3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1992
Okunma

“Hani elleri vardır geceden;
Bir yüreğe dokunmamış yürekleri ıssız geçitlerin köhne yalnızlığında,
Elleri; ceplerinde ve soğuk
İfadesiz karanlıklarından ilmekli hislere
Ve duvarlara müptela vicdanlarından
Simitçi tezgâhlarına sağır sözcükler eken uçurtma düşmanlarının
Amansız çığırtkanlıkları dolanır zamanında duvağının.”
Sürerken yüzünün ana duasına
Tekbirlerinden çoğalan bereketin düştüğü avuçlarını
Nura kandırma kutsallığının çilesinde
Deli bir hengâmenin hegemonyalaşan dudaklarını,
Sana vefasız dediler İstanbul;
Ürkütüp yazgılarının mavi bestelerini taşıyan kanatlarını
Çocuk düşleri martılarının bir gün bir bisiklet getirecek ufuklarını.
Bilmez kadrini iklim ötesi yangınına yad,
Bab-ı Ebed rayihasında dağlanmayan susuzlukta ad.
Yufkaydı rıhtımlarında gül yıkayan şairlerin kalemi
Aşka mürekkep diyarlardan yeminler taşıyan varoşların ıssız sevinçleri
Ve yakamoz bakışlı sevgili nazeninliğinde sen, umudun payitahtı!
Felaha ezandır ömrümde ellerinin değen yerleri.
Riyakâr ayar altın kafeslerin ardındaki yüzlerden,
Cilalı kâğıtlara sarmalanan hasedin gözlerini kaldır makberlerinden.
Düşerken bir yıldızdan bin garibin kederine merhametinin türküsü
Atiye perde bulutlarca bir lisandan
Sana karanlık dediler İstanbul;
Uzayan gölgeleri ısıtmamış hiçbir gülün çiy’ini
Yıldırmamış nefesleri ölümün ensesini, şekilsiz simalar.
Anka yolunda devrilen Menatlar’ın alfabesinden dokunan masaldı
Semanda pervanelerin raksı ve güvercin aklığından bahtların aydınlığı
Bu devran; iki cihan, iki can ve canan, Nebi’den Mehmet’e ipekten armağan
Yedi tepe şahitliğinde yedi ferman, yedi göğe yedi çağı kaldıran…
Çek sürmelerini ömürler üzerine, tanımlansın aşk
Avdetine adaklar kutsansın
Kutsansın dünya,
Senin kadar şiir olmadı hiçbir şehir
Ve hiçbir sevgilinin gülümsemesine seninki kadar adanmadı can.
/Şiirimin doğmasına İstanbul sevdasıyla vesile olan ve yüreğinin objektifiyle şiirimi tamamlayan Sevgili Seçil Nimet Kandemir Yozgatlıya sonsuz teşekkürlerimi sunarım./
28.07.2012
5.0
100% (8)