gök içinde değil kendinin gözleri kapalı, deli yüzüne yağmayı bilmiyor belli her anlamı kendine uyduruyor belirli sözün kalıpları çırasını yakmak derdinde halk
başkaları imzalatıyor yönünü elleri ne/lerle oyalanıyor -çıt- çıkarmak tutuklanma nedeni ve özümsemek Atatürk’ü
karanlık ortam kıstılar iyice lâmbaları çırasını yakmak derdinde halk işini kılıfına uydurmakta kimileri söndürmeye çalışmakta titrek ışıkları
yer/in yeniden altını üstüne getirenler sınır çizicileri, katiller üstümüze sıçratma çabasında ateşi kan gölüne çevirmek için yurdu önceden hazır bir masa etrafında fır dönen gözler felfecir okuyanlar dünyada kayıtlarında insan yazmayan
güz çiçekleri açmaya ürkek uçamayan, sendeleyen kelebek bir rüzgâr esse açacak gözlerini ilk su damlasında kabaran toprak gibi ya da bir yaprak kırıntıyı yuvaya taşıyan karınca örneğin halk harap olmuş yurdunu sırtında taşımaya hazır
birer birer söndürülürken vatanın lâmbaları yaşanırken karartma günleri gözümüze baka baka söylenirken yalanlar sıkı tut ellerimi ellerini sıkı tut
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
gök içinde değil kendinin gözleri kapalı, deli yüzüne yağmayı bilmiyor belli her anlamı kendine uyduruyor belirli sözün kalıpları çırasını yakmak derdinde halk
başkaları imzalatıyor yönünü elleri ne/lerle oyalanıyor -çıt- çıkarmak tutuklanma nedeni ve özümsemek Atatürk’ü
karanlık ortam kıstılar iyice lâmbaları çırasını yakmak derdinde halk işini kılıfına uydurmakta kimileri söndürmeye çalışmakta titrek ışıkları
yer/in yeniden altını üstüne getirenler sınır çizicileri, katiller üstümüze sıçratma çabasında ateşi kan gölüne çevirmek için yurdu önceden hazır bir masa etrafında fır dönen gözler felfecir okuyanlar dünyada kayıtlarında insan yazmayan
güz çiçekleri açmaya ürkek uçamayan, sendeleyen kelebek bir rüzgâr esse açacak gözlerini ilk su damlasında kabaran toprak gibi ya da bir yaprak kırıntıyı yuvaya taşıyan karınca örneğin halk harap olmuş yurdunu sırtında taşımaya hazır
birer birer söndürülürken vatan lâmbaları yaşanırken karartma günleri gözümüze baka baka söylenirken yalanlar sıkı tut ellerimi ellerini sıkı tut
iyi bak vatanın gözlerine
22. 9. 2012 / Nazik Gülünay
Vefalı yüreğin usta kalemin haklı dizelerini feryatlarını okudum, Kalemi yüreği alkışlıyorum cesur kalem, Kalemin daim olsun Saygılar selamlar
_____________yer/in yeniden altını üstüne getirenler sınır çizicileri, katiller üstümüze sıçratma çabasında ateşi kan gölüne çevirmek için yurdu önceden hazır bir masa etrafında fır dönen gözler felfecir okuyanlar dünyada kayıtlarında insan yazmayan
güz çiçekleri açmaya ürkek uçamayan, sendeleyen kelebek bir rüzgâr esse açacak gözlerini ilk su damlasında kabaran toprak gibi ya da bir yaprak kırıntıyı yuvaya taşıyan karınca örneğin halk harap olmuş yurdunu sırtında taşımaya hazır
birer birer söndürülürken vatan lâmbaları yaşanırken karartma günleri gözümüze baka baka söylenirken yalanlar sıkı tut ellerimi ellerini sıkı tut
iyi bak vatanın gözlerine
22. 9. 2012 / Nazik GülüNAY ______________________________________
Görmezden geldi, çok duyarsız davrandı bir kısım aydınlarımız ve de "ben" lik sevdasında olan insanlarımız karanlığın bağıra, çağıra geldiğini. Nasıl anlaşılmaz bunun, yüz yıllık bir kinin intikam ve öç alma savaşı olduğu? En sevilen ve güvenilen halk kurumlarının bir - bir yozlaştırılıp yokedişini? Şimdi anlayabildilermi acaba, "Bana dokunmazlar" diyenlere de sıranın geldiğini? Hiç kimselerin kuşkuları olmasın, bu "vurgun" dalgaları daha da ağırlaşarak sürecektir.Adamlar neyi yapmak isteyipte yapamamışlar?..... Yapmak, gerçekleştirmek istedikleri herşeyi başarmışlar. Gerim - gerim gerinenlere, böbürlenip, kabuğu içinde sadece kendi duyabileceği kadar ses çıkaranlara da seyretmek, "ah - vah" demeler kalmış.
