12
Yorum
17
Beğeni
0,0
Puan
2184
Okunma

uçuşu bile hüzün kuşların
sen mi istedin ayrılığı ben mi
ilk ses vermeyişte çılgına dönen
aşkımız insan sevgisi
dondu çiçekler,unutuluş donu
damladı yere özsuyu, kanı
utangaç kollarını dövdü sevgi
bir kapıyı açmak yeterdi
sözsüzlük değil, ayrılık acı
arada duvar,karanlık aralıklar
arada kor,adım atmaya korktuğun yıllar
katıksız sevgi adına
izlerini sürerdim bir salyangoz olsaydın
kimbilir yaprağımın ortasına
basardın ay’ın damgasını
yol ışırdı uzaktan
özleminle dolu dizgin koşardı
yabani çılgın bir at
dağ,dere tepe demezdi
masal satardım, çıkarıp hayat ağından
taşlar kum olur inerdi
başım eğilen bir salkım söğüt
öperdim uzun uzun
güneşin indiği nehri
yüzünde eserdi bir deli rüzgâr
yerine asardın geceyi
durmaz uyuturdun horozu
gelirim dediğim yerde
severim dediğin yerde
ayardı Tanrı
altın yıldızıyla terini
ağır bir taş olurdun
dünyanın kaldıramadığı
12. 2. 1992 / Nazik Gülünay