35
Yorum
23
Beğeni
4,8
Puan
1780
Okunma
Şuara dünyasında; karmaşık seyrüsefer
Araçlar modifiye, kırmızıda dur bilmez.
Bir vagon çekemeyen buharlı şimendifer
Kırk vagona asılıp çekmeyi kusur bilmez.
Yolcular yolda kalır, yer bulamaz binecek
Binenin adresi yok, bilmez nerde inecek
Derya olmuş gözde yaş, ne ile silinecek?
Otacı, mecnun gibi seraplara kur bilmez.
Her biri bir çıkmazda, dertleri sıra sıra
Kimisi yönü şaşıp yolu düşer Mısır’a
Kimi kahraman gibi çıkar görkemli sur’a
Oysa ki; ömrübillâh kale bilmez sur bilmez.
Bazısının yükü aşk, bazısının yükü gam
Bazısının üstüne yıkılmış mavili dam
Kimisinin bahtına düşmüş "vefasız adam"
Hasret içre yürekler; haz bilmez, sürur bilmez.
Şair bu ya, arkadaş; bitmez onda çareler
Bir hamlede uzanıp göktaşını pareler
Fıldır fıldır gözünde oynaşırken hareler
Karanlık gecelerde ışık bilmez, nur bilmez.
Söyler, umursamadan yapmadığı şeyleri
Yapmaz söylediğini, şaşırtır bireyleri
Takıp da arkasına tekersiz t(i)reyleri
Dünyanın çilesini insana onur bilmez.
Kimisi bir dost arar, kimi ego peşinde
Dokunursan taş kırar, cirit oynar döşünde
Kimi düşlere dalmış, bu âlemin dışında
Uçurur kuşlarını, nereye konar bilmez.
Sure-i Şuara’da şaşkın denmiş adına
Aşikârı gömerler, çıkılmaz bir bâtına
Gerçekleri yazanın Hakk koşar imdadına
Hakk’ı bilen kalemler, başka bir düstur bilmez.
17 kasım 2012
Trabzon
5.0
90% (26)
3.0
7% (2)
2.0
3% (1)