7
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
1187
Okunma

birden aklıma gelir
mayıs aylarında ütüsüz gömlekler
masanın üzerinde zarf içerisine bırakılmış onluklar gibidir
adına şarkılar söylenen kadınlarında lüksü
herkesin gözü önünde acı çekmek
peki, adamlar güvercinleri ne yapacaklar
terasta oyalanırken perdah anında götleme biter
kilitlenir dudakları yalnızların
komşu çocuğu her gün büyümektedir
biyolojiden, kimyadan bahseder evde kimseyokçular
tavan arası tedirgin bir öyküdür ayrıca unutulmak
daha bir yumuşak
büyük bir meydan da, insanlara sığınmış umutlar
ara geçişlerinde bisiklet zincirine dolanan eteklerin boyu kısa
bebek bekleyen kadınlar gülümsüyor zorla
sonbahar sonrası da çekilmiyor baharı beklemek
içine kitlenir o yumuşacık dudaklar
gezegenin ilminde fikri sabit dayıların da kaşları sarı
kırmızı konuşuyorlar, bu evin de duvarları soğuk, nem besliyor nefesler
söylenmiş miydi
masumiyet hastalığında merhametsiz mantık kürk sevicisi
sonradan akla geleni tatlı bir ışıkla betimlerken gözleri
bugün yalnız su
nedensiz bir sus miktarı kadar
avuç aç
yumuşatır ellerini
ateş infilakı
kibar bir gözyaşı sığınır gül vaktinden
bu aralar, sabah dörde yaklaşırken sarı bir arabadan iniyor sarı saçlı bir step kızı
ojelerini kurutan gurbet parfümündeki alfabede saklı
penceresini açıp sokağa bakındığında, saat on bir
bakkala kadar gidip sigara alabilir, türkçesi yetebilir buna
geri geldiğinde bir orospu nezaketiyle yatağına uzanır
şeytanın beline saran erkeklerin parayla sahte öpüşmelerini unutup
bir özne olmanın hayali kurar
kumanda elime yapışmıştır
televizyon sonuna kadar açık
başroldeki kadının ilk filmiyle sinema festivalinden ödülle döndüğünü öğrenince başlarsın
kendi çevrende yanıtlar aramaya
kahverengiye dönüşün kısa olduğunu
aşkın çekiminde lisan-ı israfının bitlenip, öleceğine sesli gülersin
yugoslavyadan alıntı
kaybolunan yüzlerde mütarekenin beline dolanır büyük ittifak
sen bir şiir yazdırmadın koskoca propagandaların ardınca
yumuşak bir geçiştin muazzam silahlar arasında
insan selinde komik gösteriler başlardı
içime işlerdi ayrılığın
batardı, bir şiir bile olamadı yıkılışın
transilvanya köylerinden bakakaldım, elimde risalesi tek adamlığın
kadın
güldüğüne bakmıyorum
yalnız gülseydi de yeterdi, okuma yazması jilet gibi
sabah akşam çıldırıyor kılları
afet görüyorum rüyalarımda
parmağındaki jiletle soyuyor derimi
damarlarında muazzam akıştan bahsedilebilir
payıma düşen kürdanları besliyorum
bir masa, daha yumuşak bu aralar yugoslavyadan alıntı kadınlar
dilimi tuzluyor salgın uyumsuzluk
kurtulamıyor takım elbiseli ölü sevicileri
kodaman bir seviş eksiliyor çocuk tarihinden
çarpa çarpa ağaçlar devriliyor
bunu da yaz diyorum tarih, sinema, bunu da çek kalabalık insan yalnızlığından
sanki
bir gemi batıyor boğazımda
kendime gelemiyorum
5.0
100% (9)