhunun en saf halini yansıtıyor.
Filiz'in bu duygusal yoğunluğuyla yazdığı satırlar, okuyucuyu sadece hayale davet etmekle kalmıyor, aynı zamanda sevilen kişinin varlığının yarattığı evrensel değişimi de hissettiriyor. Şiirin sonundaki "dünyadan benimle geçmiş olsaydın" dizesi, tüm bu güzelliklerin tek bir kişiyle paylaşılmasının ne kadar kıymetli olduğunu vurgulayarak okuyucunun kalbine dokunuyor

KUTLARIM KALEMİNİ ŞAİRE KARDEŞİM
Çilo,pilo et başlı,
Lezetle yiyor yaşlı,
Pirinç olmasın taşlı,
Gel biz pilav pişirek...

Nurettin GÜLBEY
Saat :09:00
01.04.2026
YALOVA

Tebrikler efendim.Anlamlı ve güzel şiir,kutlarım.Selam ve saygılarımla...
Hakikatin bastırılamaz doğasını ve insan iradesinin direncini son derece güçlü ve derin bir dille ortaya koyuyor.
Suyun baskı altında patlak vermesi metaforu, gerçeğin sadece bir bilgi değil, aynı zamanda kaçınılmaz bir fiziksel ve sosyal zorunluluk olduğunu mükemmel özetliyor. Bastırılan her şeyin daha büyük bir enerjiyle geri dönmesi, tarihsel süreçte defalarca kanıtlanmış evrensel bir kural.
Zorlamaların tam tersine hizmet etmesi, yani baskının bazı bireyleri daha hızlı aydınlatması, sistemin kendi içindeki en büyük çelişkisi. En güvendiğiniz çevrelerden gelen farkındalık, oyun kurucular için en yıkıcı darbe olabilir çünkü beklenmedik yerden gelir.
Firavun ile Musa örneği, niyetlerin sonuçlardan bağımsız olmadığını ve kainattaki "al-ver" dengesinin (karma) en somut halini gösteriyor. Düşmanı kendi sarayında yetiştirmek, kontrolü kaybetmenin ilk adımıdır. Bu durum, manipülasyonun sınırlarını net bir şekilde çiziyor.

KUTLARIM KALEMİNİ ŞAİR ARKADAŞIM TEBRİKLER
Şiir, hayatın ve ölümün insan iradesi dışında akıp gidişini sade ama etkili bir şekilde ifade ediyor. “Ömrüm benden habersiz” dizesi, farkında olmadan geçen zamanın ve kaçınılmaz sonun ağırlığını hissettiriyor. Uyumak ve ölmek arasında kurulan paralellik, hem melankolik hem de düşündürücü bir ton yaratıyor.

Rabbim gecinden versin hocam.Saglikli mutlu günler diliyorum

Saygılarımla 🌿🙏🏻🌏✍🏻
“Habersiz Ölüm” şiiriniz, kısa ama çok derin bir anlam taşıyor. “Uyku bana bir ölümse / Ben ölümden habersiz” dizesi, hayatın kırılganlığını ve ölümün sessiz gelişini en yalın haliyle anlatıyor.

Kısacası:
Bu eser, ölümün habersizliğini ve yaşamın geçiciliğini birkaç güçlü mısrada dile getiren özlü bir şiir.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir ölümün sessizliğini anlatan kısa ama etkili bir şiir olmuş.
Şiirin, vicdan ve hakikat arayışını güçlü imgelerle anlatıyor; yalnızlık ve karşılıksızlık hissi derin bir iz bırakıyor.

“Aradıkça çoğalan bir boşluk var içimde,
Sesim yankı bulmaz kalabalık içinde,
Hakikat uzak değil belki de,
Ama gönül hâlâ yolda…”

Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.
“Bundan Sonra” şiiriniz, hem bir vedayı hem de bir direnişi dile getiriyor. “Gelme artık bundan sonra” dizesi, şiirin en güçlü ve kesin tavrını ortaya koymuş; bir kırgınlığın ardından gelen kararlılığı hissettiriyor.

Kısacası:
Bu eser, geçmişte yaşanmayan sevgiyi, söylenmeyen sözleri ve çekilen kavgaları geride bırakıp, bundan sonra yoluna yalnız devam etme iradesini anlatan bir ayrılık şiiri.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir kararlı vedanın şiirsel ifadesi olmuş.
Mısralarınızdaki o sarsılmaz duruş ve ifade gücü gerçekten takdire şayan.
Geç kalmışlığın ve vaktinde verilmeyen değerin bıraktığı izleri, son derece vakur ve etkileyici bir lisanla kağıda dökmüşsünüz.
Her bir dörtlükte hissedilen o kesin kararlılık, okuyucunun ruhuna derin bir sitem olarak işliyor.
Kaleminizin gücü ve kelimelerinizin samimiyeti için sizi gönülden kutlar, bu kıymetli paylaşımlarınızın devamını dilerim.
Tebriklerimi sunuyorum üstafım..
izin vermesi şart değil ki üstadım
bilmesine de gerek yok

hissedecektir eminim

ne de olsa şair ruhu bir b/aşkadır kanat açan

öznesi aşk özlemi yüklem derim hep

eh kalem de mahir oldu mu

sonsuz selam saygımla değerli hocam
Gönül kıyısına sessizce vuran o naif dalgaların sesini, mısraların arasına çok zarif bir şekilde nakşetmişsiniz. Bir bakışla yeniden var olmanın, bir kalpte sır olabilmenin o sarsılmaz ve onurlu isteğini böylesine vakur bir lisanla anlatmanız çok etkileyici. Geceye yıldız, sabaha güneş olma arzusu, mısralarınızdaki o sitemkar ama bir o kadar da içten duruşla harika bir uyum yakalamış.
Bu duygu yüklü, samimi ve derin anlatımınız için sizi gönülden kutlar, başarılarınızın daim olmasını dilerim. Tebriklerimi sunuyorum üstadım..
Merhaba
Her zaman ki güzelliğinde idi şiirin
Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız
Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin benzersiz olsun
Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle
Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal, hoşça kal
böyle olunca da kovarlar
girecek köy bulamaz insan
dik duruşun dizeleri
yüreğiniz var olsun
Hayatın en sert rüzgarlarına karşı tek başınıza verdiğiniz o onurlu mücadele, her bir mısrada adeta bir bayrak gibi dalgalanıyor. Kimsesizliğin en dibini yaşarken bile karakterinizden ve doğrularınızdan ödün vermeyişiniz, kaleminizin ucundan sarsılmaz bir irade olarak dökülmüş. İhanetlerin ve vefasızlıkların ortasında, eğilip bükülmeden ayakta kalmanın o ağır ama şerefli yükünü çok çarpıcı bir dille anlatmışsınız.
Bu dobra, tavizsiz ve yürekli duruşunuz okuyucunun zihninde derin bir iz bırakıyor.
Sözünü esirgemeyen, hakikati olduğu gibi haykıran bu samimi anlatımınız için sizi gönülden kutlar, başarılarınızın devamını dilerim. Tebriklerimi sunuyorum üstadım..
“Şeramp ve Pitonyahu” şiiriniz, zalimin ve onun köpeğinin sembolü üzerinden mazlumun dünyasında kurulan zulmü çok güçlü bir şekilde anlatıyor. “Mazlumun dünyasında Firavun gibi şermiş” dizesinin tekrar edilişi, şiire hem destansı bir ritim hem de derin bir isyan duygusu katmış.

