2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1223
Okunma
.
nasılda kendine yontuyor şehri insan
kendi sessizliğine söz çoğaltıyor durmadan
her merdiven tek adımlık oysa, ayaklarım en yorgun işçisi ayrılıkların
yosun kuşları temizliyor denizi, mavi tıkanmış aklına birinin
ortalık su yangını, lütfen daha fazla ağlamayın
kaldırın çöplerinizi kalbinizden, kapımın önü sadece hoşgelmeler için
gözlerimin ucunda bir buz pembesi, bir kırılgan yeşil
dudaklarımı değince kaybolacak gibi dudaklarının yeri
bu an; adını sonradan hatırlayacağım
bu an; omuzlarımda başı boş gezen saçlarım için
ucundan koparıp kaçtığım taze ekmek kokusu
hatırlamak; kendini düşürdüğün en kaygan zemin
buzlanan kalpler ansızın çatlar ve soğuğuna donakalır aklın
o hep sıcak tuttuğun yatağın bir köşesi, intihar yerin
ve bu an itelendiğim, yörüngesi kaymış evrende
yolunu korumak uğruna neleri denge ettiğim
hayat: üzerimden kalk şimdi, daha fazla çığlığım yok
siliniyor kara kutu belleği
sonsuz deniz yolları açılmıştı oysa önümüzde
aşkın o mermer inadı olmasaydı ve kan inadına kırmızıda durmasaydı
toprak kapaklanacak uğultuyla , birileri tekrar yapacak bu taslağı
küçük kesikler atıyorum acılarıma
geri dönüşümden yapılmış her şey gibi elleriniz de
bir hiçlik için, bir derin mor uyku, bunca şamata
ve kesin dönüş yaptığım o yer hep bulutlu
gökyüzü bahçesinden bir salkım üzüm uzanır
işte cennetin yeri ,avuçlarını yukarı kaldır
5.0
100% (6)