0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
39
Okunma

Üçüncü Bölüm: Yardımlar
Cami çıkışı İmam, cemaat arasındaki göçmenlere bir göz gezdirdikten sonra Hüseyin’i gözüne kestirdi ve yanına gitti.
“Ben İmam Reşit, bu caminin imamıyım. Sizi tanıyabilir miyim?” diye sordu.
“Ben Süleyman oğlu Hüseyin. Bu da babam Süleyman,” dedi Hüseyin.
“Ülkemize hoş geldiniz,” dedi İmam, “Bu akşam ailenizi alıp bana konuk gelmenizi rica edeceğim.”
Hüseyin mahcup bir eda ile babasına döndü ve “Ne dersin!” dercesine baktı.
“Allah razı olsun da size yük olmayalım!” dedi Süleyman.
“Estağfurullah, ne yükü!” dedi İmam. “Hatta birkaç gün kalabilirsiniz.”
“O kadar kalamayız” dedi Süleyman. “Çok işlerimiz var.”
“Gündüz gider, işlerinizle meşgul olur, akşam yine buraya gelirsiniz. Caminin yanına geldiğinizde kime sorsanız evimizi gösterir.” dedi İmam.
“Allah razı olsun,” deyip ayrıldılar.
“Baba, burada ayrılalım. Ben çarşıya gidip bulgur, pirinç, mercimek gibi kuru yiyeceklerden alayım.” dedi Hüseyin.
“Bir dakika oğlum,” dedi Süleyman. “Seninle konuşmam gereken bir konu var.”
“Buyur baba, nedir konu?” diye merakla sordu Hüseyin.
“Oğlum,” dedi, “biz daha Dudu doğduğunda onu ileride seninle evlendirmek için sözleşmiştik.”
Hüseyin bir süre sustu. Sonra:
“Ama baba... O bizim elimizde büyüdü. Doğduğundan beri bana ‘abi’ diyor. Ben de onu hep kardeşim gözüyle gördüm. Ben onunla evlenemem.”
Süleyman kaşlarını çattı.
“Oğlum, bizim dinimizde ana veya baba bir olmadan kardeş olunmuyor.”
Hüseyin başını kaldırdı.
“Ama istersek o gözle bakabiliriz baba.”
“Oğlum, babana karşı gelme, bu iş olacak!”
“Baba, ben ondan on yaş büyüğüm.”
“Yaş dediğin nedir ki! Büyüklerimiz nice yaş farkıyla nice evlilikler yapmadılar mı?”
Hüseyin’in sesi yumuşadı.
“Baba, ben onu kucağımda sevdim. Ayaklarımda sallayıp uyuttum. Ben onu kendime karı olarak düşünemiyorum.”
Süleyman bir süre sustu.
“Bırak oğlum. Söz sözdür.”
Hüseyin’in yüzünde hüzünlü bir ifade belirdi.
“Siz o sözü Rus topraklarında verdiniz baba. Orada çevremiz düşmanlarımızla doluydu. Buraya bir baksana! Buranın insanları bizi nasıl da misafir olarak bağrına bastı. Bize yardım edebilmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Biz onlardan kız alsak, onlara kızımızı versek, onlarla akraba olsak daha iyi değil mi?”
Süleyman oğluna baktı.
“Doğru söylersin de oğlum, Halil’e ne diyeceğiz?”
Hüseyin hiç düşünmeden cevap verdi:
“Bizim onlarla yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor. Çok iyi ahbabız. Onlarla nasılsa konuşur, anlaşırız.”
Süleyman’ın yüzündeki endişe biraz daha belirginleşti.
“Endişe içindeyim oğlum. Onunla aramızın bozulmasını hiç istemem.”
Hüseyin babasının elini tuttu.
“İnşallah bozulmaz baba. Belki de tam tersine, daha da iyi dost oluruz.”
..
O günlerin birinde Abdullah, camiden çıktıktan sonra köyün iki yaşlısının arkasında yürüyordu. İhtiyarlar dini konular üzerine konuşuyorlardı. Abdullah onları dinlerken bir soru ile irkildi:
“Ula Ali Hoca, acep bu namaz kılmayanların hali n’olacak?”
Diğeri bir süre düşündü.
Sonra ikisi de kendi aralarında konuşmaya devam ettiler.
Abdullah ise o cümleyi duyduğu yerde kalmış gibi oldu. O söz ömrü boyunca aklından çıkmayacaktı.