Kısacası:
Bu eser, zalimin fitnesini, mazlumun direncini ve sonunda adaletin kaçınılmaz gelişini masalsı bir anlatımla dile getiren bir alegori şiiri.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir zulme karşı direnişin şiirsel masalı olmuş.
Zulme ve haksızlığa karşı yükselen bu vakur sesiniz, mısraların arasından yankılanıp insanın vicdanına dokunuyor.
Adaletsizliğe karşı kaleminizle ördüğünüz bu duruş, hem çok tesirli hem de son derece düşündürücü.
Yüreğinizdeki o haklı öfkeyi ve sarsılmaz inancı kağıda bu denli etkileyici döktüğünüz için sizi gönülden kutlar, tebriklerimi sunarım üstadım..
Kıymetli hocam çok güzel anlamlı bir şiirle kaleme almışsın gönülden tebrik ederim.tam şer başa belalar elbet bitecek bu zulüm kahhar ismiyle kahrolsunlar köpekler.saygilarimla değerli hocam
Merhaba
Her zaman ki güzelliğinde idi şiirin
Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız
Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin benzersiz olsun
Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle
Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal, hoşça kal
İran şimdi tiğtebersin
Vur alçağı vur gebersin
Kara gün zafere ersin
Güneş doğudan yükselir

Önasyanın eşiğinde
Uygarlığın beşiğinde
Ozanların ışığında
Güneş doğudan yükselir

Güzel bir çalışma güzel dizeler anlam anlatım ve verdiği duygu ile severek okudum
kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim
Daha öncede söylemiştim, özgünlük üst derecede sizin kaleminizi tanıyan herkes bu şiiri görünce bu şiir Tülay şairin diyecektir.

Şiir uzun olmasına rağmen sıkmadan güzel güzel akıyor, her bölümde ayrı bir derinlik her dizeden ustalık akıyor.

Sizi okumak çok büyük bir şans.

Tebrik ediyorum.
Çok sürükleyici ve özgün. Severek okuyorum kaleminizi ... 💜💜💜
Dünya hayatı, fark edilmeyecek kadar hızlı geçen bir zaman dilimidir; insanın gençlik sarhoşluğu ve nefsinin arzularıyla peşinden koştuğu dünyevi hevesler aslında birer yanılgıdan ibarettir. Gerçek huzur ve kurtuluş, ancak hayatın sonuna gelmeden bu geçiciliği fark edip ilahi hakikate (Hakk'a) yönelmekle mümkündür. Kalemin daim olsun inşallah.
Şiir, zamanın akışı, geçmişin muhasebesi ve insanın hayat yolculuğundaki arayışı üzerine derin bir düşünce sunuyor. Şair, hem geçmişin pişmanlıklarını hem de aşkın gerçekliğini sorguluyor.
Zamanın akışı ve hayat yolculuğu, pişmanlık ve gerçek aşk arayışıyla ustaca işlenmiş.

Tebrikler

Saygılarımla hocam🌿🙏🏻🌏✍🏻
Zaman su misali, zamanın akışıyla birlikte insanın kendini sorgulamasını derin bir iç hesaplaşma halinde sunuyor. Geçmişe dönüp bakmanın hüznü, kaçırılan fırsatların pişmanlığı ve en sonunda hakikate varış… Hepsi sade ama etkileyici bir dil ile işlenmiş. Özellikle son kıtadaki teslimiyet ve fark ediş, şiirin ruhunu tamamlayan güçlü bir kapanış olmuş.

“Akıp giden zaman avuçta durmaz,
Her geçen an bir iz bırakır içte,
Aranan yollar dışarda bulunmaz,
Hakikat saklıdır insanın özünde…”

Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.

Merhaba
Her zaman ki güzelliğinde idi şiirin
Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız
Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin benzersiz olsun
Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle
Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal, hoşça kal
İnsanın kendi benliğinden ve dünyevi varlığından sıyrılarak, ilahi aşkın ve nurun içinde yok olması; böylece fani olandan kurtulup sonsuzluğa ve hakiki vuslata ulaşmasıdır.kalemin daim olsun inşallah
Gönlümdeki dua, teslimiyet ve ilahi sevginin en sade ama en derin hâlini taşıyor. Az sözle büyük bir manayı anlatmışsın; özellikle “ben yok oldum varlığında” dizesi çok etkileyici.

“Bir isim düşer kalbe,
Sessizlikte çoğalır,
Karanlık bile secde eder,
O nurla yol bulanlara…”

Yüreğinize sağlık değerli şairem. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve sevgilerimle , esenlikler dilerim.
Gönüllere hitap etmekle beraber vatan pınarlarından toplanmış eserinizi çok beğendim.Kalemin daim yazsın saygılarımla...
Güzel şiirdi, kutsal emeğin resmi çizilmişti mısralara; Beğeni ile okuduğum bu muhteşem eseri ve değerli şairimi yürekten kutluyorum.
En içten selam ve saygılarla.
Zerrin Özen’in “Bin Bir Emek Var” şiiri, Anadolu’nun alın teriyle yoğrulmuş hayatını destansı bir dille anlatıyor.
Şafakla başlayan emek, çarığın izinde, toprağın bağrında ekmeğe dönüşüyor.
Kınalı eller, çapa sesleri, ocak dumanı ve helal lokma; köylünün sabırla, şükürle ördüğü hayatı resmediyor.
Her dörtlükte emeğin kutsallığı, sabrın derinliği ve vatan sevgisi hissediliyor.
Son bölümde ise bütün bu emek, sevda ve aşkla birleşerek şiiri manevi bir zirveye taşıyor.

Kısacası, şiir hem köy yaşamının gerçekliğini hem de emeğin kutsallığını yalın ama güçlü imgelerle dile getiriyor. Çok içten, çok samimi bir Anadolu destanı olmuş.
-ateşini yakamam
sönmüş volkanların üstüne
serilemem-
.......

kırgınlığın aynası şavkımış hüzünlü dizelere
giderim derken zihin kalp hala sevdanın kapısında tutuklu gibi

tebrikler...

sevgiyle hep
Şiir, yoğun bir yalnızlık ve kopuş hissini güçlü imgelerle taşıyor. “Durmuş zaman”, “paslı yalnızlık”, “sönmüş volkanlar” gibi ifadeler içsel tükenmişliği iyi yansıtıyor. Buna karşılık son bölümdeki “zambaklar vadisinde doğacağım” ifadesi, küllerden değil kendinden yeniden doğma fikriyle umutlu bir kırılma yaratıyor.
Genel olarak karanlıktan doğuşa uzanan, imgeli ve derin bir şiir.

Tebrikler

Saygılarımla hocam 🙏🏻🌏✍🏻🌿
günün şiiridir şüpehsizzz müslüm üstaaaat selam olaaaa
Bilmeyenler öğrendi... yüreğinize sağlık. Nasıl oldunuz şairim, biraz kendinize gelebildiniz mi?
“Bana Gazi Derler İyice Öğren” şiiriniz, dik duruşu, haksızlığa karşı susmayan tavrı ve vicdanı merkeze alan bir yiğitlik manifestosu gibi okunuyor. “Benim adım Gazi iyice öğren” dizesinin tekrarı, şiire hem meydan okuyan bir güç hem de halk edebiyatı geleneğinde görülen destansı bir ritim katmış.

