2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
152
Okunma

Üçüncü Bölüm: Kınalı Kuzu’nun Rüyası
Kınalı Kuzu’nun annesi ona tüm şefkatiyle baktığı gibi aynı zamanda insanlar gibi gülüyordu.
“Aynen insanlar gibi gülüyorsun anneciğim!” dedi şaşkınlıkla.
“Ama sen de aynen insanlar gibi konuşuyorsun,” dedi annesi.
“Doğru, ben konuştum,” dedi Kınalı Kuzu. “Ama sen de konuştun.”
“Biz zaten hep konuşuyorduk,” dedi annesi. “Ama bugün aynen insanlar gibi konuşabiliyoruz. Belki de bizi yaratan Allah’ın bize lütfudur.”
“Evet, biz bildiğimiz tek bir kelimeyle zaten çok şey anlatıyorduk,” dedi Kınalı Kuzu. “Ama sana sormak istediğim çok şeyi soramadım. Şimdi sorabilir miyim?”
“Tabi ki, sor yavrum!” dedi anne koyun.
“Anneciğim, o yaşlı koyuna ne oldu?” dedi Kınalı Kuzu. "O sana benzeyen koku da neydi?”
“Yavrum, o koyun yaşlanmıştı,” dedi anne koyun. “Biz de yaşlanıyoruz kuzum... Dişlerimiz eskisi kadar güçlü olmuyor. Otları çiğnemek zorlaşıyor. Bacaklarımız yoruluyor... Acılar çekiyoruz.”
“Sonra ne olur?” diye heyecanla sordu Kınalı Kuzu.
“İnsanlar onların ömürlerini bitirir ve etlerini de yerler,” dedi anne koyun.
“Ama bir defasında kuzu kokusu da gelmişti,” dedi Kınalı Kuzu.
“Bu çiftlikteki insanlar iyi insanlardır,” dedi anne koyun. “Onlar kuzuları ve süt veren koyunları kesmezler. O kuzu kokusu kasaptan alınan etti. Yani başkaları kesmiş.”
“Bu insanlar neden besliyorlar bizi?” diye sordu Kınalı Kuzu.
“Çünkü biz de onlara süt veriyoruz,” dedi anne koyun. “O sütü çocuklarına içirirler, yoğurt veya peynir yaparlar.”
“Dün olanları anımsa kuzum,” dedi anne koyun. “Peter seni dereden kurtarmak için nasıl da kendi yaşamını tehlikeye attı.”
“Evet,” dedi Kınalı Kuzu. “O beni çok seviyor. Ben de onu çok sevdim.”
“O köpek leşini de anımsa,” dedi anne koyun. “O zavallı kim bilir nasıl acılar çekerek öldü.”
“Peki anneciğim,” dedi Kınalı Kuzu, "bu kaybolan koyunlar yok mu oluyor?”
“Hayır,” dedi anne koyun. “Onlar Cennet’e gidiyor.”
“Cennet nedir?” diye sordu Kınalı Kuzu.
“Cennet, yem yeşil otlakları olan bir yerdir,” dedi anne koyun.
“Ama o yaşlı koyunun dişleri dökülmüştü!” dedi Kınalı Kuzu. “Nasıl ot yiyebilecek Cennet’te?”
“Kuzucuğum,” dedi anne koyun, “Cennet’te kimse yaşlı olmaz. Oraya gidenler tekrar genç birer koyun olurlar. Orada ne hastalık vardır ne de acı.”
“Sen de gidecek misin Cennet’e?” diye sordu Kınalı Kuzu.
“Tabi ki,” dedi anne koyun. “Benim de buralardaki görevim bitip sütten kesilince, insanlar acı çekmeme izin vermeyecek ve beni o güzel Cennet’e uğurlayacaklar.”
Sonra annesi gözden kayboldu.
Kınalı Kuzu gözlerini açtığında hava hâlâ karanlıktı. Annesi ve diğer koyunlar derin uykudaydılar. Az önce annesiyle yaptığı uzun konuşmayı düşündü.
“Demek ki bunlar gerçek değildi,” diye geçirdi içinden. “Ama Allah, annemle anlaşabilmem için bana ne güzel bir lütufta bulunmuştu.”
Kendisini çok yorgun ve bitkin hissettiği için o da uykuya daldı.
Sabah uyku ve uyanıklık arası bir durumdaydı ve kendini çok bitkin hissediyordu. Gözlerini bir türlü açamıyordu. Koyunların melemeleri arasında bir ara Peter’in başını okşadığını hissetti.
“Kınalı Kuzu hasta, ateşi var,” diyordu Peter. “Onu bugün otlağa götüremeyiz.”
Sonra da annesinin kokusunu hissetti ve onu yaladı.
Daha sonra koyunların sesi kayboldu ve çiftliğe bir sessizlik çöktü.
Bir zaman sonra üzerinde sıcacık ve şefkatli bir el hissetti. Sonra kendisinin bir kucağa alındığını hissetti. Gözlerini güçlükle araladığında, daha önce hiç görmediği genç bir kızın yüzüyle karşılaştı. Gözleri masmaviydi. Yüzünde annesinin onu yalarken hissettirdiği huzura benzeyen bir şefkat vardı. Kınalı Kuzu “İnsanların kucağı da sıcak oluyormuş,” diye düşündü.
“Hasta mısın Kınalı Kuzucuk, seni veterinere götüreceğim,” dedi o kız.
(Sürecek, gelecek bölüm, Selin)
Kadir Tozlu
06.07.2026
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.