30
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
2286
Okunma
Yıkılası düzeni yaratan cürmün ile
Göz sana aldandıkça nesli çoğaldı kazın.
Yolduğun akılları, doldurdukça zembile
Güneşi de gölgeler, gölgesi sihirbazın.
Hangi çağın ürünü, dağa atfettiğin kar?
Çok mu kalın kızarmaz, suratını örten zar?
Nerelerde saklanmış, alnından süzülen ar?
Zahmet olur yüzüne tükürsen de cambazın.
Hangi sözle anılan ahfadın ezelisin?
Söyle; hangi yanılan güruhun gazelisin?
Teli altın sanılan simlerle bezelisin
Sözünü dinledikçe, galebe çalar sazın.
Kimleri zengin etmiş; kaz kaldıran döneri
Kimler baştacı eder; gösterdiği hüneri?
Akla zarar verse de getirdiği öneri
Tıkılmazsa borusu; ötecek hokkabazın.
--
Gözünüzü dört açın, cambazlar aramızda
Söz sırasına girdik, gelmiyor sıramız da
Ağlamaktan nemlendi, yanmıyor çıramız da
İçine tüküreyim, yürek sızlatan hazın.
Eli uzun, ayaklar; sanırsın ki kırkayak
Tek yürekten bahseder, sorarlar bu ne ayak?
Dokuz canlı canavar, onuncu köye kıyak
Sıcaktan haberi yok, yürek üşütür yazın.
Dilini çıkarınca, kıskanır salkım söğüt
Niyeti bozuk yılan, köftehorca her öğüt
Salyangoz satar gezer, işi gücü üçkağıt
Bu gidişle sahnede suyu çıkacak cazın.
Uyanık hinoğluhin, içi dışı hep riya
Hayaller çarşısında, gerçeği satar güya
Bilmez ki; fodul kafa, ateşi yakar ziya
Silâhın kurusıkı, çakalla gezer tazın.
15 temmuz 2012
trabzon
5.0
100% (20)