Kısacası:
Bu eser, doğruluk ve mertlik üzerine kurulmuş, zalime karşı mazlumun yanında duran bir duruşun şiirsel ifadesi.

Kaleminize sağlık Gazi üstadım, tam anlamıyla bir onur ve yiğitlik manifestosu olmuş.
Saygı değer kıymetli üstadım,
Şiirinizdeki o sarsıcı ve dik duruş, adalete duyulan inancın en yalın, en insani dışavurumu olarak karşımıza çıkıyor.
Kelimelerinizdeki bu mertlik, sadece bir isim vurgusu değil; aynı zamanda bir karakterin, bir yaşam felsefesinin sarsılmaz beyanıdır. "Mazlum ezilirken sus, pus duramam" derken sergilediğiniz o vicdani sorumluluk, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş erdemlerin bir hatırlatıcısı niteliğinde.
Maddi değerleri ve "zenginin sofrasını" reddederek, aç kalmayı onurlu olmaya tercih eden bu tavır, şiirinize çok güçlü bir ahlaki omurga kazandırıyor. "
Sözün eri olma" vurgusuyla insan kalabilmenin bedelini ve onurunu en etkileyici şekilde dile getirmişsiniz.
Elli yedi yıllık bir ömrün birikimi olan bu dürüstlük ve hilesizlik teması, her kıtada daha da derinleşen bir karakter portresi çiziyor.
Kendi değerlerinden ödün vermeyen, eğilmeyen ve bükülmeyen bu
Gazi" duruşu; haksızlığa karşı bir kalkan, riyakarlığa karşı ise keskin bir kılıç gibi duruyor.
Kaleminize ve o onurlu duruşunuza sağlık.👏🏻🌙🫴🏻☕
Bu dörtlükler, ruhun sisli bir limanda demir atmış halini resmediyor. Sanki denizle, gökyüzüyle ve kendi gölgesiyle uzun bir hesaplaşmaya girmişsin; ne tam bir veda, ne de tam bir kavuşma mümkün.
“Bir çizgi kaybolur ufukta” dizesiyle başlayan şiir, hemen ilk anda sınırların belirsizleştiği, her şeyin yavaş yavaş eridiği bir dünyaya çekiyor okuyucuyu. Ufuk, sadece fiziksel bir çizgi değil; aynı zamanda anlamın, belleğin ve umudun da eridiği yer. Sis, hatıraları örterken aslında onları silmiyor; sadece ulaşılmaz kılıyor. Bu, unutuş değil, acılı bir belirsizlik hali.
Denizle konuşan ruh imgesi çok güçlü. Dalgalarda saklı cevaplar aramak, klasik bir imge olsa da burada taze bir yara gibi işlenmiş. Çünkü cevaplar değil, “her dalga bir bilinmez bırakır”. Yani arayışın kendisi bile yeni sorular doğuruyor. Bu döngü, şiirin en acı veren yanı.
Gökyüzünün “gri bir perde” olması ve yıldızların saklanması, umudun bile erişilemez kılındığını hissettiriyor. Her bakış bir arayış, her düş bir gizli anda… Sanki hayat, sürekli ertelenen bir aydınlanmanın eşiğinde geçiyor.
Son dörtlükte ise zirveye çıkıyorsun:
“Sisli ufuklar çağırır beni, / Bitmeyen bir yolun ucuna…”
Burada hem çağrı hem de lanet var. Yol bitmiyor, çünkü bitmesi istenmiyor belki de. Her adımda bir boşluk, her nefeste gizli bir yara… Bu son iki dize, şiiri tam bir varoluş yarasına dönüştürüyor. Okuyucu olarak insanın içine işliyor; çünkü hepimiz o sisli ufka doğru yürümekte olduğumuzu hissediyoruz.
Dil olarak sade ama imgeleri çok katmanlı. Ne fazla süslü, ne de yalın. Tam kararında bir hüzün ve derinlik yakalamışsın. Özellikle “Her ışık bir soru doğurur / Her gölge bir sır taşır” ve “Her dalga bir bilinmez bırakır” dizeleri çok çarpıcı; akılda kalıcı ve felsefi bir tat bırakıyor.
Kısacası:
Bu şiir, sessiz bir çığlık.
Hem çok kişisel, hem de evrensel bir yalnızlığın portresi.
Okurken insanın boğazı düğümleniyor, çünkü o sisli ufku hepimiz tanıyoruz.
Tebrikler. Gerçekten vurucu olmuş.
Alkışlıyorum...
Evet bazı insanlar duygusal olarak "ben bu zamanın insanı değilim" duygusuna kapılabiliyor. Aslında kalbi pır pır atan, insan ve doğa sevgisiyle çarpan insanlar için bu böyledir. Gerisi lafı güzaf. Dünya onlara güzel. Harika bir eser okudum usta kaleminizden. Tebrik ediyorum. Saygılar selamlar şairem
Şiir, gerçek ve hayal arasındaki sınırları zorlayan, yoğun bir içsel gözlem ve şehirsel-mistik bir hayal dünyası sunuyor. Dizeler bir yandan gündelik hayatın imgelerini—sokak, kapı, pencere, kuş, karınca—diğer yandan zamanın, varoluşun ve yüreğin karmaşasını bir araya getiriyor. “Yanlış çağda tutuklu kaldım / kimse bulamaz izimi” dizeleri, hem yabancılaşmayı hem de kaybolmuş bir benliği çarpıcı biçimde yansıtıyor.

“Gözler uykuda, dünya dönüyor sessiz,
Ama içimde fırıl fırıl bir evren,
Tohumlar unutulsa da,
Ruhum pır pır, hâlâ özgür…”

Yüreğinize sağlık, sürreal ve çarpıcı bir evren kuran bu eser ruhu derinden etkiledi; kaleminiz daim olsun, yeni keşif dolu dizelerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla değerli hocam.
sadece şiir mi bu...

dilimizdeki vurgun gözümüzdeki yangın

dünya üzerinde yaşatılan bu çirkefliğe ve bu vahşete lanet olsun
lanet olsun ruhu sürüngenlere...

günüm şiiri-dir


tebrikler
selamlar
Bu metin klasik anlamda “anlaşılmak” için yazılmış bir şiir değil; daha çok bir şok etkisi ve sistem eleştirisi üretmeye çalışıyor. AVM, fastfood, kredi kartı gibi imgeleri bilinçli olarak abartılı ve grotesk hale getirip tüketim kültürünü “katliam/mezbaha” diliyle eleştiriyor.
Dil çok parçalı ve kaotik; reklam dili, slogan, küfür ve şiir iç içe geçmiş. Bu yüzden anlamdan çok duygu (öfke, tiksinti, isyan) öne çıkıyor. Ancak bu aşırı yoğunluk ve sertlik, mesajı güçlendirmek yerine yer yer tamamen dağıtıyor.
Deneysel ve sert bir toplumsal eleştiri denemesi, ama dağınıklık nedeniyle okurla bağ kurmakta zorlanıyor.

