2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1896
Okunma

Tırnaklarımın ucunda tembel bir kedi
Ellerim uyuşuk ve yorgun
Kedi üşengeç ve tembel
Kolumu alıyor uyumak için
Kolum uyuşuyor
Bazı şeyler hiç uyuşmuyor
Büründüğüm kaygılarımdan uzak kaygısız bir şehirde dolaşıyor gözlerim
Telaşsız gözlerini arıyorum
Bulamayacağımı bilerek
Saat belki çok geç
Belki gözlerin çoktan geçti şu tramvayın içinden
Ben kaçırdım önce tramvayı sonra sana ait olan her şeyi
Gürültülü bir romandı bizimkisi
Uzun süren müzikal gibi
Müzik eksikti ama sessizlik hâkimdi, gürültülüydü
Şıngırdayarak döküldü kalbimin camları
Sonra yere düşen incinin sesi
Önce incindi inci, sessizdi
Sonra kırıldı
Bir daha onarılamayacak kadar çirkin kırıldı
Çirkinleştim, yorgundum, düzeltemedim
Daima ağlayan bir çocuktum
Hıçkırıklarımı saklardım
Saklayamazsam daha çok ağlardım
Fotoğrafların içine girmeyen hüzünlerim var benim
Çatlakları kapatan gülümsemelerim
Ama o buzlar erirse diye
Korkularım sabit
Erirse görünür, erirse çıplak kalır yüzüm
Tüm korkularım görünür
Tüm utançlarım, sakladıklarım
Bir uyuşukluk düşüncesi bu dudaklarımın yarattığı
Dileklere ağaçlarına yuva yapmak, kuşlardan çok özentiliyim
Çatlamış mısırın karnından doğan mısır, ufalanıyor
Yüzümün çatlaklarından sızacak bir şey arıyorum, bulamıyorum
Yüzüm ne bahtsız, gülüyor aynaya
Mısır kadar kalabalığım
Patlarken, acısına refakat eden tencere kadar kucak dolusu sıcak
Ne çok sancı, ne çok kalabalık
Acıya gelince ne çok yalnız
Bir romandı bu
Kitabın çatlaklarından süzülen
Yazılamamıştı, yazmaya teşebbüsten tutukluydum
Ve üşümekten üşengeç düşen dizelerim vardı
“Nasılsın?” diye sorduklarında
“Seni sormalı” diyebileceğim kimsenin olmaması, ne zamandır
Çok uzun zamandır
Alıştığım kelimeleri ne zamandır unutmuştum
Gözlerimdeki şu amansız hüzün
Ancak camlar kırıldığında inecekti aşağıya
Pencereden sarkan çiçekler gibi
Kaldırımın kenarında tam tekmil bekleyen kedi
Şahitlik eder gözyaşlarıma
Daha ne kadar kanayabiliriz bu karanlıkta
Her gece uyanıp rüyalarımdan
Uzun düşler kuruyorum
Beğenmiyorum rüyaları
Onları kaldırım yerine düşlerimi yerleştirmek istiyorum
Bir şeyler artık yer değiştirsin istiyorum
Son sızmadan önce
İçimde yanan ateşlerden haberin yok
Sen kıvılcımdan dert yanıyorsun
Uzaktan yıldıza benziyor acılarım, beş köşeli
Oysa ezik büzük, biçimsiz
Sana güzel görünüyorum
Aynaya çirkin
Aldanıyorum her defasında, kandırmamak için
Kandırmaktansa kandırılmak daha kolayıma geliyor
Kandırmak ağrıma gidiyor
Kırmaktansa çatlamak
Kanamak, kanmaktan iyi geliyor
Kırılganım ancak bir kedinin yırtacağı kadar ince derim
Kırgınım tüm çatlakları bedeninde taşıyan eski, atılmış bir bardak gibi
Doluyum yine de
İçim almasa da
Doluyum, sonsuza dek kanayacak gibi
Altı Kasım İki Bin On Dört 17 00
Nevin Akbulut
5.0
100% (8)