Dünyada sadece iki sınıf insan vardır. doktorlar ve hastalar. rudyard kipling
H.Pampal
H.Pampal

O Nasıl Bir İnsan

Yorum

O Nasıl Bir İnsan

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

225

Okunma

O Nasıl Bir İnsan

O Nasıl Bir İnsan

İnsanın niteliği, fikrinden daha değerlidir. Fikrin niteliği de fikrin renginden değerlidir.

Unutmayın ki,

Başarının ilk düşmanı tembelliktir.

Başarının bir diğer düşmanı da kötü arkadaşlar ve kötü emsallerdir.

BAŞARI:
DİRENÇLİ OLMAK, İRADE TERBİYESİ, KARAKTER, ÇALIŞKANLIK, İYİ DOSTLUKLAR.


Yarının Türkiye’sinde daha iyi eğitim, girişimcilik, sebat ve çok çalışma esastır.

Bilgi toplumunda, geçmişteki gençlere göre daha çok gayret, daha kuvvetli bir şahsiyete ihtiyaç vardır ve geleceğin idarecileri bugünün ideoloji ile yoğrulmuş beyinlerinden çıkmayacaktır. Çünkü geleceğin Türkiye’sinde, dava için ölen değil, ülkesi için yaşayan ve çalışan genç gereklidir. Psikolog-düşünür Erich Fromm’un tanımladığı nekrofili (ölümü seven) tipinde bir gençlik bizim için geleceği kucaklayan gençlik değildir. Çünkü bu gençlik başka ülkeler için farkında olmadan hizmet eder duruma gelen gençliktir ve bunlar sağda veya solda, ideolojileri farklı da olsa dava için kendini feda etmekte birleşebilmektedirler. İnsan ömrünün Türkiye’de ortalama 78 yıl olduğu düşünülürse, heyecanlı yaşamak için gözden çıkardığı 5-10 yıllık gençlik tutkusu bütün hayatlarını mahvetmektedir. O genç, çalışma hayatına başladığında bilmelidir ki, önemli olan ideoloji değil, kalitesidir.

Eğer hayatın marjinalinde kalmış bir kişi iseniz, kişiliğiniz huysuz, huzursuz, başarılı olamayan sürekli kendini sorgulayıp mahkum eden, çabuk etki altında kalıp, çabuk sinirlenen bir insan olacaksınız. Bunların böyle olduğunu anlamak için mutlaka yaşamanız gerektiğini düşünmeyin. Unutmayın ki, "Akıllı insan başkasının yaşadıklarından ders alabilen insandır."

Biz özgür düşünen, düşündüğünü ifade edebilen, düşünme yeteneğine sahip gençler istiyoruz. Ferdin kişiliğini yok eden, onu ideolojiye ve örgüte sımsıkı bağlayan "Sık dokulu topluluk" içinde değil, kendi iradesi ve şahsiyetine bağlı, hür teşebbüs sahibi, kendi yetenek ve kabiliyetleri istikametinde eğitilmiş gençler istiyoruz. Gençlerimizin bilimsel metodolojiye göre yetiştirilebilmesi temel hedeflerimiz arasındadır.

Ayrıca gençleri, öğrenen değil, mücadele eden çizgiden öğrenen çizgiye davet ediyoruz. Gençlerin dava için fedakarlık etmeleri istenildiğinde fedakarlığın mutlaka maceradan ve fanatizmden ayrı yorumlanması gerektiği düşünülmelidir. Arthur Koestler’in dediği gibi, kafanızda herşey formülleştiğinde, kalıplara ve şablonlara uyduğunda bilin ki,

Siz öğrenen değil, ezberleyen

Sorgulayan değil, suçlayan

Düşünen değil, itaat eden

ve rasyonel düşünce yapısından uzaklaşan bir kesin inançlısınız. Kendini ideolojiye adayan, başkası için kullanılan sık dokulu örgütlere teslim olmuş, birey olmaktan uzaklaşmış bir fertsiniz. Halbuki, ünlü düşünürlerden Brzezinski’nin dediği gibi, "felsefelerin ve teknolojinin, hükümetlerin siyasetinden daha etkili olacağı" çağa göre hazırlanmamız gerekir. Bir veya birkaç yabancı dil bilir hale gelinmeli, bunun için daha fazla üniversite öğrencisini yurtdışına göndermek, daha fazla bilgisayar kullanmasını bilen insanlar olmak gerekir. Gazete promosyonları yoluyla her eve bir bilgisayar alınmasını temin etmek, sözün kısası mutlaka bir bilim dalında uzman olan kişilerin yetiştirilmesini sağlamak mutlaka başarılmalıdır. Gençlerimizin bağımsız kişiliğini yok eden sık dokulu bir örgüt yok edilmese bile, en az zarar verecek şekilde izole edilmesi sağlanmalıdır. Yine söylüyoruz, burada önemli olan ideolojinin rengi değil, bizzat kendisidir.

