Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. yaşamdır, keyif almayı değerli kılan. bernard shaw
H.Pampal
H.Pampal

DEVLERİN PETROL AŞKI

Yorum

DEVLERİN PETROL AŞKI

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

79

Okunma

DEVLERİN PETROL AŞKI

Hüdavendigar PAMPAL (Araştırmacı)

19 ve 20. YY’IN Savaş ve Ülkeler arası mücadelelerini geniş ölçüde petrol belirlemişti. Görünen o ki bu yüzyılı da petrol ve gaz mücadeleleri belirleyecek. Orta Doğu petrollerinin yavaş yavaş önemini kaybetmesinden sonra yeni arayışlar gündeme geliyor. Burada da hemen göz önüne Kafkasya da Orta Asya enerji zenginlikleri geliyor. Şunu söyleyebiliriz ki Kafkasya da ki enerji sorunları ve bunlara bulunacak çözümler sadece üretici ülkeleri değil bu enerjinin tüketicileri olan veya dünya pazarlarına ulaşım güzergahında bulunan ülkelerinde siyasi ve stratejik yapılanmalarını geniş bir şekilde etkileyecektir.

Türkiye ise hem geniş bir tüketim pazarı hem de enerji geçiş yolu üzerinde bulunmasıyla enerji mücadelesinde önemli bir satranç oyuncusudur. Bir geçiş ülkesi olarak Türkiye açısından olaya birincisi boğazlar meselesi olarak bakabiliriz. Boğazdaki yoğun tanker trafiğinin yarattığı tehlikeye Türkiye yıllardan beri uluslararası camianın dikkatini çekmeye çalışıyordu. Ama yeterince etkili olamıyordu. Ama artık kaygılarımızı diğer ülkeler ve petrol şirketleri de paylaşmaya başladılar. Boğazlar trafiğinin daha güvenli koşullara bağlanması yolundaki ısrarlarımız destek görüyor. Burada çevreci örgütlerinde tepki ve desteklerini unutmamak gerekir.

Fakat daha da önemli olan halen Hazar ve Orta Asya havzasının petrollerinin iki boru hattından Karadeniz’e ulaşmasıdır. Bunlar ‘Tengiz-Novorossisk’ ve ‘Bakü-Supsa’ hatlarıdır. Bu Petrol daha sonra bu limanlardan alınarak tankerlerle boğazlarda naklediliyor. Fakat hazar çevresi ve Rusya’daki petrolü taşıyacak mevcut boru hatları ‘Putin’in hazar bölgesi özel temsilcisi ‘VİKTOR KALYUZHNY’ tarafından 15 yıl Hazar petrollerini taşımaya yetecek kapasitededir dese de bu petrol boru hatlarının köhneliği ve çevreye verdiği zararlar meydandadır. Yani bu hatların insani ve çevreye verdiği zarar önemlidir. Ayrıca ‘Tengiz-Novorossisk’ ve ‘Bakü-Supsa’ hatları dünya enerji denkleminde Türkiye’yi yok saydığı ve enerji denkleminde devreden çıkardığı için bize stratejik gelmemektedir.

Bizim için daha önemli olan proje ‘Bakü, Tiflis, Ceyhan’ projesidir. Çünkü bu proje bizim için hem siyasi hem de stratejiktir. Daha önce bu hattı sadece stratejik bulanlar (BP’nin başkanı Sir John Brown) artık ekonomik bulduğunu söylüyor. Bu önemlidir.

Ayrıca Kazak petrolü olmasa bile bizim Hazardaki petrolümüz BAKÜ-Tiflis-Ceyhan’ı karlı taşıma hattı haline getirmeye yeter diyen BP’nin projesi bizim için çok önemlidir. Oysa düne kadar yabancı petrol şirketleri hazar denizinde yeterli miktarda petrol olmadığını iddia ediyorlardı.

Bakü-Ceyhan’ın ekonomik olmadığını söylüyorlardı. Hatta BP de onların arkasındaydı. Şimdi artık taahhüt ölçüsünde konuşuyorlar. Gerçi hazardan petrol çıkartan yabancı şirketler konsorsiyumun üyeleri henüz nihai karar almadılar. Biz petrolümüzü Bakü-Ceyhan’dan geçireceğiz demediler. Onlar bir taahhütte bulunmadıkça vaatler ve destek sözleri o kadar bağlayıcı olmamaktadır. Konsorsiyumun nihai kararı alması ve Bakü-Ceyhan’ın gerçekleşmesi için Rus petrol şirketi ‘Lukoil’ in iknası da önem kazanmaktadır. Zira ben petrolümü Bakü-Ceyhan’a vermem açıklamasından vaz geçmesi gerekmektedir. Gerçi bu şirketin de Bakü-Ceyhan dan pay aldığını gazetelerden okumuş bulunuyoruz. Ama kesin karar için daha vakit erkendir. Ama Türkiye gaz pazarının %80’ini ele geçiren Rusya’nın bu iltimasa şık bir cevap vermesini beklemek en doğal hakkımızdır. Nitekim “Mavi Akım” ortaklarından İtalyan “Eni” Bakü-Ceyhan’ın fizibilite çalışmalarına katılacağını açıklayarak Türkiye’nin Mavi Akıma gösterdiği tolerans ve desteğe cevap vermiş oldu.

Ayrıca Amerikalı büyük elçi “Stewen Mann”ın Bush yönetiminin kararlı desteğini getiriyorum, “Bakü-Ceyhan gereklidir ve çok güzel bir biçimde ilerliyor” sözü bizi biraz daha rahatlatmış bulunuyor.

