2
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma
kışlık bir gülümsemen var burada
ısıtır hangi mevsim baksam
kuşlar yatardı sen gülünce uykuya
kahkahanı çok eskitmeden gittin ne iyi
bir bağırmak daha önce hiç bilmediğim
bu ses benim miymiş
köpüren, döven, savrulan, yahut yıkılan
yaramı hangi bıçağa değdireyim, yangınımı hangi suya
gittin,
haberi yok kedilerin
sabahın soğuk suları değmiş parmak uçlarına
öyle dediler
yıkanmak ne zamandır topraktan önce gelir
ucuzundan mutluluklar bakıyorum
günü kurtaran
biliyor musun o çok sevdiğin şehrini
bir avuç yalnızlığa değiştim
zaman diyorlar yorgunluğuma
oysa uyku diye kaç gece eskittim
gülüyorsun işte gözlerin kara orman!
bunu kendime nasıl diyim
keşke dilimin kemiği olsa akşamlarındayım
susmayı neyle değişsem infilak!
bir taşı kaldırsam yerinden, al sana mezar
kıyamete lüzum yok
sessizliğin üfledi sur’a
uyandı içimin canavarı
kimbilir
belki öylesine bir günde gelirsin
bir merhaba bir yabancıdan
veyahut tanıdık birinden bir bakış
çocukluğumu taşıyıp elinde gelirsin
kimbilir, kediler süt içer yine
insanlar işe gider
belki ipten bile alırım boynumu
gücenmişliğimin
5.0
100% (3)