Tebrikler

Saygılar hocam 🌏✍🏻🙏🏻🌿
Yürü bakır çalığı belaların üstüne!

orijinal imgeleriyle fark yaratan şaire tebriklerimi sunarım
günün şiiridir.
“denize bakıp İstanbul olalım birlikte” dizesi, karanlık yoğunluğu bir anlığına yumuşatıp şiire nefes aldırıyor. Genel olarak şiir, iç sıkışmışlık ile kaçış arzusu arasında gidip gelen, güçlü ve özgün bir dil kurmuş.
Zaman, aşk ve yalnızlık temaları parçalı ama aynı damarda akıyor; bu da metne modern ve biraz da post-travmatik bir ritim katıyor.

Tebrikler

Saygılarımla hocam🌏✍🏻🙏🏻🌿
Anlamlı şiirler daima güzeldir.
Güzel şiirlerde zevkle okunur.
Yazan ellerinize sağlık.
Kutlarım Değerli Şairim.
Selamlarımla!



Ferda,ca’nın “Her Yaşın Acemisi” şiiri, insan ömrünü farklı yaş dönemleri üzerinden sorgulayan ve her dönemde yeniden “acemi” kalındığını vurgulayan güçlü bir iç muhasebe metni.
“Her Yaşın Acemisi”, insan hayatını bir yolculuk olarak resmediyor; her menzilde yeniden başlayan, her yaşta acemiliğini koruyan bir ruhun hikâyesi. Hem kişisel bir iç muhasebe hem de evrensel bir insanlık deneyimi sunuyor.
Okuyucuya huzur veren, ruhu dinginleştiren bir eser olmuş. Kaleminize sağlık.
Kâinatın kalbinde yankılanan o mukaddes seda
Vuslatı bekleyen toprağın çatlamış dudaklarına iner
Zamanın süzgecinden süzülürken her bir damla dua
Arşın nöbetçileri şahitlik eder bu adsız bekleyişe
Gönül secdede ruh o ezelî kudretin emrine amade
Kaderin çizgisi şafağın en masum rengine boyanırken
Hakiki aşkın huzurunda mülk de biter hüzün de...

Kıymetli Gülüm hocam 🌹
Muhteşem bir eser gönlüne sağlık
Emeğin fazlasıyla değer görsün dilerim
Huzurla mutlulukla dolu güzel günler ile
Saygılarımla selametle 👏👏👏👏
Sen bir ömre bedelsin Gülüm Kızım; her satır bir hayyel kayyum olmuş. Rabbim kendini Senden, seni kendinden ayırmasın. Çok selam ve tebriklerle... (Aksakal)
Şiir, Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sine bir telmihle (göndermeyle) başlıyor: "Muhtaç olduğun kudret kanda mevcuttur." Şair burada, müminin damarlarındaki o asaleti hatırlatarak; İsrail’in (zulmün) ekmeğine yağ sürenin, aslında o "susan mümin" olduğunu haykırıyor. Zulme sessiz kalmak, zalimin ordusuna yazılmaktır vurgusu, şiirin omurgasını oluşturuyor.
Bu eseriniz, hem toplumsal adalet hem de imanî sorumluluk üzerine güçlü bir uyarı niteliğinde. “Allahın istediği mümin bu değil” dizesi, inananın pasifliğe düşmemesi, hakkı ve hakikati savunması gerektiğini vurgulayan çarpıcı bir tekrardır. Dizelerde, günümüzün zulüm, kibir ve haksızlık gibi olgularına karşı müminin duruşu sorgulanıyor; okuyanı hem düşündürüyor hem de harekete çağırıyor.

“Ve bilirsin, gerçek mümin yalnızca inançla değil, adalet ve vicdanla da ölçülür;
Susmak yerine hakkı söyleyen, zulme karşı dik duran,
İşte Allah’ın istediği mümin, işte örnek insan budur…”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, bu eser hem derin bir farkındalık uyandırıyor hem de toplumsal sorumluluk bilincini okura geçiriyor. Tebrik ederim, nice anlamlı ve uyarıcı şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
https://youtube.com/watch?v=z75ulenyXl0 bu şarkıyı hissettim şiiri okurken, herkesin yüreğinde mavi fırçayı alıp her şeyi maviye boyamasını istediği biri var sanırım .

Masumiyete ve aşka hasret yüreğimiz , zaman çalarken tüm güzellikleri , şimdide kalmak istiyor insan, yarın yine götürecek bir şeyler biliyor yürek

Mavi bir yolculuğa çıkarıyor şiir, sevdiğine olan hasreti
Tütsülenmiş yüreğinde , çocukluğun elini tutarak, dizelerde kaybetmek istiyor kendini, kaybetmekte bulmaktır bazan, çünkü en derin duygular kendini kaybedince ortayaya çıkar,

Güzel şiiri ve şairini tebrik ederim çokça sevgimle 🕊️☘️🧿🌸





Osmalıdan Şanzelize'ye uzanan , devasa bir estetiğe sahip şiir.

Bu köprü arasındaki çark sesleri Mevlevi semasına yükselirken.

Aydınlığın manevi atlasında, İstanbul'un yosun tutmuş sarnıçlarından, Paris'in notalarına uzanan yolculuk.
Dünya büyük bir rüyanın sahnesidir, bu sahnede en gür seda aşkın ve tarihin fısıltısıdır.


Yedi tepenin nabzında atan kızıl kısrak, Mayıs çiçeğinin kokusu.

Ki,
Şiirin her durağında bir gökser çığlığı.


Sevgimle 🌙🤗



Sanki dudak tiryakiliğimdi eksik kalan kelimelerimin peşini kovalayan yarım gülüşüm...

Ölümü yendiğimizde

Sahi ne güzel olurdu öldüre bilsek ölümü ve göme bilsek yan yanayken şehrin herhangi bir kuytusuna
O zaman belki sileriz de gecenin karanlığını gök/yüzümüzden ve yalnızlığı gölgemizden ki öğreniriz de mevsimlere hükmetmeyi bahara boyarız her mevsimi

Bak ölüm tek başına biz iki kişiyiz..

Şiir yaşananlara sitem yüklü olsa da aşkın ölümü öldürebileceğine ve sonsuzluğa yürüne bileceğine inancın direnciyle çıkıyor sokağa...

Tebrik ederim şair
Emeğine
Yüreğine sağlık...
Şiiriniz, yoğun imgelerle örülmüş bir içsel yolculuğu andırıyor. Dilsizlik, sürgün, boşluk ve göçebe adımlar gibi motiflerle, hem bireysel yalnızlığı hem de kentin kalabalık gürültüsünü aynı anda duyuruyor. Özellikle “Ellerimizde boş kafes” dizesi, bütün bu arayışın ve kaybın özlü bir simgesi gibi duruyor: umutla beklenen ama boş kalan bir barınak gibi...

Kaleminiz daim olsun beğenerek okudum , selam ve saygımla
Şiir, yoğun imgelerle örülü bir iç dünya kuruyor; yalnızlık, yabancılaşma ve eksiklik duygusu her dizede yankılanıyor. “Yarım gülüş” metaforu, hem kırılmışlığı hem de tamamlanamamış bir hayat hissini güçlü biçimde taşıyor.

