0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1311
Okunma
Kınrıtı Süheylan
Sabaha kadar geceyse burada
çirkine kadar güzel eder
yollar görürüm
gittiğim noksan adımlarla
vardığım, döneceğim yerin aynası
Belki tutunuşumu tamamlıyorum
çağın yangınlarında bir damla su olarak
Gölgeler çekimsiz bir pencereden
eski ışıklara, koyu çimenlere
ve korkunç topraklara
bakarken
tanrılıyorum çocukluğumdan kalan
eski korkuları
ve Çil sesleri
ilkokul beslenme çantasında
yağmuru öpüştüren aklımda
yeşil yıldızları seçerek
götürdüğüm anneme
kendi payıma düşürdüğümle
döndürüyorum dünyamı
ama
yok
kuşanılan
göğ
istemedikçe soyunmuş evren
kılıcını kından önce vuran hayat
dağıtmıyor artık ellerimi
Üç dil biliyorum kuşlardan
sakın peynirleri ve süt akşamlarıyla
kahveciler beni çağırıyor
ne zaman uykuları tutmasa.
Kıllarını kesiyor örümcek
ağına yapışan kavgayla
kötürüm bir duvar dibine saklıyorum sesimi
âh yuhalanmış iyiliğim olmasa…
diyorum
ruh gevezeliği
gecesiyle
Kendimi,
cezve sandığım çok oldu
kaç hatır için durdu kaynamış suyum
kaç yalana inandım dedim
fal beklemezken ömrüme
Şıngırdadı gök
sordu: cevaplayarak
arzu var mı? arzu varsa sevdâ vardır
dedim, yok… yokmuş.
o hâlde niye beklersin dedi sözünü?
ne yalanıyla tatmin edeceksin yine avcunu
kederle pamuklaşmış üzüntünü
neyle ödeyebilir sanırsın?
dedim: anlayarak
haklısın, tanrıya inanmaz her yalancının yüzü
hak bilmez, öz bilmez
sebeplerince yağdığını sanar yağmurun…
Frida kahlo vazgeçişi üstümde
gecem kara ve seyir
değirmenlerden geçiriyorum aklımı
şiir, ilk emir
ve söyleyeceğim söylemediklerimi
ölüm, hayata geviş… (
b
i
i
t
t
i
i
durak sonlarında
kemirilmiş biletim.
Ey aşk!
tan- ey aşktan
ne bekliyordun iyiliğim
Ne bekliyordun kalbim
cehennem çiçeğinden
sevgi mi
suyu unut artık zaten bu sabah…
dedi: …
kınrıtı süheylan!
Payanda
5.0
100% (4)