6
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
1964
Okunma
nerde nemli bir çimen görseler koşup oraya uzanmak isterler
ve ihanet etmek için geçmişe
şiireler yazarlar
sözcükler satınalırlar
haraç mezat aşklar takas ederler
çıfıt çarşısı kalplerinden
bu ticaret
bu ihanet
bu kaygı
nasıl da aşk diye sunulur sonra
nası da sarılıp sarmalanır kötü kokulu ağızlarda
oysa yitmiştir sır bir kere
uçmuştur kuş
alıp kokusunu bahardan
çekip gitmiştir gül
ve bulunmaz artık kalplere şifa dağıtan ecza
ister nazımla yatılsın ister sefere çıkılsın cahitle
ne oldu böyle oldu ve neden bu zamansız zilzal
kırıldı fay hatları
yıkıldı tüm duvarlar
şimdi uhrevanın derin ve yeşil bir yaylası
musanın koynundan çıkmış yed-i beyzası gibi
leyla sanmak için kendini
ya da zuhre diye sunmak için kuyulara
avuçlarındaki kirli öykülerle hakka yakaranlar
cesaretle göğe diker oldu gözlerini..
görüyorum ve buna da dayanırım tanrım
dayanırım parçalansa da çocuklar etrafımda
çünkü etrafımda bir sürü beyonce
ve aklımda büyük osmanlı rüyası
duvarda kabe resimleri üç boyutlu
ve yanıbaşımda bankalar
icra tebliğatları
kredi kartları
aynı saftayım elbette pensilvanyayla
madenlerde ölü
meydanlarda işçiyim laçkalaşmış sloganlarla..
başım derde girince ahzaba sığınıyorum
küfrederek belediye işçilerine
reis-i cumhura
camilere sığınıyorum sonra bir bedevi kabalığıyla
ince tebessümlerin ve galiz günahların nezaretinde
matruşka bebekleri gibi ruhum
dilimi ateş
yüreğimi derya
sözümü şiir sanarak
ve tüm mavileri sevgilim ya da annem bilerek
salınarak ağzımdaki gülüşle..
kadınlar birikiyor etrafımda sonra
memelerinden söz etmiyorlar ama ben anlıyorum
gözlerim kamaşıyor
ruhum uğulduyor
tenim en müstesna yerinden kanıyor
sessizliklerinin görkeminden
hiçbiri beklediğim şahmaran değil
zehir deseniz hiç
içmiyorum hiçbirinin bakışını
işporta tezgahından aşırılmış yaldız sanki
bile bile yanılıyorum
bundandır kimi sözlerinin parıldayışı
ve büyümüyor insan böyle yanılınca
ürpererek ıslığa sığınıyor sadece loş gecelerde..
yalancı düşlerinde sabahlayan kadınların
ne zamandır uzanmış ellerine aldırmıyorum
bu yalancı leylaların bulandırdığı sevdalar
acuze şehirleri andırıyor
ucuz kağıtlara basılmış takvim yapraklarından aşırılmış tarif gibi
öyle sıradan
öyle bencil
öyle serap
öyle çöl
her birinin kaygısı devasa
her birinin törpüleniyor yüreği
her birine kokusuz bir omuz bırakıyorum
kimi bir şairin sakallarından medet umuyor
ölülerden medet uman çingene müridler gibi
kimi bazı gecelerde koynuna aldığı düşlere sığınıyor
kimi Allaha sığınıyor sırasını savmış bir kalple
ağzı dili oruçlu titriyor ayakları elleri....
tarih: 06 Mayıs 2013 Pazartesi 12:02
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.