1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
234
Okunma

Eskiden de dinlerdim bu şarkıları
Gizli notaları vardı, kaybolmuş
Düşerdi telaşımın incelen yerlerine
Gramofon benmişim gibi, ömrümden çınlardı nağmeler
Ezgilerinde biz vardık...
Kaybetme kokuluydu çayların buğusu
Usul usul karışırdı bardaklar
Demleyenin, içenin hüznü, sevinci,
Kederiydi her yudum
Aslında kendimiz, kendimizi içerdik...
Yine zamansız geçiyor yedi buçuk treni
Sıradanlaştı her yolcu ve tüm rötarlar…
Götürmüyor rayların türküsü hiçbir yere
Çocuklar koşmuyor hiçbir istasyonda
Bir yere varmak, fotoğraflarda
En son… Ne zamandı...
Ne zaman dünden esse rüzgâr,
Yüreğimizden başlıyoruz üşümeye
Bugüne ait iklimi tahmin edemiyor meteoroloji
Bütün günler dünden rüzgârlı...
Her saat, durağan bir kayıtsızlık
Yüzler, telefonlara tanımlı
Telefonlar asitli bir sağanağa;
Şiire düşman...
Sahte kimlik taşıyan zanlı aceleciliği
Dokunmamıştı şehre
İnsan tüketmek yoktu eskiden
Birçok şeye açtı
Kalbe değildi hiçbir sokak,
Kalabalığın peydahladığı yalnızlıklar
Henüz ağlamamıştı...
Ben hâlâ bizim bakkala gidiyorum
Raflar çoğalıyor, sakızlar, şekerler çeşit çeşit
Gripin veriyor bildiği ağrılarımı dindirmeye Osman Amca
Bir sigara yazdırıyorum deftere
Bir kaç satır çocukluğumu…
İçime çekiyorum kokusundan anıları
Ve çıkıyorum amansız bir yaşama gayretine
Herkes gibi...biz gibi...
Bir şarkı, uzaklardan
Motor seslerinin cinayetine inat
Ve değmeden hiçbir yeniye
Yankılanıyor kalpte;
Uykum firari, gecem firari
Ben firari bu saatte...
Şubat-2025
5.0
100% (2)