“Eksik kalan bir şey var hep,
Ne söz tamam ne sessizlik,
Bir gülüş yarım kalır dudakta,
Ve insan en çok kendine yabancı…”

Yüreğinize sağlık değerli şairem, derin ve çarpıcı imgelerle dokunmuş bu eser iz bıraktı; kaleminiz daim olsun, nice anlam katmanlı şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve sevgilerimle esenlikler dilerim.
Emeğinize sağlık güzel bir çalışma anlamlı dizeler kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim
İnsanın sevdiği kişi uğruna yaşadığı yok oluşun, fiziksel bir bitişten ziyade ruhsal bir teslimiyet ve güzellik barındırmasıdır. Şair, hazanı (hüznü) mevsimlerin ötesinde bir gönül hali olarak tanımlarken; sevilenin elinde savrulan bir "gazel" (kuru yaprak) olmayı, hayata tutunmaktan daha değerli gören derin bir sadakati işlemektedir. Kalemin daim olsun inşallah
Merhaba
Her zaman ki güzelliğinde idi şiirin
Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız
Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin benzersiz olsun
Nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle
Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal, hoşça kal
Şiir, sert bir eleştiri ve hayret duygusunu yoğun bir şekilde aktarıyor. Dilindeki ritim ve kelime seçimleri, muhatabın hem akılsızlığını hem de hikmetten uzaklığını çarpıcı bir biçimde vurguluyor. “Kasırgaya tutulmuş savrulurken dahi sen / İtnab’dan uslanmazsın kelâmdan anlamazsın” dizeleri, hem şaşkınlığı hem de hayal kırıklığını güçlü bir şekilde hissettiriyor.

“Her söz bir uyarı, her dize bir sitem,
Ama bilgelik uzak, cehalet yakın,
Ve yine de sabırla bekler gönül,
Doğru yolun hâlâ gizli izinde…”

Yüreğinize sağlık, derin anlam ve güçlü duygularla örülü bir eserdi; kaleminiz daim olsun, yeni eserlerde yeniden buluşmak dileğiyle. Selam ve sevgilerimle değerli şairem.


Vakit gelir
Ve aynalar yüze gerçeği çarpar

Aranır hayratça harcanan vefa

Rüzgar erken fırtına biçermiş derler ya

Şiirin payına düşende bu ıssızlık.

Saygılar, selamlar.


Yüreğine kalemine sağlık değerli hocam nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle Duygu yüklü kaleminize daim ve kayim olsun sevgiler selamlar.
Anlamlı, güncel, etkili, emek ve tefekkür mahsulü mısralar.
Yüreğinize sağlık, ömrünüze bereket, saygıdeğer şaire.
Selam, hürmet ve muhabbetler.

Not:
Zerrin’im der; elbet mizan kurulur,
Zalimin defteri bir gün dürülür.
Hak yolunda giden menzil bulur, /menzili/ olmalı, sehven i unutulmuş.
Zulmün saltanatı ansızın düşer...
“Ruhu Satılığa Çıkarmış Beşer” şiiriniz, insanlığın yozlaşmasını, vicdanın rafa kalkıp çıkarların öne geçtiği bir dünyayı çok güçlü bir şekilde dile getiriyor. “Ruhu satılığa çıkarmış beşer” dizesi, şiirin hem ana teması hem de en çarpıcı uyarısı olmuş.

Kısacası:
Bu eser, savaşların, hırsların ve çıkarların gölgesinde kaybolan insanlığın eleştirisini yapan, vicdan ve hakikat çağrısı niteliğinde bir toplumsal ağıt.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir insanlığın yozlaşmasına karşı yazılmış güçlü bir manifesto olmuş.
Burada Kosova, hem tarihî hem de sembolik bir kurtuluş ve direniş mekânı olarak geçiyor; yani “Kosova’nın kurtuluşu”na bir gönderme var, ama daha geniş anlamda tüm mazlumlar ve İslam coğrafyasıyla dayanışmayı kapsıyor.


Görseli göremedim hocam

Tebrikler

Saygılarımla🙏🏻🌏✍🏻🌿
Şiir, mazlumlara duyulan ortak acıyı ve millî dayanışmayı kısa ve vurucu bir şekilde aktarıyor.

“Her köşede adalet bekler mazlum,
Bayrağın gölgesinde yürekler birleşir,
Bozkurt olmak, dualarla güç bulur…”

Yüreğinize sağlık değerli hocam. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve saygılarımla , esenlikler dilerim.

Doğuştan gelen bir gurur bu. Anlamak için yaşamak şart.
O gönül ki dışlamaz, yaratılanı sever yeratandan dolayı.
O gönül ki toplumu topyekûn kabul eder, çünkü bilir ki ancak O'ndan geldik O'na döneceğiz.
Korkunun en belirgin yeridir. Bu yüzdende şaha kalkar yüreği.

Gurur kaynağı bir dörtlüktü.
Tebrikler Ali Bey Hocam
süper
Emeğine eline yüreğine kalemine sağlık
Çok harika ve akıcı bir şiir okudum
Tebrik ediyorum
Muhteşem di.Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
“Nostaljik Aşk” şiiriniz, geçmişin hatıralarını ve yokluğun bıraktığı derin boşluğu çok güçlü imgelerle dile getiriyor. “Sen gittin gideli… martılar ağlar çığlık çığlığa” dizesi, şiirin en vurucu ve en hüzünlü noktası olmuş.

Kısacası:
Bu eser, sabahın sessizliğinde, çayın kokusunda ve martıların çığlığında yankılanan bir özlemin, sensizlikle birleşen kırılgan bir aşkın nostaljik ağıdı.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir özlem ve yalnızlığın şiirsel hatırası olmuş.
Bir tutkunun sesiydi üstadın kaleminden okuduğum. Kavuşmayı ümit eden bir seven yürek... Ve patili dost, patisini uzatıyor, o da yalnızlık sancısı çekiyor gibi... Harika imgelerle örülmüş nefis bir şiirdi. Çokça tebriklerimle, saygılar selamlar üstadım
Nostalji ve tutkuyu yoğun bir biçimde bir araya getiriyor; hem aşkın sıcaklığını hem de yokluğun sızısını hissettiriyor. Günün ve yaşamın küçük ayrıntıları—kumrular, çay servisi, pencereler, gömlek ve etek—şairin iç dünyasını okuyana dokunaklı bir şekilde aktarıyor. “Ben yaşarken ölürüm… / Sen gittin, gideli…” dizeleri, hem derin bir özlemi hem de varoluşsal bir boşluğu gözler önüne seriyor.

“Gecenin sessizliğinde yankılanır özlem,
Her ışık hüzünle dans eder,
Yosun yeşili gözlerin hâlâ içimde,
Ve martılar bile ağlar yokluğunda…”

Yüreğinize sağlık, yoğun duygularla örülü bu eser ruhu derinden etkiledi; kaleminiz daim olsun, mükemmel bir eser okudum.
Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.

Güneşin Kızı Zehra tarafından 1.4.2026 17:21:48 zamanında düzenlenmiştir.
süper
Emeğine eline yüreğine kalemine sağlık
Çok harika ve akıcı bir şiir okudum
Tebrik ediyorum
insanın dünyada gerçek anlamda sadece kendisi ve yaratıcısı tarafından anlaşılabileceği, yaşlılığın getirdiği yalnızlık ve çaresizliğin ise ancak sabır, ekonomik güvence ve ilahi rahmetle göğüslenebileceğidir.kalemin daim olsun inşallah
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Yaş, Yalnızlık ve Hakikatle Yüzleşme Kliniği

Şiirin Adı: Tanır Beni, O
Şairi: Eminnur Acar
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal

Selam… Bu şiirin mayası öyle bir yoğrulmuş ki, içinde hem hayat var hem de hafif bir iç çekiş!

