1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
62
Okunma

Dördüncü Bölüm: Selin
Kınalı Kuzu’nun henüz tanımadığı bu genç kızın adı Selin’di. Veteriner fakültesinde okuyordu. Yaz tatilini geçirmek için ailesinin yanına gelmişti.
Çocukluğundan beri hayvanlara karşı ayrı bir sevgisi vardı.
Kınalı Kuzu gözlerini açtığında, kendisini kucağına alan genç kız hâlâ ona sevgiyle bakıyordu.
Onun elleri de annesinin dili gibi sıcacıktı.
Kınalı Kuzu ürkekçe meledi.
Genç kız gülümsedi.
“Merak etme küçük dostum,” dedi. “Benim adım Selin.”
Kınalı Kuzu onun söylediklerini anlayamıyordu ama sesindeki şefkati hissediyordu.
Selin elini yavaşça Kınalı Kuzu’nun başına koydu. Sonra kulağının arkasını okşadı. Kınalı Kuzu gözlerini kapattı. Bu dokunuş ona annesinin yalayışını anımsatıyordu.
Biraz sonra çiftlik sahibi arabayı hazırladı. Selin, Kınalı Kuzu’yu tekrar kucağına aldı. Yol boyunca onu göğsüne bastırdı. Kınalı Kuzu, Selin’in kalbinin yavaş yavaş attığını hissediyordu. Kendi kalbi de sanki o ritme uyuyordu.
Veteriner onları kapıda karşıladı. Önce ateşini ölçtü, sonra da göğsünü dinledi. Kınalı Kuzu bu metal aletin neden göğsünde dolaştığını anlayamadı.
Veteriner başını salladı.
“Dereye düştüğü için üşütmüş. Akciğerlerinde iltihap başlamış. Neyse ki erken getirmişsiniz.”
Selin rahat bir nefes aldı. Veteriner birkaç iğne yaptı. Kınalı Kuzu önce biraz korktu, canı hafifçe yandı. Tam melemeye hazırlanırken Selin onu yine göğsüne bastırdı. O sıcaklığı hissedince sakinleşti.
Veteriner bir şişe ilaç verdi.
"Üç gün düzenli kullanın. Sıcak yerde kalsın ve iyi beslensin. Merak etmeyin, iyileşecek."
Selin’in yüzü ilk defa güldü.
Çiftliğe döndüklerinde ahırın en sıcak köşesine temiz saman serdiler. Kınalı Kuzu’yu samanların üzerine yatırıp üzerine de bir battaniye örttüler.
Annesi sık sık gelip onu kokluyor, yalıyordu. Selin de her fırsatta yanına geliyordu.
Selin küçük bir kazana ılık su koydu ve içine bir avuç kepek döktü. Sonra ince doğranmış domates, salatalık ve yumuşamış otlardan kattı. Biraz da tuz ekledi.
Kınalı Kuzu önce istemedi.
Selin avucuyla ağzına yaklaştırınca kokladı, hoşuna gitti. Sonra iştahla yemeye başladı.
Selin sevinçle gülümsedi.
Selin üç gün boyunca neredeyse hiç yanından ayrılmadı. Sabah ilaçlarını verdi, öğlen başını okşadı, akşam üzerini örttü. Gece ise birkaç kez kalkıp onu kontrol etti.
Kınalı Kuzu artık annesinin kokusundan sonra en çok Selin’in kokusunu tanıyordu.
Dördüncü gün ayağa kalktı.
Önce birkaç adım attı, sonra biraz koştu.
Arkasından da sevinçle meledi.
Selin alkışlamaya başladı.
“İyileşti!” diyerek bir sevinç çığlığı attı.
Kınalı Kuzu kelimeleri anlamıyordu. Ama Selin’in yüzünün ifadesinden bu çığlığın mutluluktan olduğunu hissediyordu.
Aradan birkaç gün geçti. Selin’in yeniden okuluna dönme zamanı gelmişti. Gitmeden önce Kınalı Kuzu’nun yanına geldi.
İki eliyle başını okşadı. Sonra onu kucağına aldı. Uzun uzun sarıldı. Kınalı Kuzu yine o tanıdığı sıcaklığı hissetti.
Tam o sırada Selin’in yüzüne baktı.
Gözlerinden damlalar süzülüyordu.
Şaşırdı.
“İnsanlar üzüldüklerinde ağlıyorlar sanıyordum, ama Selin’in sesi mutlu gibiydi,” diye düşündü…
Acaba insanlar mutlu olunca da ağlıyorlar mıydı?”
Kınalı Kuzu bunu anlayamadı.
Ama bildiği bir şey vardı.
Selin’in ellerinin sıcaklığı...
Ve o sıcaklığı hiçbir zaman unutamayacağı...
(sürecek)
Kadir Tozlu
07.07.2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.