1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
1615
Okunma

sana ne olduğunu söyleyecek değilim
Apollon’un Dafni’si, ister misin kırık zar olsun
iyi geceler dileğim senin gözlerinde
içinde uzayan trenlerin de bir haddi olmalı, öteki taraflardan söylenmeden
bana diplerine kadar kömüre batmış halk getiren bağımsızlığın reddindeyim
hüznüme eş olman iki dudak arasında küçük bir karınca fili
gereksiz rüyalardan da çık
gölgelerin yanına uzanınca ağlamak da fayda etmiyor
asfalt lastiği dahi sevemezken
pek hafif şu şekerden tenin
içecek suyunu böcekler kanatlanıp
keşke bir şair ceketinin iç cebindeki kuru gül olabilseydin
bir ceketim olmadı, öyle giyip dolandığım
şairliğim de yalan,
şimdi senden olsa gerek benim yerime açtığım bu gözler
uzun yollardan dolanıyorum
dudakların diyordum ya, imtiyaz sağlıyor rıhtımdaki insanlara
kan kokusuna gelebilirler yine de martılar
sen ikimiz için de ağlayabilsen
üzerimde şurdan burdan yamalı yalnızlık
beni görme hiç böyle, bir mezar taşı gibi durduğumu
yüzümü çevir, ayna, ah yüzün, çarpıyor bir araba dolusu cin
içilebilir şeylerden bahsedebilmek
eğer denebiliyorsa aşk için dönmedolap
peşinen ödenmiş bir jeton parası mıdır çektiğim
daha fazla karnı doyacak kedilerin böylece
cebim, cepliğim, cebimde olmayan ellerin
yalandan küçük oyunlar oynuyorum kendime
benim şüpheye düştüğüm yerden sen imzasız geçiyorsun
yığınla sahipsiz eşyadan sonra geriye rengin mavisi
petrol gibi vedaları ürkütücü
ilk kin, iki cin, üç tur senin
nehre atıp da rüzgar kokuyor ağzın
dudakların tekrar çıban
neresinde tanımlanıyor hayat
atları da severdik, pamuğu ve damarlarını
masumiyet kokan ilk çarşafı saklarmış eskiden sevenler
hikayenin ne çarşafı ne de başka bir rengi
kırmızı olmasına da gerek yok aşkın kendisi
yan yana uzanınca eşitiz
unutmak için her şeyi,
avuçlarındaki göle çirkin olarak gireceğiz
banlı çiğ yarası dudaklarını
tanımlamadan
beni boğ!
çıkarma artık karana
5.0
100% (7)