Bu toplum insanları bilmelidir ki; Bu süreç böyle devam ederse, "ki edecek gib de görünüyor"en iyi ve en güvenli günleri şu an yaşanılan günlerdir. Gelecek günlerimiz inanılmalıdır ki bu günlerimizi çok daha fazla aratacaktır.Çünkü içte ve dışta,tam anlamıyla bir tehlike ve buhran çemberinin içindeyiz. bu çember nasıl kırılır, bu kaos durumlarından nasıl kurtulunur, bunu her Türk ün vakit geçirmeden düşünüp, çaresini bulması ve de mutlaka sonuç getirecek suhuletli dinamik eylemleri göze alması gerekecektir.Yaşanılan, yalnızca iç sorunlar için değil, en büyük gailemiz ve başımızı belası olan dış sorunlar için de bir bir zorunluk olarak karşımızdadır.
Her gün kü yeni duyarlıklarınız ve her şiirinizdeki yaptığınız toplumsal kurtuluş ve uyanışımızı hatırlatan vurgularınız için sizi içtenlikle kutluyorum değerli cesur aydın şairim GÜLÜNAY hanım. Kemal Polat
kempol tarafından 9/23/2012 9:25:07 PM zamanında düzenlenmiştir.
Sizdeki umut ve coşkuların, cesaretin ve en önemlisi de akılcı duyarlaığın taktirkarıyım. Yorumlarımda sergilediklerim umutsuzluk değil; gerçeklerdir, umutlu olmağa, dinamaik davranmağa, zorlayarak insanlarımızı uyanık tutmağa çalışmaktır. Gerçeği görüp ciddi algılamak, kayıpları sürekli hatırlatmak ve akılda tutmakla mümkündür. Kaybettiğimiz birçok değeri, bu farkındalığı sürekli yaşamadığımız için kaybediyoruz. Bu gün kü farkındasızlığımız ise: emin olunuz ve hiç unutmayınız ki bizi bu günlerdeki yaşadığımız hallere düşürdü. 1950 yılına kadar, Türk toplumu son derece dinamik bir toplumdu. Sebebi: Toplumu çağdaşlaşmaya, gelişmeye, dostunu - düşmanını tanımaya, hurafeden, batıldan, yanlış inançlardan kesinlikle uzak tutmaya, kesinlikle laik ve çoğulcu bir CUMHURİYET yönetimiyle yönetilmeye ve yönlendirmeye, var gücüyle çalışan bir hükmeti vardı. Bir tarım ülkesi oaln Türkiyenin kırklı ve ellili yıllarda nüfusu 18 milyodu. En ilkel şartlarda işlenen tarım ürünü Buğday üretimimiz Brezilyadan sonra dünyaya da 2. olarak OTUZ MİLYON TON du. (Bu bilgileri 45 - 50 yılları arasındaki ilk okul coğrafya kitaplarında da bulabilirsiniz.)
Bu Örneği, Türkiyenin hangi iktidarlar tarafından nereden, nereye getirildiğinin daha iyi görünüp bilinmesi için verdim.
Herşeye rağmen elbette umutvar olacağız. Çünkü bu ülke bizimdir. Bu CUMHURİYETİ mutlaka yaşatmalıyız. Geleceğimiz ve varlığımız cesartli olmağa, bu gerçeği hiç unutmamağa bağlıdır. Sabrınıza: Teşekkürler Gülünay şairim. Kemal polat
Değerli yorumunuza çok teşekkürler.. Yine de umutsuz olmamalıyız. Tahmin bile edemeyeceğimiz bir olay bu uyanışı sağlayabilir.
Umutsuzluğumuz bizi yönetiyoruz sananlara ve halkı aldatıyorum sanarak koltuklarına daha sıkı yapışanlara. Mutlak gerçek adalet ve düzen sağlanacak. Bu umudumu kaybetmek istemiyorum.
Ahlardan vahlardan öteye geçilecek, halk gerçek kimliğini bulacak. Çok mu iyimserim acaba?
Sizdeki umut ve coşkuların, cesaretin ve en önemlisi de akılcı duyarlaığın taktirkarıyım. Yorumlarımda sergilediklerim umutsuzluk değil; gerçeklerdir, umutlu olmağa, dinamaik davranmağa, zorlayarak insanlarımızı uyanık tutmağa çalışmaktır. Gerçeği görüp ciddi algılamak, kayıpları sürekli hatırlatmak ve akılda tutmakla mümkündür. Kaybettiğimiz birçok değeri, bu farkındalığı sürekli yaşamadığımız için kaybediyoruz. Bu gün kü farkındasızlığımız ise: emin olunuz ve hiç unutmayınız ki bizi bu günlerdeki yaşadığımız hallere düşürdü. 1950 yılına kadar, Türk toplumu son derece dinamik bir toplumdu. Sebebi: Toplumu çağdaşlaşmaya, gelişmeye, dostunu - düşmanını tanımaya, hurafeden, batıldan, yanlış inançlardan kesinlikle uzak tutmaya, kesinlikle laik ve çoğulcu bir CUMHURİYET yönetimiyle yönetilmeye ve yönlendirmeye, var gücüyle çalışan bir hükmeti vardı. Bir tarım ülkesi oaln Türkiyenin kırklı ve ellili yıllarda nüfusu 18 milyodu. En ilkel şartlarda işlenen tarım ürünü Buğday üretimimiz Brezilyadan sonra dünyaya da 2. olarak OTUZ MİLYON TON du. (Bu bilgileri 45 - 50 yılları arasındaki ilk okul coğrafya kitaplarında da bulabilirsiniz.)
Bu Örneği, Türkiyenin hangi iktidarlar tarafından nereden, nereye getirildiğinin daha iyi görünüp bilinmesi için verdim.
Herşeye rağmen elbette umutvar olacağız. Çünkü bu ülke bizimdir. Bu CUMHURİYETİ mutlaka yaşatmalıyız. Geleceğimiz ve varlığımız cesartli olmağa, bu gerçeği hiç unutmamağa bağlıdır. Sabrınıza: Teşekkürler Gülünay şairim. Kemal polat
Değerli yorumunuza çok teşekkürler.. Yine de umutsuz olmamalıyız. Tahmin bile edemeyeceğimiz bir olay bu uyanışı sağlayabilir.
Umutsuzluğumuz bizi yönetiyoruz sananlara ve halkı aldatıyorum sanarak koltuklarına daha sıkı yapışanlara. Mutlak gerçek adalet ve düzen sağlanacak. Bu umudumu kaybetmek istemiyorum.
Ahlardan vahlardan öteye geçilecek, halk gerçek kimliğini bulacak. Çok mu iyimserim acaba?
Seçkiye inancım azaldı, bahar aylarından beri bir şiirim bile seçkiye girmedi, hatta bu şiir seçkiye girer dediğim şiir böcek bile almadı, artın yanlı olduklarını düşünüyorum, hiç bilmediğim bu kişilerin..
Seçkiye inancım azaldı, bahar aylarından beri bir şiirim bile seçkiye girmedi, hatta bu şiir seçkiye girer dediğim şiir böcek bile almadı, artın yanlı olduklarını düşünüyorum, hiç bilmediğim bu kişilerin..
güz çiçekleri açmaya ürkek uçamayan, sendeleyen kelebek bir rüzgâr esse açacak gözlerini ilk su damlasında kabaran toprak gibi ya da bir yaprak kırıntıyı yuvaya taşıyan karınca örneğin halk harap olmuş yurdunu sırtında taşımaya hazır
birer birer söndürülürken vatan lâmbaları yaşanırken karartma günleri gözümüze baka baka söylenirken yalanlar sıkı tut ellerimi ellerini sıkı tut
iyi bak vatanın gözlerine
yine harikasın çok güzeldi dizelerin evet ne yazıkki karardı vatanımda geceler gibi günlerimiz saygım sevgimlesin
Karartma günleri revaçta Yaşa çok yaşa devletlum söz yetki karar süleymanda Uç uçabildiğin kadar, Karart karrta bildiği kadar Din iman adına Süleyman Unutma Senden büyük, Allah var yukarıda Közlenen cesur yüreğe saygılarımla * * * * *
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.