"okuyucuları ikiye ayırırım: hatırlamak için okuyanlar, unutmak için okuyanlar" wıllıam phılıps
superbaba
superbaba
VİP ÜYE

TATAR KIZI-7

Yorum

TATAR KIZI-7

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

129

Okunma

TATAR KIZI-7

Yedinci Bölüm: Reşit Efendi’nin Sofrası

Reşit Efendi tüm hazırlıkları yapmıştı.
Güneş batmadan Süleyman Bey eşi Hatice Hanım ve oğlu Hüseyin’le birlikte geldiler.
Selamlaşmalardan sonra Hüseyin Reşit Efendi’nin ve Emine Hanım’ın ellerini öptü.

Reşit Efendi konukları bir odaya aldı ve sedirlere oturdular.
“Bu dostluklar baki olsun dilerim,” dedi Reşit Efendi…
“Âmin, inşallah,” diye yanıtladı Süleyman Bey.
“Para durumunuzu hiç sormadık,” dedi Reşit Efendi. “Hep sebze, meyve ve kuru erzak yardımlarıyla yetindik.”
Hüseyin: “Para yardımı da aldık,” dedi.
“Hayrola, hangi hayırseverler onlar?” diye sordu Reşit Efendi.
“Önce Abdullah bir miktar yardımda bulunmuş, dedi Hüseyin. Daha sonra çarşıya gittiğimde Rahip Efendi de Rum Cemaatinin topladığı yardımları verdi.”
Reşit Efendi şaşkın…
“Bak sen!” dedi. “Biz din kardeşiyken bunu düşünemedik. Doğrusu Rahip Nikolas Efendi ve Rum hemşerilerimizin bu davranışından onur duydum.”
Reşit Efendi devam etti…
“Bu utanç bize yeter. Önümüzdeki Cuma para yardımları için de bir kampanya başlatalım. Müftü Efendi’yle de konuşayım, bu kampanya bizim camimizle değil tüm camileri kapsasın.”

Sohbet sürerken Reşit Efendi’nin çocukları da eve geldiler. Doğruca konukların odasına giderek saygılı bir şekilde ellerini öptüler. Hüseyin biraz da sıkılarak:
“Hop, delikanlı,” dedi. “Daha eli öpülecek yaşa gelmedik!”
Reşit Efendi söze girdi.
“Daha hangi yaşta olacaksın oğlum. Sana bu civardan bir kız bulup evlendirelim diyorum ben.”
Bu söz üzerine Süleyman Bey ve eşi konuşacak oldular. Reşit Efendi onlara eliyle dur işareti yaptıktan sonra:
“Yemeğimizi yedikten sonra bu konuyu konuşuruz.” dedi.
Sonra yine Hüseyin’e dönerek:
“Evlat, elinden gelen bir iş yok mu? Seni bir işe koyalım,” dedi.
“Amca,” dedi Hüseyin, “ayakkabıcı ustasıyım. Aslında çok iyi olur.”
“Şu tesadüfe bak ki,” dedi Reşit Efendi, “Buradaki ayakkabı ustalarının hemen hemen hepsi de Rum.”
“Ama sorun değil,” dedi sonra. “Hatırlı dostlarımız var.”
Biraz düşündükten sonra;
“Sen yarın sana tarif edeceğim yerde Kostas Usta’yı bul ve benim gönderdiğimi söyle. Durumunu anlat, mutlaka sana yanında bir iş verir.”

