0
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
1100
Okunma
içi uçurum yokluğu
yolu yoluma değen bir kapı duruyor ileride
sızlanarak konuşacak oluyor çabuk
aramızda dalgalanan esinti
tarihleri doldurup içti
aynısı
aynada yankı pencerelerde
biraz sonra uyuyarak veda edeceksin bana
ellerim eteklerinde olacak sensizliğin
dokundukça tertemiz
kirlenecek yanakları elbiselerin
cız dedi sizli bizli cız
orada bir sobanın karnını yakarak ağlattığını
hatırlamıyor kelebekler
o yazın bir sonraki hali turuncu bir karmaşa
kar sonrası gök kuşağı
beli ince yasemin
ve kelimeler üşüyormuş yağmur yağarken
uzaklaştırıp soğuttuk mesafeyi
kül pazarından arta kalan dinginlik
bir alfabe istiyorum sizden son bir söz
dirileceğine dair
fırtınalarınızı dindirip sesimi ulaştırın
kainatın en uzağına
gürültülerle uyan kalk dönüş
görüp ağla son dileğin olsun
sustur su alırken teknedeki korkulu yankımızı
ıslanırken
ürperen öpülmenin arka yüzüne benzer
karanlığa batarken can veren
bilinmezliğin yeni dokusu
içi içeme geçiyor daha da daha
bir rehavet uykusu desem
nasıl yoğun bir yumuşaklıktır ki
madde ile algı arasına giren sonsuzluk
karışarak anlaya bileceğin sevgiyle tanımlanır
en hafif en son
ölümün ilk öpücüğü.
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.