Tabii ki, "Sınırsız bir hürriyet için yola çıkarak, sınırsız bir zorbalığa varmak" hedef değildir. Herşeyin başında mücadele önemlidir. Yunus Emre’nin dediği gibi,

"Dağ ne kadar yüce olsa

Yol onun üzerinden aşar"

İnsan gençliği yaşamalı, ama esiri olmamalıdır. Şunu da iyi bilmelidir ki, sebat önemlidir. Hatta irade zekadan daha önemlidir.
Edison’un dediği gibi
"Dehanın yüzde biri ilham,
Yüzde doksandokuzu terdir."
Sonuç, "Başarılı olmak ve yükselmek çabanın ürünüdür", çaba ise iradenin göstergesidir.
Çalışkanlık ve başarının ödüllendirilmesi çok önemlidir. Yapılan bir araştırmaya göre, 5 yaşından 10 yaşına kadar Japon-Amerikan çocukları aynı başarıyı göstermekteler, 10 yaşından sonra Japon çocukları, Amerikan çocuklarını geçmeye başlamaktalar. Araştırmacılar bunun Japon kültüründe bulunan ve çalışkanlık, başarılı olma duygularını veren ve çocukları bu yönde motive eden unsurların daha fazla bulunmasında belirliyorlar. Biz de eğitimin temel unsurları arasında çocuklarımızın irade, sebat ve başarılı olma yollarını sağlayacak ve ezbercilikten uzaklaştırıp, düşünen insanlar haline gelmesini hedefleyecek sistemlerin uygulanmasına çalışmalı, satranç veya buna benzer oyunları teşvik ederek, başarılı olanları mutlaka ödüllendirmeliyiz. Ayrıca bu yolla kendine güvenen, rekabet edebilen, inisiyatif sahibi, girişimci genç yetiştirmek de mümkün olacaktır. Ayrıca gençlerimizi kabiliyetlerine göre ayırıp öğrenim görmelerini sağlamak zorundayız. Bunun da yolu temel eğitim okullarında ilk altı yıl içinde gençlerimizin kişiliğinin geliştirilip, belirlenmesi; bu yıldan sonra da mutlaka rehber öğretmenin görüşlerine başvurularak yetenek seçimine göre öğrenim yapmalarını sağlamak zorundayız.Ayrıca bu yolla kişi yeteneğine göre eğitim aldığından, insanlarımızda problem olan şahsiyet parçalanması ve oluşum gecikmesinin de önüne geçilmiş olacaktır. "Güçlü insanla, çağlayandan dökülen su kendi yollarını kendileri açar."
"Eğer yaptığınız işin, onda dokuzunda başarısız iseniz, on kat daha fazla çalışın."
George Bernard Shaw

Yaşam ve İnanç Üzerine

Hepimiz belirli ahlaki ilkelerin varlığına inanırız. Ama eğitimli insan, daha farklı düşünen insandır. Eğitimli bir kişinin de, ahlak sorunları hakkında belirli bir anlayışı vardır ve yüzyıllar boyunca pek az değişmiş olsa bile her jenerasyon için yine de ayrı bir önem kazanır. Bilmeliyiz ki, eğitimli insanın en büyük özelliği temel ahlak konularında dogmatizme kaçmadan ülkesinin özelliklerini de düşünerek bilinçli seçimler yapabilmesi ve bilgiye dayalı mukayese yeteneğinin bulunabilmesidir. Bunları ortaya koyarken, eski değerlerin köhneleşmiş olduklarını düşünmeyin. Çünkü ruhi ve manevi değerler, toplumları denetlemek için rastgele oluşturulan şeyler değildir. Ruhi ve manevi değerler birer güç ve kudret kaynaklarıdırlar. Kalkınan ve kalkınmış, ve de huzura ermiş her toplum bundan faydalanmış ve faydalanmak zorundadır.
İnanan İnsan

Kendisine ve yeteneklerine, belirlediği hedeflere ulaşacağına inanan insandır. Başkasının ve toplumun da desteğine inanır. Kendisinin ve memleketinin sağladığı imkanlara inanır. Yükselmek, başarı merdivenlerinden düşmemek isteyen insan çalıştığı ortama, toplumuna ve bunlara destek olan manevi güce yani sonuçta Hüda’ya inanır.
Şunu bilmeliyiz ki,
"Dinsiz ilim kör,
İlimsiz din topal" dır.
Bu yüzden eğitimde inanç şarttır. Ama dogmatizm batağına saplanmış bir inanç değil, araştıran, bulan, iyiden faydalanabilen, değişimlere, toplumsal beklentiyi bilimin ışığında yorumlayabilen, bilimsel verileri gözardı etmeyen bir inanç
!Unutmamalıyiz ki,
"İnanmak güzeldir,
Ama inancı zenginleştirmek daha güzeldir."
ve bilinmelidir ki inancın çöktüğü yerde aile yapısı da zarar görmekte ve bu da sosyal çöküntüye neden olmaktadır.
Sonuç olarak;
Çocuklarımızı ve gençlerimizi bizim yaşadığımız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirmeliyiz.

Kaynak: Hayat Yolunda Gençlere Tavsiyeler,
Taha AKYOL


*"Bu Yazı Aralık 1998’de Yazılmıştır"

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
O nasıl bir insan Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz O nasıl bir insan yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
O Nasıl Bir İnsan yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL