21
Yorum
26
Beğeni
0,0
Puan
1165
Okunma

akan su pislik tutmaz derdi annem
suyu avucumuzla içerdik dereden
çayda kırda bahçede büyüdük
koştuk dere tepelerde
çiğdem topladık köklerini yedik
toprak damlı evlerde büyüdük
yağmur yağınca dama çıkardı babam
sıkıştırırdı toprağını bir gereçle
bak şimdi adını unuttum
leğen koyardık odaya akan suya
o zaman öyle doğaldı
karyolanın üstüne yağmur akması
ya da fare düşmesi yastığa, ölmesi
şimdi başkası yaşamış sanki
anlatıyorum geçmiş geçmişti
bir gaz lambasının altında annem
nakış işlerdi tel kırma yapar satardı
öğünürdü gremsiye almakla
bir örtü edermiş neredeyse bir büyük altın
sonra üzülürdü babanız elimden aldı
bu ev kolay yapılmadı
memur aylığıyla diye
eski tüller kalmadı
naylon tül ile
bize de tel kırma işledi annem
değerini bildi mi bilmem kızım
örtü yaptı masaya
eski günlerde suyla karıp toprağı
heykelcikler bile yapardık
uçsun isterdik yaptığımız toprak ayakkabılar
yürüyemez idik bir adım
içinde olduğumuz küçük evlerimiz vardı bir de
pencereleri çöpten bacası tütmez
sonra saman çöpünü yaktığımız gaz ocağı
tutuşturup yakmak isterdik inatla
yer çekimini elma ağacının doruğunda anladık
uçmayı hayal ettik ama
düşeceğimiz dank etti kafamıza
ayağımıza bağladığımız ipi yere attık
bir türlü kanat yapamadık
kollarımızı
sonunda üzülerek gördük ki
tutarmış
akarsu da pislik
nereye değerse insan eli
o yer kirlenirmiş!
21. 09. 2015 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.