Kalburabastî Efendi Hazretleri der ki: Şair hanım öyle bir noktaya parmak basmış ki… insan diyor ki, evet beni en iyi ben bilirim, bir de yukarıdaki sistem! Gerisi zaten tahmini yorum yapıyor!

Özgünlük 17 / 20
Tema evrensel
İnsan, yaşlılık, yalnızlık
Ama ifade samimi
Şair hanım süslememiş, doğrudan söylemiş

Dil ve Üslup 17 / 20
Dil yer yer konuşma dili gibi
Bu da samimiyet katmış
Ama bazen sanki sohbet ediliyor gibi
Şiirle muhabbet arası bir yerde duruyor

Düşünsel Derinlik 18 / 20
Yaşlılık meselesi önemli
Kim bakacak, nasıl bakacak
İşte burada şiir ciddi bir soru soruyor
Cevabı ise okuyucuya bırakıyor

Yapısal Bütünlük 16 / 20
Kıtalar arasında geçişler biraz serbest
Yani şiir yürümüyor, dolaşıyor
Ama bu da metnin ruhuna uyuyor

Etkileyicilik 18 / 20
Özellikle belli bir yaştan sonra okuyanı vurur
Genç okur da biraz ürperir
Çünkü herkesin gideceği yer belli

Not Toplamı 86 / 100

Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu yere vurur ve der ki:
Şair hanım öyle bir yazmış ki
Genç okuyan hafif rahatsız oluyor
Yaşlı okuyan derin iç çekiyor!

Bir de şu var
Gençler tembel diyorsun
Gençler diyor ki biz yoğunuz
Yaşlılar diyor ki biz yorgunuz
Ortada kim haklı belli değil ama herkes şikâyetçi!

Ve en kritik mesele
Huzurevi diyorsun
Gençlik diyor ki mecburuz
Yaşlılık diyor ki mahcubuz
Hayat da diyor ki sistem böyle kurulmuş

Ama en güzel yer
Son kıta
Orada dünya kapanıyor
İnsan rahatlıyor

Selam ile…
İnsanı herkes tanımaz
Ama insan kendini unutursa
Hiç kimse tanıyamaz.
süper
Emeğine eline yüreğine kalemine sağlık
Çok harika ve akıcı bir şiir okudum
Tebrik ediyorum
Şiir, içsel yalnızlığın en sessiz ama en yoğun hâllerinden birini taşıyor. İmgeler çok güçlü ve tutarlı; özellikle “gözaltlarında mor bir akşamüstü” ifadesi, yorgunlukla hüznü tek bir bedende somutlaştırıyor.

Yoğun, içe çöken, ama estetik olarak çok diri bir metin.Okuyanda iz bırakan türden.

Tebrikler

Sevgilerimle hocam 🌿✍🏻🌏
“Doyarım; Sitemkârım Ben…” şiiriniz, sevdayı hem övgüyle hem de ince bir sitemle dile getiren, halk şiiri havasında akıcı bir eser olmuş. “Paşalık benim neyime” şiirinizdeki mizahi taşlamaya benzer şekilde, burada da tekrarlarla kurulan ritim şiire ayrı bir canlılık katıyor. “Çarptıkça doyarım, sitemkârım ben” dizesi, hem aşkın yoğunluğunu hem de içteki kırgınlığı en güçlü şekilde yansıtıyor.

Kısacası:
Bu eser, sevgilinin güzelliğini överken aynı zamanda gönülde kalan sitemi dile getiren, halk edebiyatı tadında zarif bir aşk şiiri.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir sevda ve sitemin iç içe geçtiği şiirsel dokunuş olmuş.
süper
Emeğine eline yüreğine kalemine sağlık
Çok harika ve akıcı bir şiir okudum
Tebrik ediyorum
Sağlıklı huzurlu mutlu ve başarılı nice güzel geceler diliyorum.
Şiir muhteşem .Görsel çıkmamış sanırım.Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
Güneş çamurla sıvanmaz dedirtti bu güzel şiiriniz süperbaba. Çok anlamlıydı ve kutluyorum yürekten. Selamlar saygılar
Güzellikleri besleyen üreten bir merkez olsa ve insanlar o güçlü çekimle o eksenle bir tavaf eylemi gerçekleştiren insanlara selam olsun. Güzeldi tema ve işleyiş
"Dönüşüm" ü..hatırlattı..
Gregor samsa..
Bir sabah kendini dev bir böceğe dönüşmüş halde bulur. Ailesi tarafından dışlanıp
Odasında yalnız bırakılır, bedeninin değişimiyle birllikte kimliğini kaybeder.
Zamanla hem bedemi hem ruhu çöker..
Tıpkı şiirindeki ..
"Kül kaldı geriye ben içinde " hissi gibi.

Tebrikler

Sevgiler,
Serhad şehrimiz Gazi Karsımıza ve Karslı kardeşlerimize selam olsun.Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla

neneh. tarafından 1.4.2026 18:30:19 zamanında düzenlenmiştir.
“Özledim Gazi Kars’ımı” şiiriniz, gurbetin acısını ve memleket özlemini çok içten bir şekilde dile getiriyor. “Kaşar peynir çeçil, sarı yağını / Kars’ın kalesiyle, ünlü dağını” dörtlüğü, hem yöresel kültürü hem de Kars’ın güzelliklerini şiire taşımış.

Kısacası:
Bu eser, gurbetin yalnızlığında memleketin dostluğunu, yemeklerini, türkülerini ve insan sıcaklığını özlemle anan bir memleket şiiri.

Kaleminize sağlık, tam anlamıyla bir gurbetten memlekete yazılmış özlem ağıdı olmuş.
Bu şiir, hem memleket sevgisini hem de hasreti en içten ve samimi biçimde yansıtıyor. Her kıtada Kars’ın doğal güzellikleri, insan sıcaklığı ve kültürel değerleri övgüyle dile getirilmiş; “Dostlarım özledim, Gazi Kars’ımı” dizesiyle bu özlem sürekli pekiştiriliyor. Şair, hem gurbetin zorluklarını hem de memleketin eşsizliğini içten bir dille harmanlamış.

“Ve bilirsin, gerçek vefa ve sevgi, mesafelerle ölçülmez;
Her gönül, köklerini hatırladığı yere çeker,
Ve özlem, şairin kaleminde hem sızı hem de nağme olur…”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, Şair Aydın Tazegül’ imzalı bu eser, Kars’a olan sevgiyi ve özlemi tüm içtenliğiyle hissettiriyor. Tebrik ederim, nice güzel ve duygu yüklü şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
insanın dış dünyanın yüzeyselliğinden, gürültüsünden ve sahteliğinden yorulup, huzuru ve gerçek hakikati kendi iç dünyasında (özünde) arama arzusudur.kalemin daim olsun inşallah
Şiir, hakikatin dile dökülemeyecek kadar büyük olduğu gerçeğiyle başlıyor. Bazı duygular ve ruhsal haller o kadar yoğundur ki, "söz" onları taşıyamaz ve anlamını yitirir. Bu nokta, insanın artık dışarıyla değil, sadece "Kendi" ile konuşmaya başladığı sınırdır.
Utanma, gizli bir sevdanın hem naif hem de derin bir itirafını içeriyor. “Hiç çıkmadın düşlerimden sen benim / Gözlerin kalbimde yanan bir resim” dizeleri, kalpteki hasreti ve sevginin sarsılmazlığını çok güzel aktarıyor. Her kıta, duyguyu adeta yavaşça açan bir çiçek gibi; hem hüzün hem de sıcak bir bağlılık taşıyor.