Belki o gün tam olarak nedenini anlamamıştı. Ama insan bazen çocukluğunda ya da gençliğinde duyduğu sıradan bir cümleyi yıllar sonra anımsar.
Bazı sözler insanın zihnine değil, kalbine yerleşirdi.
..
Abdullah kuru erzak almak üzere bir dükkâna uğradı. İki file dolusu yiyecek aldıktan sonra ücretini sorduğunda:
“Kendine mi alıyorsun göçmenler için mi?” sorusuyla karşılaştı.
“Ne fark eder?” dedi Abdullah. Parası neyse ödeyeceğiz işte!
“Göçmenler yalnızca senin misafirin değil Abdullah. Onlara alıyorsan ücret almıyorum!” dedi dükkân sahibi.
Abdullah ne kadar ısrar ettiyse dükkancıyı ikna edemedi. Böylece ücret ödemeden çıktı dükkândan.
“Acaba kasaba gidip biraz da et mi alsam!” diye düşündü. Ancak daha evleri bile yok. Çadırlarında kalacaklar mı bilmiyordu. İmam efendinin önerisiyle belki de bir ailenin konuğu olacaklardı.
Keşke kendi konuğu olsalardı…
Dudu’nun anne ve babasıyla henüz tanışmamıştı. Ama göçmenlerin kimisi aralarındaki yakınlaşmayı biliyorlardı. Acaba Dudu’nun anne ve babası da biliyor muydu?
..*
Hüseyin de bir dükkâna girerek birkaç file doldurduktan sonra ücretini ödemek istediğinde o da şaşırdı…
“Borcun yok delikanlı!” dedi dükkân sahibi. Sizler bizim misafirimizsiniz.
“Fakat nasıl olur!” deyince dükkân sahibi:
“Sağ olsunlar; tarlası, bahçesi olanlar topladıkları ürünlerinden sizlerin kaldığınız yerlere kadar götürüyorlar. Bizim tarlamız, bahçemiz yok. Bari kapımıza kadar gelmişken bizim de bu yardımlarda katkımız olsun.”
Hüseyin ısrar ettiyse de dükkân sahibi ücret almamakta kararlıydı.
Hüseyin dükkândan çıkıp ellerinde dolu filelerle yola çıktı. Bir kilisenin yanından geçerken kilisenin çıkan bir rahip:
“Bir dakika gelir misin more!” dedi.
“Buyur rahip efendi,” dedi Hüseyin.
“Sen göçmen değil misin more, gel içeride konuşalım,” dedi rahip.
Hüseyin biraz da merakını yenemeyerek kiliseye girdi.
Rahip bir defter açtı ve “Adın nedir more!” dedi.
“Süleyman oğlu Hüseyin,” dedi.
“Biz Hristiyan cemaat sizler için yardım topladık. Sana versek götürür, göçmen ailelerine eşit miktarda dağıtır mısın?” dedi rahip.
“Beni mahcup ediyorsunuz. Tabi ki götürürüm,” dedi Hüseyin.
Rahip deftere paranın miktarının yazılı olduğu bir metnin altına, “Yukarıda yazılı olan meblağı göçmen ailelerine eşit şekilde dağıtacağım,” yazıp imzalamasını rica etti.
“Ben henüz Osmanlıca okuyup yazmayı bilmiyorum ki,” dedi Hüseyin.
“Bana inan be more!” dedi rahip. Sonra metni yüksek sesle okudu.
Paranın miktarını öğrenince şaşkına döndü Hüseyin.
“Bu para biraz fazla değil mi?” diye şaşkınlıkla sordu.
“More, daha tarlalarınızı ekeceksiniz, ürünleriniz yetişecek, belki satacaksınız belki kendiniz yiyeceksiniz. Bu ne kadar sürer?” diye sordu rahip.
“Kimler verdi bu kadar parayı?” diye sordu Hüseyin.
“Ne yapacaksın more,” dedi rahip. Meryem oğlu İsa der ki: ‘Sağ elinizin verdiğini sol eliniz görmeyecek.’”
“Peki neye karşılık veriyorsunuz bu paraları?” diye sordu Hüseyin. “Nasıl ödeyeceğiz?”
“Müslümanların da inandığı Allah’ın rızası için more,” dedi rahip. “Ödemeyeceksiniz… Afiyetle yiyin!”
(sürecek)
Kadir Tozlu
27.08.2026
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.