belki de sadece bize verildi yiyemesek de lokmanın büyüğünü o en büyük sözü söyleyebilme hakkı
şairiz biz ve hiç tahmin edemeyeceğiniz haklar vardır bizim yüreklerimizin yasalarında saklı
şair olduğumuz için kelepçe yaparız parmağımıza taktığımız o gümüşten. o altından. platinden halkaları ve korkularımızı… kilidinin ucundan sallanan zinciri sanırız hayatın
aşka koşarken… nedense hep beyaza döner onu anlatırkenki gözü karalığımız lakin yüzümü kızartmaya yetmez yazabildikçe koyulaşan kırmızılığımız
şiirlerimizden yansıyan yüz birazcık yüzsüz ve bilmezsiniz. biz... varaklı aynalardan yansıyan o masum yüze aslında evvel eskidir küs…
saklanmak gibi bir kaygımız yok yazmak belki de tek hakkımız orada bulabilirsiniz şiirlerimizin alnında ayan beyan... biraz tuhaf. kuzey taraf. sahaf tozlu yazgımız.
meydanda olmaktan hoşlanmasak da meydan okumaktan hiç kaçınmayız ve mısra. ve kalem ve samankağıt aşkı bir bıçak gibi kemiğe dayandığında seslenebiliriz birden
bre şair! gel beraber bir şiir yazalım diye
yazar mıyız? yazarız!
sonra şiir aşka damlar aşk da şiirin üstüne. kağıt tutuşur kalem tükenir şiir kalır şair yanar! hani bir söz vardır ya "adam olana bu bile çok." niye?
hak hukuk işte buraya kadar.
şiirini aşkında aşkını da şiirinde yaşar ha bire küstürdüğünüz gözleri kül küspesi renk gül kisvesi ardında günsüzlüğe tutsak bizim gibi adamlar!
JD
Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
sonra şiir aşka damlar aşk da şiirin üstüne. kağıt tutuşur kalem tükenir şiir kalır şair yanar! hani bir söz vardır ya "adam olana bu bile çok." niye?
hak hukuk işte buraya kadar.
şiirini aşkında aşkını da şiirinde yaşar ha bire küstürdüğünüz gözleri kül küspesi renk gül kisvesi ardında günsüzlüğe tutsak bizim gibi adamlar! tebrikler.. saygılar...
semra geçkin tarafından 1/13/2008 10:20:50 PM zamanında düzenlenmiştir.
sonra şiir aşka damlar aşk da şiirin üstüne. kağıt tutuşur kalem tükenir şiir kalır şair yanar!
Ne söylenirse söylensin nasıl denirse densin yine de bu hakkın elimizde olması da çok güzel sevgili Jale güne hasret olsak da yine de hiç değilse bu hakka sıkı sıkıya sahip çıkalım çok güzeldi detaylara o kadar çok giren olmuş ki bana sadece okumanın keyfi kaldı... Yüreğine sağlık dostum sevgiyle ve sevdiklerinle kal her zaman sevgilerimle...
Şair; var olanı kaleme alandır. Kimi zaman da var olmayanı belki de hiç olmayanı… Ya olamadığı… Ya da olmak istediği… Şair, bir yönetmen titizliğinde çalışır. Şair, bir senarist titizliğinde çalışır. Şair, bir şair titizliğinde çalışır. En önemlisi de bir şiire gösterilmesi gereken titizliği gösterendir şair… Ve daha neler neler.
Kendisini bilip ‘Şair’ demeye kalkana taş atılıyorsa, ‘ben bir hiçim’ diyebilene kurdele takılıyorsa sözüm olmaz elbette. Sus gelir, bir daha da söz gelmez bilmeyenlere… Ya da bilip de bilmemişliğe vuranlara…
Gelelim şiire. Ana konumuz şiire. İlk konuşmamız gerekene…
Başlık ‘şair hakları’. Hımm… Neden acaba? İçerikte gizlidir başlıklar. Belki de tüm bir şiir gizlidir başlıkta. Bekleyelim, görelim…
Bilinen ve su götürmez bir gerçeği kaleme alıp onun üzerinden bir gerçeği de dile getirmek ilk bölümde rastlanan… Büyük lokma, büyük söz… Pardon, en büyük sözü… Ve ‘Şair’liğin mayasında vardır bilinmeyeni bilinir kılmak, görünmeyeni görünür kılmak ve atasözü ile ilintili olan ‘büyük lokmayı yemek’. Büyük lokma; evet, büyük lokma yiyeceksin ki büyük söz edebilesin.
‘şairiz biz’. Şair olan bu şiirin yazarı mı; bu şiirin kahramanı rolü biçilen mi yoksa kendine ‘şairim’ ibaresi yerleştiren / yerleştirilen. Takkeyi önümüze koyup bir düşünelim. Hangisi en değerlisi? Düşünmeye devam… Ve ilk kez dokunulması bam teline. ‘şair hakları’.
Görecelik kavramına dikkat çekmek isterim ki şiirin ‘şairi’ de buna dikkat çekmek istiyor olacak ki parmağa takılanları değerlendirmiş; gümüş, altın, platin… Ve elbette korkularımızı. Korkuları nereye çekerseniz çekin. Hayat ve hayata kilitlenmiş dizeler bütünü. Sanılanın aksine belki de onlar hep serbest, biz kilitliyoruz şiirlere(!).
Der, uzar gider bu. Kısa yoldan getirmek gerekir bütünü.
‘şiirlerimizden yansıyan yüz birazcık yüzsüz ve bilmezsiniz. biz... varaklı aynalardan yansıyan o masum yüze aslında evvel eskidir küs…’
Ve daha niceleri ile bütün olarak başlığı gerçekleyen, başlığı içeriğe yediren, içeriği başlığa sığdırabilen, dizelere can veren, bütünü yakalayan, ses uyumu ve anlatımdaki zenginlik ve özgünlük gibi konular… ‘Şair’ olmak için emek sarf etmek gerekir ve öyle düşünüyorum ki ‘Şair’imiz de bu emeği layıkıyla sarf ediyor. Gördüğüm ve anladığım kadarı ile ilk sözlerimde bulunan iki düşüncenin sentezini kaleme almış durumda ‘Şair’: ‘olmak istediği ile var olanın o ince çizgisinde bulunan kendini kâğıda aktarıyor…
Başarılı şiirinizi tebrik ederim Sevgili Jale Demirdöğen…
diyorum ki öğrendiklerimden ve şiire sevgimden, bu şiiri anlayan anlamış
anlamayan için şunu diyebilirim;
Jale Demirdöğen'in bir şiirinden alıntı yaparak şöyle diyeceğim.
"elâ bir deniz manzarası seyrediyoruz gözlerimizde.
anlamı-yor/uyorsunuz; olan yine şiirlerimize oluyor!"
"meydanda olmaktan hoşlanmasak da meydan okumaktan hiç kaçınmayız ve mısra. ve kalem ve samankağıt aşkı bir bıçak gibi kemiğe dayandığında seslenebiliriz birden"
bunu her baba yiğit çıkıp meydanlarda söylemez! söyleyemez!
ki seslenmek büyüklüktür, bilgidir, emek vermektir
"kağıt tutuşur kalem tükenir şiir kalır şair yanar! hani bir söz vardır ya "adam olana bu bile çok." niye?
hak hukuk işte buraya kadar. "
işte buraya kadar... adam olana bu çok bile demekten kaçınmamış...
asıl ahkam kesenlere duyurulur, burada bir meydan okuma var...
Esseni demiş ki;
"Pardon ama şiiri ve/veya düşüncesi yüzünden yıllarca hapislerde yatan, sürülen, asılan, kesilen ŞAİR(ler), yazarlar, fikir adamları payesine ne zaman çıktınız ki onlar adına, onlardan biri gibi, onların omuzları hizasından üst perdeden konuşuyorsunuz diye sorsam densiz mi kaçar acep? "
Sorunuza cevap vermeye gerek yok sanırım ama tanımadığınız kişiler hakkında yorum yapmak yerine şiir okuyun demeyi tercih ediyorum... Ne olur yeniden okuyun olur mu?
Belki bu sefer tutarsınız bir ucundan sizde... Ha/ siz üstünüze alınmıyorsanız o zaman birşey demeye gerek yok sanırım...
Jale Demirdöğen, ömrümün şairisin diyorum her defasında ve sen dersen bana/bize
Eğer yanımda bir çocuk varsa, yanımızda su akıyorsa ve çocuk:
- Abi bak su akıyor, su ne güzel akıyor.
diyorsa...
Ben o çocuğa şair demek istiyorum.
Şair, binlerce yıl yaşamış gibi düşünür ama onu, etrafı yeni farkeden bir çocuk gibi dile getirir. Tüm saflığıyla, tüm içtenliğiyle işin içine yalan katmadan...
Jale Hanım da suyun akışını böyle anlatanlardandır.
şaire yazılan yorumları okuyunca şiirden öte tutarak. aklıma şü türkü geliyor '' çahil ile teme sohpet her sözü bir baş incidir''
ben şunu anlayamıyorum sitede önde gelen kalemlerin sayfalarına böylesine yorumlar yaparak dikkat çekilmeye çalışılıyor. bu şu demek oluyor sanırım şair olmak zor eleştirmen olmak bedeva. bu bedavacı zihinyet neden konuyu şuraya getireiyor; sanki şairlik melankoli içnde boğulmak, hapislere düşüp acılar cekmek , aç kalmkmıdır. tabiki onlar kusal ve büyük yaşanmışlıklar ve yazılmışlıklardır ama unutmayalım ki şair birazda ironi yapandır.
şiirin içide taşıdığı ironi o kadar açıktır ki bunun ötesine geçmek '' öküzün altında buzağa aramatır'' sanki şiirin ayakları yere basmıyor, ne dediğinden habersiz ,hiç bir yere yaslanmayan kelimeler topluluğu olarak gösterilmeye çalışıyor. şairin bu şiirine ve önceki şiirlerine dayanarak söylüyorum ki bu uğraş havanda su dövmekten başka bir şey değildir. ŞAİR ki bunu Jale DEMİRDÖĞEN'e yazmak çok yakışıyor şiirde şair olma özelliğini okadar iyi ortaya koymuşki bunu kabul etmeyen kendini baltalamaktan başka bir şey yapmaz
örnek:
belki de sadece bize verildi yiyemesek de lokmanın büyüğünü o en büyük sözü söyleyebilme hakkı
şairiz biz ve hiç tahmin edemeyeceğiniz haklar vardır bizim yüreklerimizin yasalarında saklı
şair olduğumuz için kelepçe yaparız parmağımıza taktığımız o gümüşten. o altından. platinden halkaları ve korkularımızı… kilidinin ucundan sallanan zinciri sanırız hayatın
aşka koşarken… nedense hep beyaza döner onu anlatırkenki gözü karalığımız lakin yüzümü kızartmaya yetmez yazabildikçe koyulaşan kırmızılığımız
burada okadar ne ortaya konulmuşki. yalın bir şekilde ışıldıyor şairin yolu. içinde bulunduğu duyguyu dostça bütün şair ve şair adaylarıyla paylaşıyor şair
örnek:
şiirlerimizden yansıyan yüz birazcık yüzsüz ve bilmezsiniz. biz... varaklı aynalardan yansıyan o masum yüze aslında evvel eskidir küs…
saklanmak gibi bir kaygımız yok yazmak belki de tek hakkımız orada bulabilirsiniz şiirlerimizin alnında ayan beyan... biraz tuhaf. kuzey taraf. sahaf tozlu yazgımız.
meydanda olmaktan hoşlanmasak da meydan okumaktan hiç kaçınmayız ve mısra. ve kalem ve samankağıt aşkı bir bıçak gibi kemiğe dayandığında seslenebiliriz birden
bu dostluğun ökadar güzel bir göstergesi var ki şairin dizelerinde burayı ayrı tutmak ve tabiri caizse kör göze parmak yapmak istiyorum
örnek:
bre şair! gel beraber bir şiir yazalım diye
yazar mıyız? yazarız!
sonra şiir aşka damlar aşk da şiirin üstüne. kağıt tutuşur kalem tükenir şiir kalır şair yanar! hani bir söz vardır ya "adam olana bu bile çok." niye?
şair sözöünü ortaya koymuş zaten gel berraber yazalım o güzel şiirleri ee adam olana bu çok bile sanırım...
gerisini şair yüreğine hapsediyor ve buda her şairin hakkı olan içsellik durumudur. bu durum şairliğin temeli olan içsel kaynamayı gösterir. Şair Jale DEMİRDÖĞEN haykırıyor ''İÇİMDE BİR DÜNYA VAR GÖRÜYORMUSUN?''
bunu görmekNadanların, işi değil bence çok yüksek sesle söylenmeli kiş YÜREK İŞİ...
şiir neden yazılır, şair kime denir, kimin yazdığı şiir kiminki değildir. bunlar karalama oyunları şiir yürekli olanlar bu oyunlara gelmezler.
Esseni diyor ki; Bu siteye duhul eden herkese -ki bana dahi şair deniyor, müstehzi bir gülümseme yayılıyor yüzümde duyunca- şair deniyor! Ahkam kesmeye çalışmışsınız mamafih, hükm-ü karakuşi olmuş.
bunada demek gerekir ki siz kendi yüzünüze yayılan bu gülümsemede haklı olabilirsiniz ama ben böyle düşünmüyorum . gerçek olan yürekte bitendir gerisi laf-ı güzaf....
sevgi ve saygılarımla Jale DEMİRDÖĞEN şiir yoluna yıldızlar yağsın ...
kendiniz için ''şair adayı'' diyorsunuz,lütfen yapmayın,ne kadar mütevazisiniz, şiirlerini biz ailece çok seviyoruz,eşimle beraber büyük keyifle okuyoruz:) hürmetler hocam
Belli ki bu şiir adı şair olanlara yazılmış, sevgili Jale kendini onlardan biri gibi lanse edip 'ben' kelimesini hiç kullanmamış farkında iseniz, biz şiir yazanlar diye başlamış her sıfatına. Ve şiir yazan herkesin ister kabul buyurun ister buyurmayın ki adı şairdir bu memlekette... Eskide kalan, eskimeyecek olan ulu isimlerin adını saygıyla anıyorum ve ekliyorum, hani günümüzde öyle altın mertebe? Kim yükseldi yeni jenerasyondan onların bulunduğu yerlere?
Bu acaba artık kimsenin şiir yazamamasından mı, yoksa insanların insanları küçük gördüğü, ağzıyla kuş tutsa, ömrünü şiir yolunda harcasa dahi şair sıfatına yakıştırılamadığı, ya da insanların artık eskisi kadar şiire önem vermemesinden, bir nesir gibi hızla okuyup tüketmesinden mi kaynaklanıyor?
Bilen bilir ki, Jale bu sitenin en kalemi doğru tutan, düşüncesini en doğru yansıtan ve en evrensel yazan kişisidir... Herkes onu hatır için değil, şiirlerini gerçekten okunmaya değer buldukları için okurlar. Ki buna bende dahilim. Ve biri için şair yakıştırması yapılacak ise, buna en çok yaraşan ve yakışan kişi yine şüphesiz Jale'dir... Keza o yazmak için yaşamaz, yaşamak için yazar...
Ve şiir;
Her kelamı ile şiirdi ama beni en çok
şiirini aşkında aşkını da şiirinde yaşar
kelimesi aldı götürdü. Şiirde geçen haklı yakıştırmaların her birinin altına imzamı atarım bende. Neden şiir yazıyorsuna çok güzel bir yanıttı şiir...
"şiiri ve/veya düşüncesi yüzünden yıllarca hapislerde yatan, sürülen, asılan, kesilen ŞAİR(ler), yazarlar, fikir adamları payesine şiirin neresinde çıkmışım, neresinde ahkâm kesmişim, neresinde onlardan biri gibi üst perdeden konuşmuşum, "...
bulamıyorum.
Ya ben çok farklı bir amaçla yazmışım, siz böyle almışsınız. Ya da siz bir şiire yorum yazayım derken şiire yorum yazmak ile şair hakkında ahkâm kesmek arasındaki ince çizgiyi aşmışsınız. Ki şahsım adına bir şiirin içinde her ne söyledimse söyledim, şiir dışı konuşmalarımda her zaman ve her yerde "şair adayı" sıfatını uygun görmüşümdür kendime.
Siz öyle buyurdunuz diye de değil üstelik. Kişiliğim bunu öngördüğünden.
Şiirle ilgili yorum ve eleştirilerin tamamı tarafımdan saygıyla değerlendirilir ve fakat kişiliğime yapılan herhangi bir saldırı ya da tespit cevapsız kalmayacaktır.
Saygılarımla diye bitiremeyeceğim zira ben yorumunuzda saygı adına herhangi bir ibare göremedim.
Şair bencil değildir ve salt kendisi için yaşamaz. Hayatın katmanları arasında hareket eden her olgunun özgürce öveni ve yerenidir. Tukaka edileceği umurun da bile olmaz. Yani biraz delidir. Dilini bir an için susturabilirsiniz, ama yüreğini ve kalemini asla. O, dünya kurulalı beri, kötü ile kan dökmeden savaşan şair'i ancak şiire küstüğü gün yenebilirsiniz. Buna da şair istemedikçe kimsenin gücü yetmez. Değerli şaire, şiirinizin konusuyla örtüşüryormu yazdıklarım bilmiyorum ama şiirinizi okuduktan sonra bunları yazmak geldi içimden. Saygılarımla.
hiç kimse değilim demek önemli olan... 'sairim' demek bile bir kimliğe sığınmaktır, ve gereksizdir bence... şiirdir aslolan şair değil... mühürler silinsin..
meydanda olmaktan hoşlanmasak da meydan okumaktan hiç kaçınmayız ve mısra. ve kalem ve samankağıt aşkı bir bıçak gibi kemiğe dayandığında seslenebiliriz birden tebrik ederim
Yananı ancak yanan anlar Üstadım Nesini çekemezlerse o duyguların Yazsanızda atgözlükler görmeyecekler Anlamayana sadece susmak revadır. Unutmasınlar ki; şair -şiir hep raks edecekler saygıyla
şair olduğumuz için kelepçe yaparız parmağımıza taktığımız o gümüşten. o altından. platinden halkaları ve korkularımızı… kilidinin ucundan sallanan zinciri sanırız hayatın
aşka koşarken… nedense hep beyaza döner onu anlatırkenki gözü karalığımız lakin yüzümü kızartmaya yetmez yazabildikçe koyulaşan kırmızılığımız tebrikler çok güzeldi.saygılar
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.