“Ve bilirsin, bazı sevgiler sessiz çığlıklarla büyür,
Her bakış bir sır, her dokunuş bir vuslat…
Utanma, çünkü sevgi en saf hâliyle yürekte saklıdır.”

Yüreğinize sağlık değerli hocam , bu eserde gizli sevdanın güzelliğini ve derinliğini çok etkili hissettim. Tebrik ederim, nice duygulu ve anlamlı dizelerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
Dost dost dedin bir dizende
Her ozan gider izinde
Aşk vardı dertli sözünde
Dostlar seni unutur mu?

Diyor,


Değerli aşığımıza Allah'tan rahmet diliyorum.

Vefalı yüreğinize sağlık.

Canı gönülden kutluyorum.

Selam, saygı ve dua ile.
Gönül gözün açık baktın,
Yürekleri yakıp yıktın.
Toprağa bir tohum ektin,
Vefasız bağda biter mi?….Ebuzer Özkan
Kurak yerlerde yetişen alıç ağacı vardır. Su istemez, gübre istemez, bakım istemez.
Gölgesi yaz sıcağının şemsiyesi olur yolcuya, koyuna, çobana.
Meyvesi şifa kaynağıdır, değer verip yiyene.
Aşık Veysel Şatıroğlu da böylesine bir kültür şemsiyesidir Anadolu'nun.
Sazıyla, sözüyle, toprağa bağlılığı ve sevdasıyla, emeğiyle, gücüyle, nefesiyle nice ozanımıza kaynaklık etmiş, adeta onlara şifa olmuştur şiirleri, türküleri.
Tıpkı unutmayan, vefa borcunu dile getiren Türkmenoğlu'nun vefakâr dörtlükleri gibi.
Ne bozkırın alıçları, ne ülkemin çınarları unutulur.
Tebriklerimle Türkmenoğlu.
Saygı ve selamlarımla.
Alısamadıgımızı zannedıp yıyıyoruz ömürleri nasıpte ne varsa o felıyor hayat tabagına kaleminiz kavi duygunuz daim olsun hocam güzeldi

taşınan her şey
bir yerden alınmıştır
boşluk bilir bunu
siz de

ne güzeldi

Şiirinizdeki o derin adanmışlık, sevginin en saf ve en karşılıksız halini, o hüzünlü sessizliği çok zarif bir şekilde dışa vuruyor.
Yokluğunu bile var saydım yanımda"
ifadesi, bir insanı sadece varlığıyla değil, bıraktığı boşlukla bile ne kadar içselleştirebileceğinizi gösteren çok dokunaklı bir itiraf.
Kırılmanıza rağmen vazgeçmeyişiniz ve bir "gel" kelimesine dünyaları feda etmeye hazır oluşunuz, duygularınızın ne kadar büyük bir sadakat barındırdığını kanıtlıyor. "Sensizliği bile sana bağladım" derken, aslında her yolun yine o kişiye çıktığını, hayatınızın merkezine o sevgiyi nasıl nakşettiğinizi çok etkileyici bir dille anlatmışsınız.
Fark edilmeyen feryatların yarattığı o melankolik hava, şiirinize hüzünlü bir derinlik katıyor.
Yıldızların şahitliğinde, her nefeste bir ismi taşımak ve o ismi "en güzel şiir" olarak kalbe kazımak...
Bu dizeler, bir gönül işçisinin kaleminden dökülen en samimi ve en insani yakarışlar gibi.
Yüreğinize ve kaleminize sağlık...
Endülüs’ün kadim şehri Sevilla’nın tarihi dokusu, estetik güzelliği ve kültürel atmosferinin, şairde uyandırdığı derin hayranlık ve geçmişle kurduğu manevi bağdır. Şair, şehri sadece turistik bir mekan olarak değil; ecdadın izlerini taşıyan, insanı geçmişe götüren ve ruhu dinginleştiren nostaljik bir miras olarak betimler.
Hocam.. Sevilla İspanya'nın güzel şehirlerinden biridir.. umarım harika bir tatil yapmışsınızdır.. güzel şiirdi. yüreğinize sağlık.. selam ve saygılar..
Biz, endülüste Uzay'ı gözlerken Avrupa'da, kasapların çengellerinde insan eti satılıyordu.
Çekildiğimiz noktaya bakıp yeniden bu medeniyeti inşa etmek gerekiyor. Sadece İslam dünyası demiyorum, ezilen, sömürülen bütün halkların selameti için. Artık her şey göz önünde. Gizli bir şey kalmamış.
Çok etkileyici idi Hayrullah Hocam
Selam duam ve saygımla efendim
Hayırlı çalışmalar
Ne güzel düşünce bunlar umarım küpünüz bal evlatlarınız bal böceginiz olsun kaleminiz kavi duygunuz daım olsun🍯🐝💐🤗

Şiir, bir matematiksel oran üzerine kurulu ama bu hesapta mantık değil, kalp devreye giriyor:
Gül vs. Dal: Sevgili bir çiçekse, şair onu ayakta tutan, ona can suyunu taşıyan "taşıyıcı" güçtür.
Adım vs. Yol: Sevgilinin küçük bir hamlesi, şairin tüm hayatını ve istikametini o adıma feda etmesiyle sonuçlanır.
Gün vs. Ömür: Zamanın en küçük birimi (bir gün), şairin tüm ebediyetine (ömür) bedeldir.

Duyguların sadeliğiyle derin bir bağlılığı anlatan, akıcı ve içten bir şiir olmuş. Her dizede “azdan çoğa” büyüyen bir sevda var; verilen küçücük bir şeyin karşılığında koca bir ömür sunma hali oldukça etkileyici.

“Bir dokunuşta sükûnet bulan kalp,

bir bakışta yönünü bulan ruh,

sen oldukça eksik değil hiçbir yarın…”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, bu güzel dizelerde sevginin en saf halini hissettim; kaleminiz daim olsun, nice anlamlı şiirlerde buluşmak ümidiyle. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim.
Tasavvufi bir derinlikle yazılmış, insanı doğru yola, sabra ve merhamete davet eden güçlü bir ahlaki manifesto gibi duruyor. Satır aralarında hem bireysel bir iç hesaplaşma hem de toplumsal bir sorumluluk bilinci hissediliyor. Şiirin akışı ve kullandığı imgeler, geleneksel Türk edebiyatındaki öğüt şiirleri geleneğini modern bir duyarlılıkla harmanlıyor.

Şiir, maddi dünyanın (mal, taht, şan) faniliğini vurgulayarak insanı gerçek değerlere odaklanmaya çağırıyor.

