2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
1186
Okunma
Sandalyenin üzerinde
Bak işte tam orada
Minik bir pencereden
Seyrediyor dışarıyı
Hani nohut oda,
Hani bakla sofa işte
Oncağız evi
Koşacak ömrü kadar hızlı
Yetişecek
Avuçlara avuçlarıyla
Ay çıkınca geceleyin,
Şiirler okuyorum
Düşler kuruyorum
Bir de çilingir sofrası
Kavuna peynire değil de,
Aklımdaki ladese
Yaslıyorum rakıyı
Uzağım
Dipsizim
Lakin korkmuyorum nedense
Dizlerime değdiriyorum dirseklerimi
Yüzümde gamsız
Kedersiz zamanlardan kalma
İzler duruyor
Çok öksürüyor yandaki adam
Odamı doyuruyor sesi
Sese acıkmış odam
Çoğalıyor yıldızlar
Onlar çoğaldıkça
Azalıyor gece
Sabah iş var
Tren rötarlarına takılmak var
Hak için özgürlük için
Yağ için şeker için
Ciklet için dövüşmek var
Aşık olmak var yarın
Bir kadının ipeksi tenine
Yumuşaklığına değmek var
Beklemek var
Soğuk koridorlarında
Bir doğumhanenin
Baba olmak var yarın
Büyütmek var sabırla
Masuscuktan yaşamak var
Eğilmek var soysuza
Eğilmek başaklar gibi mağrur
Sövmek var çarkların tümüne
Ahlaksız resimlere bakıp
İç geçirmek var yarın
Ahlak satın almak
Gururu verip
Ağlamak var diyeceğim
Diyeceklerim hep ağlamak
Moraracağız yarın
Tüy gibi hafif,
Külçe gibi ağırlaşacağız
Çünkü boğazımıza
Dayalı zaman
Ölmek var yarın
Hadi susmayı öğren
Konuşmayı öğrendiğin gibi
Tut parmaklarını
Tutulduğun parmaklıklar misali
Kırmayacağım martıları
Eşlik edeceğim çığlıklarına
Bütün bütün
Anlatacağız birlikte
Sandalyeye çıkıp
Sesimizi seyreden
Bir kadını...
5.0
100% (4)