2
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
79
Okunma

İkinci Bölüm: Peter
Bir akşam çiftliktekiler kasaptan yemeklik kuzu eti almışlardı. İnsanların bulunduğu evden değişik bir yemek kokusu gelmeye başladı. Diğer kuzuların kokusuna benziyordu. Kuzusu olan koyunlar endişe içinde, acı acı meleyerek kuzularına seslendiler. Kınalı kuzunun annesi de seslenince kınalı kuzu ona meleyerek cevap verdi. Annesi yanına gelince melemesi yumuşadı ve kınalı kuzuyu yalamaya başladı. Diğer koyunlar da kuzularını bulunca aynı davranışı gösterdiler. Kuzulardan hiç eksik yoktu.
Kınalı kuzunun dikkatini çeken de kuzusu olmayan koyunların davranışıydı. Onlar bu olaydan hiç etkilenmemiş, keyifli keyifli geviş getiriyorlardı.
Kınalı kuzu yeterince büyüyünce artık diğer koyunlar gibi çevredeki otlardan iştahla yiyebiliyordu. Artık onun da diğer koyunlarla birlikte meraya gitme zamanı gelmişti. Sabah erken saatte köyün çobanı olan Ali isimli çocuk koyunları meraya götürmek için Çiftliğe gelmişti. Çiftliktekiler onu Heidi öyküsündeki Peter’e benzeterek “Peter” diye seslenirlerdi. O sabah diğer koyunlarla birlikte Kınalı Kuzu’yu da meraya götürmek üzere ona teslim ettiler.
Peter Kınalı Kuzu’yu görünce gülümseyerek baktı ve onu kucağına aldı. Meraya doğru yola çıktıklarında bir süre onu kucağında taşıdı. Kınalı Kuzu Peter’in kucağındaki bu yolculuktan büyük mutluluk duydu ve bu mutluluğunu hoş meleme sesleriyle Peter’e hissettirmeye çalıştı.
Peter Kınalı Kuzuyu bir süre taşıdıktan sonra yorulmuş olacak ki onu yere indirdi. O da diğer koyunlar gibi patikadan yürümeye başladı. Ancak ilk defa bir patikadan yürüyen Kınalı Kuzu diğer koyunlar gibi düzgün yürüyemiyor, patikanın bir o tarafına bir bu tarafına koşuyordu. O nedenle zaman zaman yorulup nefes nefese kalıyor, o zaman da Peter yine onu kucağına alıyordu.
Otlağa vardıklarında tüm koyunlar ot yemeye başlamışken o ilk defa geldiği bu yerde biraz da merakla etrafı dolaşmaya başladı. Otlağın kenarına geldiğinde yokuşun dibinde çok miktarda suyun aktığı bir yer (dere) gördü. Ayrıca birkaç metre aşağıda çok gür otlar vardı. O otlara erişmek için yokuştan inmeye başladı ama daha önce hiç karşılaşmadığı böyle bir yokuşta yürüme deneyimi hiç olmadığı için ayağı kayarak dereye doğru yuvarlanmaya başladı. Korkusundan acı acı meledi. Onun melemesini duyan anne koyun ve Peter o tarafa koştular.
Peter ve anne koyun yokuşun başına geldiklerinde Kınalı Kuzu’nun yokuşun dibinde dereye birkaç metre kala bir dala takılmış olduğunu gördüler. Peter tereddütsüz yokuş aşağı koşmaya başladı. Kınalı Kuzu’nun yakınına vardığında takıldığı daldan onu kurtarmanın riskli olduğunu gördü. Ama bu tehlikeyi göze aldı ve dallardan tutunarak onun yanına kadar vardı. Onu tam daldan kurtarıp geriye gitmek istediğinde tutunduğu dal kırıldı ve ikisi de dereye düştüler.
Peter Kınalı Kuzu’yu kurtarmak için tüm tehlikeleri göze aldı. Bir yandan yüzerek akıntıdan kurtulmaya ve kenara yüzmeye çalışırken bir yandan da Kınalı Kuzu’nun boğulmaması için başını su üstünde tutmaya çalışıyordu. Zor da olsa onu kıyıya çıkarttı.
Kınalı Kuzu Peter’in ona kızmasını ve azarlamasını bekliyordu ama hiç de öyle olmadı. Peter ona sevgiyle sarıldı otlağa çıkmak için yokuş yukarı yürümeye başladı. Birazdan çok ağır bir leş kokusu hissetmeye başladılar. Peter bir eliyle burnunu tutarken bir eliyle de Kınalı Kuzu’yu taşıyarak yola devam etti. Sonunda bir köpek leşinin yanından geçtiler. Kuzucuk leşi görünce içi titredi. Köpeğin kemikleri dışarıya çıkmış, her tarafı kurtlanmıştı. “Kim bilir ne kadar acı çekmiştir” diye düşündü.
Otlağa vardıklarında anne koyun onları merakla bekliyordu. Peter onu yere bırakınca anne koyun derhal onun yanına geldi ve onu koklayıp yaladı. Tatlı tatlı meleştiler. Anne kuzunun her bir melemesi ona ayrı bir his uyandırıyordu. “Kınalı Kuzum, sana bir şey olursa ben ne yapardım!”, “Bundan sonra çok dikkatli olmalısın, bizim yanımızdan bir daha hiç ayrılma.” Ancak aşağıda gördüğü köpek leşinin uyandırdığı endişeyi annesine anlatamıyordu.
Otlakta Kınalı Kuzu’nun dikkatini çeken bir şey de çiftlikte her zaman gördüğü bir yaşlı koyunun otlakta olmadığıydı.
Akşam çiftliğe döndüklerinde evden gelen bir koku Kınalı Kuzu’nun içini titretti. Bu koku annesine benziyordu. Derhal meleyerek annesine seslendi. Biraz sonra annesi sakin sakin yanına geldi ve onu yaladı. Koyunları tekrar gözden geçirdiğinde o yaşlı koyunun çiftlikte de olmadığı dikkatini çekti. Ama diğer koyunlar ve annesi bu konuyla hiç ilgilenmiyor ve geviş getiriyorlardı.
Kınalı Kuzu o akşam bir yandan dereye yuvarlanması bir yandan onu canını tehlikeye atarak Peter’in kurtarmasının oluşturduğu sıcacık duygular taşıyordu. Ama bir yandan da gördüğü o köpek leşi ve tam da annesi gibi kokan bir yemek kokusu varken ortadan kaybolan o yaşlı koyunu düşünerek endişe ediyordu. “Keşke annem insanların konuştuğu gibi benimle konuşabilse de bunların nedenini öğrenebilsem,” diye düşünerek uykuya daldı.
(Sürecek… Gelecek bölüm: Kınalı Kuzu’nun rüyası)
Kadir Tozlu
03.07.2026
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.