1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1083
Okunma

O eski şarkılar, şarkılarından birinde geçiyordu sanırım
Nasıl da durgunduk, tıpkı yeşil deniz gibi
Gökyüzü kırgın bir maviye dönükken
Altından geçiyorduk hayatın
Yaklaştıkça güzeldi
Nefeslerimiz
Birimiz kömür kokuyordu, birimiz yağmur
Heyecandan titriyordu kuşlar
Gagalarında dualar
Emindik, kırıntılar kadar da kutsal
Kederliydi tatsız akşamlar
Bir gün bitecek diye, çekinmeden kırıyorduk
Bir gün…
Tenekelere bağladılar, içinde asit
Toprağı ısıtacak madendi ellerin
Göğüslerinden emip, büyüyecekti fidanlar
Fidanları severdik
Deniz kenarında küçük bir fidanımız vardı
Adı devrim
Gülemeden, gülüşmeden yitirdik
Aldatırlar dediler, sizi de bir gün aldatırlar, inanmak büyük mesele
İnandığımız kadar temiz zannediyorduk
Oysa insanlardan münafık ayetleri ezberleyenler vardı
Kendilerini tanıyordu bazıları
Bazıları korkup kaçıyordu bu dünyadan
İntihar da kimileri için bir yaşama biçimi ne de olsa
Kaç galon su döktüm ardından
Sayamadım gitmelerimi
Gitmeler durgun deniz
Kayıksız balık
Annesiz kedi
Sokağıyız kalbimizin
Bunları neden mi anlatıyorum
Aslında bir şey anlatmıyorum
Anlatacak güzel insanlar hâlâ mevcut
Ve dayanabilecek acılara
Bu kadar özel kılmamalıydı diyorum bazen
Tanrı’m, bu kadar özel olmamalıydı
Dalıp giden yorgunluk
Bir masa başı işi demeden, öyle küfretmeden kömüre, yağmura
Aklı sıra okunmalıydı kitabımız
Tek sayfada koca hayat
Kalsın eksik.
Güzel yumurtalarımız
Tüysüz
Bembeyaz gemide pembe
İki parmakla baştan çıkıyorum şimdi
Gözlerim tablası
Söneceği yer malum
Eli mahkûm bu ara kederin
Kıllarından okşuyorum yalnızlığı
Yeterli metafor orgazmımız o;
Tek kişilik
Deli
Ve akşamdan kalma
Elleriniz yetmeyebilir,
Ayaklarından tutunuz.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.