3
Yorum
13
Beğeni
4,7
Puan
2325
Okunma

Bekliyorum belki hiç gelmeyecek olanı
Yüzümde bir palyaço yüzü
Hazin bir sonbahar gülümsemesi
Unutulmuş hafızalardan arta kalanın ezberi hafızamda
Kelimeleri en çok unutabildiğimde seviyorum
Gülünç zamanlarım ne çoktu oysa
İki kelimeyi bir araya getiremediğim diller ansiklopedisinde
İçimde dolaşan saçmalıkların cehenneminde
Üçüncü derecede yanıklarımla acı çekiyordum
Tek akrabam onlardı, acılarım
Beni onlar anlar, onlar bilirdi
Yine de olmayacak bir şeyi beklediğimi biliyordum
Ellerim daha çok titriyordu
Terk edildiğim için
Çayı döküyordum
Elime ya da masama
Ay’la nöbetleşe bekliyorduk geceyi
Gece gibi huzursuzduk
Ay gibi büyüyordu kalbimiz
Birdenbire çıkan şeylerin
Çıkabilen şeylerin
Şaşkınlığı vardı yüzümde
Ama yüz bin yıl önce
Büyütüp, küçültüyordum yaşanılanları
Hiçbir şeyin tam olarak ölçüsünü bilmiyordum
Zamanı sabitleyemiyordum
Kayıptı sabahlar
Gün ortaları neşeli ve hovarda
Payımıza karanlıklar
Hangi dili öğrensem daha iyi anlarım balıkların dillerinden
Dilimin akşamları peltekleştiği
Bir dili bile hakkınca konuşamayışlarım
Bu yüzden belki anlamlı gözlerim
Dilimin yetemediği yerde
Bakakalmalar
Akşamlık satırlar
Günlük demek neden ağrıma gidiyor
Gündüz daha mı az uyuşuk yaralar
Hatırladıklarım evin etrafından metrelerce uzaklara gidiyor
Uzaklaştıkça unuturum sesleri hafızamda yerini belirliyor
Saçlarım gibi
İnanıyorum biraz daha fazla
Her zaman düzenli kestiğim saçlarım
Düzensizce uzuyor, uzaklarda.
Dört Aralık İki Bin On Beş 17 50
Nevin Akbulut
5.0
89% (8)
2.0
11% (1)