Sohbet yemek faslıyla kesildi. Yemekler yenildikten sonra tekrar sohbet odasına dönüldü…
İlk söze giren Süleyman Bey oldu…
“Efendim, malumunuz, bizler Rusya’da da Halil Bey’le çok iyi aile dostuyduk. Burada da öyle olacağız Allah’ın izniyle.”
“E! Tabi ki olursunuz!” dedi Reşit Efendi, “Buna mâni bir durum mu var?”
“Efendim, şöyle bir maruzatımız var,” dedi Süleyman Bey. “Biz oğlumuzu Halil kızı Dudu doğduğunda onunla evlendirmek için ailesiyle sözleşmiştik.”
“Dudu daha doğduğunda bir söz vermişsiniz,” dedi Reşit Efendi. “Ancak nikahın olabilmesi için onların olgun yaş geldiklerinde rızaları olması gerekir.”
Hüseyin biraz da sıkılarak:
“Doğrusunu isterseniz Reşit Amca, benim rızam yoktur,” dedi ve devam etti. O kız doğduğunda ben 10 yaşındaydım. O benim elimde büyüdü. Onu bebekken kendi kardeşim gibi sevdim, kucağımda taşıdım, ayağımda sallayıp uyuttum.” dedi ve devam etti.
“Üstelik o kız ben bildiğimden beri bana Hüseyin Abi diye hitap ediyor. Ben onunla evlenemem anneciğim, babacığım. Lütfen beni anlayın.”
Bu sırada Hatice Hanım söze girdi:
“Reşit Efendi, bizim asıl sorunumuz Dudu’nun babası Halil Bey’e ne diyeceğiz!”
Reşit Efendi “endişe etmeyin” anlamında bir el işareti yaptıktan sonra:
“Yarın akşam yine konuğumsunuz,” dedi. “Sizi bırakmayacağım. Üstelik yarın akşam Halil Bey ve ailesini de davet edeceğim. Burada bu işi detaylı olarak konuşacak ve tatlıya bağlayacağız.”
Süleyman bey ve Hatice Hanım şaşkın bir şekilde birbirlerine baktıktan sonra…
“İnşallah aramızda bir soğukluk olmaz Reşit Efendi,” dedi Süleyman Bey…
“Hiç endişe etmeyin,” dedi Reşit Efendi. Öncelik çocuklarımızın mutluluğudur. Onların mutlu olmalarını isteyen aileler böyle bir durumda birbirlerinden soğumazlar.”

..*

Reşit Efendi sabah erkenden büyük oğlu Azmi’yi yanına çekerek şunları tembihledi:
Oğlum, git Ali Bey’in evine. Göçmen Halil Bey ve ailesi orada konukmuş bu gece. Onları bu akşam için bize davet ettiğimi söyle. Ama mutlaka gelsinler… Fazla gecikme ki Halil Bey gitmeden yetişesin.
Azmi giyine dursun Reşit Efendi yine düşüncelere daldı…
Acaba Ali Bey ve ailesini de çağırsa mıydı?
Evet, iyi olurdu.
Hem de harika olurdu.
Hepsi bir aradayken konuşurlar, yanlış anlamalar giderilirdi.
Hatta Abdullah ile Dudu’nun sözlenme işi de bu akşam bitirilebilirdi…
Evet, bu iş bu akşam bitmeliydi.

O sırada Azmi çıkmak üzere ayakkabısını giyiyordu.
Hemen yanına gitti ve:
“Ali Bey ve ailesi de gelsin oğlum,” dedi.
“Baba, diğerleri göçmen olduğu için davet ediyoruz,” dedi Azmi. “Peki Ali Amca’yı neden çağırıyoruz?”
“Sen dediğimi yap oğlum!” dedi Reşit Efendi, “Babana karşı mı geliyorsun?”
“Estağfurullah baba,” dedi Azmi, “Karşı gelmek ne haddime, Ali Amca’ya ne diyeceğim, onu soruyorum.”
Reşit Efendi içinden, “Çocuk haklı!” diye düşündü ve:
“Onlar beni sayarlar,” dedi Reşit Efendi. “Çok önemliymiş dersin,” dedi.
Sonra biraz durduktan sonra:
“Yok, önemliymiş deme de” dedi. “Hayırlı bir işmiş,” dersin.

Azmi “Tamam baba,” diyerek hızlı adımlarla evden uzaklaştı.

(Sürecek)

Kadir Tozlu
08.09.2026

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Tatar kızı-7 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Tatar kızı-7 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
TATAR KIZI-7 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL