54
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
4329
Okunma


senin saçların bahar/ benimkiler kuz
ancak ağladığında mavi bakan
kara gözlü bir kentin tam göbeğinde
istesen/ güz gibi geçinip giderdik biz
ayaklarımızın ucunda deniz
kalbimizde palazlanan bir çocuk sevda;
kentin hissiyatına bütünüyle giz.
geceleri tiril tiril bir hüzün geçirirdim
ağlar/ ağarırdı sırtımdaki eski mevsimler
dokununca/ bir köy evinin
kerpiç duvarları gibi serin ellerin;
iki yürek/ tek beden üşüyüp büzüşürdük biz
alnımızda asi rüzgar
dişlerimizin arasında gecikmiş inat
sevişir ısınırdık kentten izinsiz.
sana aryalar dinletirdim/ sen sus...
gözlerin zaten içli iki sevda türküsü
anadolunun en ela
anadolunun en ücra yöresiyle bakardın
dilini yutardı kent/ başını öne eğer
ortaklık ederdi susuzluğumuza
arsız dalgalar/ yurtsuz martılar/ metruk takalar
ve nasırlı ellerinden balıkçıların...
yemsiz oltalar çekilirdi birer birer;
hazırlanırdı kıyısı yatağın
ten tuzlu tuzlu ince kum
aşk fitili tutuşturulmuş mum
sahil ben/ sahil sen
o dakikadan sonra sahil/ mecburen dilsiz.
sen bir şiire otururdun gece olunca
huysuz olurdun şiir diline oturunca
üstüme çekerdim bitmemiş mısraları
uyur gibi yapardım;
kirpiğimin ucunda kırptığım an bitiverecek bir rüya...
huyunu bildiğimden kıpırtısız sanırdın
gülerdim içimden/ içim gülerdi
biterdi şiir/ rüyam ağlardı
istesen rüyalarıma ilişirdin
istesem şiirlerine ilişirdim
istesek birbirimize ilişip büyürdük biz.
ve zaman...
gözlerimizin önünde boy atan
bir evlat kadar sessiz.
JD