Fakat yinede ben bu Yüzyılın projesine garanti gözüyle bakmıyorum. Gerçi Hazar petrollerini Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşıyacak Bakü-Ceyhan projesi ile ilgili hükümetler arasındaki yasal çerçeveler tamamlandı. Şimdi sıra bu hat için gereken 2.9 milyar doların bulunmasında. Dünya bankası ve diğer uluslar arası kuruluşları ikna etmek için ve 2.9 milyar doları temin için detaylı mühendislik çalışmaları yapılmaya devam ediliyor. Hattın geçeceği güzergahta çevreyi korumak için yapılması gerekenler hattın geçtiği bölgede yer alan 10 il ve 245 köydeki yaşayanları doğrudan ilgilendirdiği için sosyal tablonun tespit edilmesi ve GAP da başımıza gelenlerin tekrarlanmaması için arkeolojik bölgelerin Tespiti ve güzergahın netleştirilmesi çalışmaları Devam ediyor. (British Petrol ve Botaş tarafından.)

Programa göre inşaata 2002 de başlanacak ve 2005 ten itibaren yılda 30-50 milyon ton petrol taşınacak.

Ama Bakü-Tiflis-Ceyhan ABD’nin desteğine petrol şirketlerinin arzulu olduklarını söylemelerine ve Türkiye, Azerbeycan ve Gürcistan’ın kararlı olmalarına rağmen hala garanti değil. Garanti değil çünkü bugünlerde Gürcistan derin bir istikrarsızlığa itilmek üzere. Çünkü Gürcistan ile Abhazya arasındaki çatışmalar tırmanıyor. Rusya Abhazya’daki çatışmaları, Bin Ladin ile irtibatlı Çeçen savaşçıların katıldığını iddia ederek Gürcistan sınırına asker yığmaya ve Gürcistan topraklarını bombalayıp burayı tehdit etmeye başladı. Fakat Türkiye’nin Gürcistan’a iki helikoptere ilaveten önümüzdeki günlerde Türkiye’nin altı ABD’nin sekiz helikopter gönderecek olması ayrıca ABD’nin Gürcistan’ın toprak bütünlüğü konusunda hassasız demesi kanımızca isabetli olmuştur. Kafkasya’daki istikrar Bakü-Ceyhan petrol hattı için çok önemlidir. Onun için Bin Ladin yada onun gibi karanlık güç odaklarının uluslar arası ittifakın zayıf noktalarına mayın döşemelerine asla izin verilmemelidir. Şurası bir gerçek ki Gürcistan Kafkasya’daki istikrarın en zayıf halkası ama aynı zamanda Azerbaycan’ın bağımsızlığının garantisidir.

Geçenlerde İstanbulda gerçekleştirilen “İkinci Kafkasya’da istikrar arayışı” konferansında üzerinde durulan fikirlerden biriside “Tengiz-Novorossisk” ve “Bakü-Supsa” hattının birbiri ile ve oradan da Bakü-Tiflis-Ceyhan ile irtibatlandırılmasıdır. Bu sayede entegre bir boru hattı şebekesi oluşturulacaktır. Ve tanker trafiği azalacağından, boğazların güvenliği daha az riskli hale gelecektir.

Birazda gaz sorunundan bahsedelim. Türkiye çok büyük destekler vermiş olsa da Mavi Akım hakkındaki rüşvet dedikoduları bir yana kuşkular giderilmiş değil. Projenin daha teknik sorunları aşılmış değil. Karadeniz’de 2000 metreden daha derine ve üstelik jeolojik yapıyı aşındırıcı olan bir zemine boru hattının döşenmesine zorlukları kabul ediliyor. Her ne kadar konsorsiyum yok dese de. Bunun yanı sıra Mavi Akım bitmesi ile Türkiye gaz ihtiyacının %70-80’ine yakın bir kısmını Rusya’dan sağlayacak. Bu büyük bir bağımlılık ve stratejik hatadır. Çünkü Rusya’nın ileride Türkiye pazarındaki ağırlığından faydalanarak ücret artışına veya politik baskılara kalkışabilir. Diğer taraftan Mavi Akımdan gelecek gazın İran ve Azerbaycan da Şah deniz den gelecek gaza göre en az %40 daha pahalı olacağı gazetelerde yazıyor. Ayrıca bu konuda Türkmenistan Cumhur Başkanının bazı siyasilerin isimleri vererek suçlaması (300 Milyon dolar alarak) ve bizim 1000 metre küpünü 36-38 dolara verdiğimiz doğal gazı Rusya dan 200 dolara alıyorsunuz demesi düşündürücüdür. Gazetelerde yazıldığına göre aynı Rus konsorsiyum bazı ülkelerde bize 200 dolara verdiği miktarı 9-10 dolara vermeye taahhüt etmiş. Mutlaka incelenmesi gereken bir durum. Çünkü bu Mavi Akım gaz alımıyla bizim Orta Asya ülkeleri ile irtibatımız zayıflamış bulunmaktadır.

Sonuç olarak Orta Asya ve Kafkasya ülkelerinin doğal gaz ve petrollerini Türkiye üzerinde pazarlamaları stratejik ve ekonomik yönden bizim için son derece önemlidir. Ve mutlaka Türkiye bu güzergahta anahtar Ülke konumuna geçmelidir. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki: Avrasya’nın güvenliği belirlenirken Türkiye bende varım diyebilmelidir. ABD, Avrupa ve Rusya yarın bölgede Ekonomik bir alan oluşturacağım, enerji yolları ve bölgenin güvenlik yapılanmasını yeniden düzenleyeceğim dediğinde Türkiye içinde mutlaka olmalıdır.

ŞUBAT/2002’de Yazılmıştır.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Devlerin petrol aşkı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Devlerin petrol aşkı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
DEVLERİN PETROL AŞKI yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL