2
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
138
Okunma

Eğer fotoğraftaki gibi yüklüğün içine yorganı, battaniyeyi, döşeği yığıp kendine özel bir oda yaptıysan, güzel bir çocukluk geçirmişsin demektir.
O zamanlar köyde tablet yoktu, internet yoktu, cep telefonu yoktu…
Ama sonsuz bir hayal gücümüz, sokaklara sığmayan oyunlarımız ve paylaşacak bolca zamanımız vardı.
Belki ayrı odamız yoktu, belki her birimizin ayrı yatağı bile yoktu.
Ama kardeşimizle, arkadaşımızla aynı döşeğe sığdırdığımız kocaman bir dünyamız vardı.
Bir battaniye kale olurdu,
bir yüklük saray…
Bir yorganın altında kurduğumuz dünya, dışarıdaki dünyadan daha büyük gelirdi bize.
Gece olunca fısıltıyla anlatılan sırlar,
yorgan altında bastırılan kahkahalar,
uykuya dalmadan önce kurulan binbir hayal…
Şimdi odalarımız var, yataklarımız var, ekranlarımız var;
ama o küçücük yüklüğe sığdırdığımız kocaman çocukluğumuz yok artık.
Belki de çocukluğumuzun en güzel tarafı buydu:
Yokluğumuz çoktu ama hayalimiz daha çoktu.
Eşyamız azdı ama anımız çoktu.
Ve aynı döşeğe sığan çocuklar, bir ömre sığmayacak kadar güzel hatıralar biriktirdi.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.