4
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
145
Okunma

Uzak diyâr içre bir dilber gördüm şebin koynunda,
Sînesi sûzân, dili hâmûş, gönlü hicrân boynunda.
Perde çekmiş kalbine sahte ziyânın gürültüsünden,
Hakikat ister gibi yürür sükûtun derin yolunda.
Gözleri zulmete alışmış bir derviş sabrıyla,
Sanki şebi içmiş gibi durur zamânın solunda.
Sînesinde kaynar bir bahr-i ahmer gizli gizli,
Dalga dalga gark olur nefsin ejderleri onda.
Kirpik ucundan düşer bir katre, sonra bir katre daha,
Rahmet gibi süzülür göğün mahzûn ufkunda.
Kûçe-i tenhâ tanıktır o derûnî fırtınaya,
Kırmızı kiremit savrulur zamânın tozunda.
Şehr ehli bilmez bu ateşi, bu yanık deryayı,
Bir gönül ki yanar ancak kendi sırrı korunda.
Sandım ki bir garip gezer bu kûçe-i dünyâda,
Meğer hakikat ister gönlünün uçsuz çölünde.
Zîrâ bilir erbâb-ı dil: zulmet içinden doğar nûr,
Her gecenin saklı fecri vardır bağrında.
Nefsin zincirini kırmadan açılmaz kapı-i sır,
Âşık olan yürür daima ateşin yolunda.
Sûz ile yanmayan gönül bulamaz gülşen-i aşkı,
Gül açar ancak dikenin ve kanın koynunda.
Der ki Bergüzâr: yanmadan açılmaz gül-i hakikat,
Aşk ateşi düşmeden kalp kalır dünyanın zindanında.
Gönül Adıgüzel Dural
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.