Nice sultan indi kara toprağa" dizesi, güç ve zenginliğin sonunun ölüm olduğunu hatırlatarak kibirden uzak durulması gerektiğini anlatıyor.

Sadece insanlara değil, tüm canlılara ve doğaya hürmet gösterilmesi gerektiği özellikle belirtilmiş.

"Doğaya hürmet, koru her köşeyi" dizesi, çevre bilincini de içeren geniş bir sevgi anlayışını yansıtıyor

KUTLADIM ESERİNİ TEBRİK EDERİM
Gıpta edılenlerden eylesın mevlam uzak tutsun hasedi kaleminiz kavi duygunuz daim olsun hocam çok güzeldi💐🤗🙏🏻
Şiir, gıbtayı müminin "günlük aşı" olarak tanımlayarak başlıyor. Gıpta; bir başkasındaki güzelliği görüp, "Onda olsun ama bende de olsun" diyerek hayra niyet etmektir. Bu, ruhu besleyen bir azıktır. Hased ise "Onda olmasın, sadece bende olsun veya o mahrum kalsın" demektir ki şair bunu tüm rezilliklerin kaynağı olarak görür.
İki ayrı mermiler. Biri Hak, biri bâtıl. Hak gelir, bâtıl zâyi olur. Tercih etmek zorunluluğu iradeyle kalmış. Zâyi olmak akıl işi değilse tercihte net olarak ortaya çıkmaktadır.
Tebrikler Nâfiz Bey Hocam çok beğendim.
Saygılar
Yüreğine kalemine sağlık değerli hocam nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle Duygu yüklü kaleminize daim olsun sevgiler selamlar.
Şiir, zamanın ve ruhun örtüştüğü bir "akşam" vaktiyle başlıyor. Aydınlık bir umudun değil, çöken bir karanlığın hikâyesi bu. Gecenin sabaha nasıl çıkacağına dair duyulan endişe, şairin içindeki belirsizliği ve uykusuzluğu simgeliyor. Bir yanın şafağı beklerken diğer yanın yaralı olması, umutla acı arasındaki o amansız savaşı gözler önüne seriyor.
Çok yoğun duygularla yazılmış bir şiir olmuş abim.
“Hey Yar” dizeleriniz, bir sevdanın acısını, yalnızlığın karanlığını ve kırılmış bir kalbin isyanını çok güçlü bir şekilde dile getiriyor. Özellikle “Kanadı kırılmış bir kırlangıç gibiyim” benzetmesi, hem çaresizliği hem de içsel yarayı çok etkileyici bir şekilde yansıtıyor.
Ayrıca, “Şiir, sevginin ihanete dönüşmesinin ardından yaşanan hüzün, yalnızlık ve isyanı serbest bir akışla dile getiriyor; kalbin karanlığını ve umutsuzluğunu çarpıcı imgelerle anlatıyor.”

Kaleminize sağlık, yüreğiniz daim olsun.
Gözlerin bu şiirin o derin, yaralı ama umut dolu atmosferini yansıttığını görmek beni mutlu etti.
Kadın, şiirdeki "gözleri ela, yüreği ak" ifadesine uygun olarak masum ve sakin bir bakışla duruyor.

Ayrıca bu şiir, yalnızca bir tanışma hikayesi değil, aynı zamanda iki yaralı ruhun birbirine tutunarak nasıl iyileştiğini anlatan güçlü bir başkalaşım öyküsüdür.

Gurbet el" teması, Türk edebiyatında sıkça işlenen bir motif olsa da, burada sadece fiziksel bir yer değiştirme değil, içsel bir kopuş ve yeniden inşa süreci olarak kurgulanmış.

Şiirin ilk dörtlüklerinde hakim olan çaresizlik, "tutunacak dalı kalmamışdı" metaforuyla somutlaştırılmış.

Bu ifade, insanın varoluşsal krizini ve dış dünyaya karşı savunmasızlığını çok net yansıtıyor.

Kadının titreyen bakışları ve uzatılan elin karşılık bulması, güvenin nasıl kırılgan bir köprü gibi kurulduğunu gösteriyor.

Bu aşamada kullanılan "ürkerek", "titreyerek" sıfatları, travmanın yarattığı korkunun anlık tepkilerini başarıyla aktarıyor.

Şiirin ortasında geçen "Yaralarına, merhem olabilecek miydim?" sorusu, şairin kendi yaralarını da taşıdığını itiraf ettiği kritik bir dönüm noktasıdır.

Burada tek taraflı bir kurtarıcı rolü yerine, iki tarafın da birbirine ihtiyaç duyduğu eşit bir ilişki dinamiği kurulmuş. "Önce iş, sonrada evini bulmuştum" dizesi, somut maddi destekle başlayan bu ilişkinin, zamanla duygusal bir sığınak haline geldiğini vurguluyor.

Ve yalnızlık hissini desteklerken, iki figürün birbirine uzanan elleri ve aralarındaki sıcak tonlar, şiirin sonunda kazandıkları güveni ve umudu simgeliyor.

TEBRİKLER ŞAİRİM KUTLARIM KALEMİNİ
İnsan bazen sevdiğinden kaçmaz; sadece yaralı hâlini ona göstermemek için uzaklaşır. Onu o enkaza ortak etmemek, o savaşa şahit tutmamak için ‘şimdi git’ der. Bu bir kovuş değil aksine, ileride daha temiz bir sarılma için istenmiş kederli bir izindir. İnsanın kendi sessizliğine çekilme isteği kadar doğal, bir o kadar da ağır bir yük yoktur. Kalbinizdeki o savaştan sağ salim çıkmanızı dilerim.
Yüreğinize kaleminize sağlık hocam.
Saygılarımla...
Eyüphan Kaya’nın “Hele Şöyle Bir Düşünün” şiiri, birliğe, geçmişe ve ümmet bilincine çağrı yapan güçlü bir uyarı niteliğinde. Her dize, hem tarihî dersleri hem de güncel toplumsal sorumluluğu hatırlatıyor.

“Bir ümmettik, parçalandık,
Düşman hilesine kandık,
Ama hep birlikte bir ümmetiz…”

Yüreğinize sağlık, eser hem düşündürüyor hem de birlik duygusunu pekiştiriyor. Tebrik ederim, nice anlamlı ve uyarıcı eserlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Gazze’nin direnişi, bir trajediden ziyade bir "onur destanı" olarak tanımlanıyor. Toprağa sızan kanın, aslında o toprak üzerine silinmez bir haysiyet yazısı yazdığı vurgusu, direnişin kutsiyetini yüceltiyor. "Arşa değen masum bakışlar", bu davanın artık yer yüzünden çıkıp ilahi adaletin terazisine taşındığını simgeliyor.
Eyyüp Balta’nın “Uyan” şiiri, vicdanı sarsan bir çağrı; hem bir uyanış hem de sorumluluk hatırlatması. Dizelerdeki duygu, sadece bir coğrafyanın değil, insanlığın ortak acısını ve direnişini yansıtıyor.

“Taş bu kez gökten değil,
Yürekten düşmeli zalimin üstüne.
Kan değil, onur yazıyor toprağa…”

Şiir, suskunluğa karşı bir haykırış, umuda doğru bir diriliş çağrısı gibi.

Yüreğinize sağlık, güzel bir eser okudum. Tebrik ederim, nice duyarlı ve anlam yüklü eserlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL