15
Yorum
24
Beğeni
4,8
Puan
2249
Okunma

28
Bazen Sondan Bir Önceki Harfle Başlar Yaşam
griden türeme bir maviliğin yeniliği bu
kokla sözcükleri –onları tanımla
zordur elbet kendin olmak onca zaman sonra
kaybetmişsen çünkü
içindeki bütün büyülü sözcükleri sözgelimi
ve dahi imgelemini
ciddi meseledir bu kez çekebilmek
hiç parmaksız ve ürkmeden
/ zamanın kıldan ince pimini...
6
A’den Yansıyanlar
karanlığın bilinmezliğiydi galiba –emin değilim
ya da ışığın bereketten doğan merhametsizliği
iki ihtimal vardı yalnızca –bak buna eminim
ya simetrideki çatlaktan sızmıştın içime
ya da gündüzü yok gecesi bilmece birer düştük sadece
sen saçlarından ibarettin
bense henüz saçlarım bile değildim
sanırım bir korku oyununda dekordum senin için
ya da sunni bir çim parçası –yahut parçalanmış otomobil lastiği
vücudunun karanlığın iklimine dokunduğu noktada
dokunmuştum hayatına –hatırla
bizi birbirimize çeken bir şeyler vardı melodinin bilinmezliğinde
sahne ışıkları kırmızı da olabilirdi kırmızısızlık da
dört kişiydiler sanırım –ya da beş
notalar bu kadar kötü kokmasa
ya da gürültüden ürken baykuşlar çiğliğimizi anlayışla karşılasa
kelimelerle konuşana atılabilirdi bütün suç –kefilim
tek çığıran kelimelerle konuşan değildi oysa
güleç bir yüz daha vardı tehlikenin tam ortasında
tüm sesleri bastırarak sessizce çığıran
bir adet dinamit mucidi tipli alafranga oğlan
gözlerini saçlarından alamayan –ki muhtemeldir
saçlarının semavi müjdesinden bihaber olan
gözleri iri hafif tombulca ve kabul –yakışıklı çokça
tek boyutluluğa indirgenen diğer görüntüler sonra
iki erkek dört kadın altı dost
ve aniden elime uzanan elin
dilindeyken harflerden yirmi sekizin öncülük ettiği ismin
iki ihtimal vardı sadece –hiç olmadığım kadar eminim
geceyi susturan bir merhaba da olabilirdi sesin
yeniden doğuşla son bulacak bir berhava oluş da
/ karar senin…
15
Ş’nin Büyüsü
iki ihtimal vardı yalnızca
ya sahnedeki aşk melodisine karışan iç sesimiz
ya da zihinlerimizdeki yolculuk melodisiydi
baykuşların ölümcül korkusunu depreştiren –eminim
soluklanmıştık kâbusa dönüşmek üzereyken gece
hani bir sokak arası lokantasında
hüzünlü tutsak öykülerimizden bahsedebilme hevesiyle
üç masayı çevreleyen dokuz sandalyeydik
ya da dokuz sandalyeyi dolduran yedi kalp ve iki boşluk
ışıktan ibarettin sen
bense henüz sözü edilebilecek kadar bile yoktum
altı küçük gözüyle seni seyreden önemsiz bir tuzluktum belki
ya da sabırla yenmeyi bekleyen vakur bir marul
yaşamımıza makul bir gerekçe arayışımızdan –ve niçinlerimizden
ya da arada bir düşlediğimiz ölümümüzden söz edecektik belli ki
olmadı çünkülerimizden -emin değilim
elimizdekiler sadece gerçeği yansıtmaktan uzak hatıralar
ve birkaç kırık dökük varsayımdan ibaret –affet
oysa halen aklımda griden türeyen gözlerin
ışıkta mavileşmiş miydiler sahi
tıpkı gündüz vakti bulutsuz duru bir göğün yüzü misali –mavi
ki an meseleseydi grinin geri dönmesi
bir erik çekirdeğinin çimlerle buluşmasından tut da
adını çoktan unuttuğumuz ya da hiçbir zaman bilmediğimiz
bir ağacın yapraklarına dokunmaya değin götür işi
öyle değişken öyle gri ve öyle maviydi ki çünkü gözlerin –abartmıyorum
yaşıyor olduğuma inansam
/ ölebilirdim…
5
A’da Kalanlar
duyduğum son sözcük paraşüttü sanırım
ya da ben öyle sanmıştım
gözlerinin ait olduğu yere gidişiydi aklımdaki metafor
bir acayipti çünkü gökyüzü
yağmurluyken gri-güneşliyken maviydi sözgelimi
geceleri siyahlaşırdı
ki inkâr edilemez bir gerçekti –siyah geceye yakışırdı
göğün gözlerine yakışması gibi tıpkı
ki inkâra gerek yok –siyah halini görmemiştim gözlerinin hiç
merak ettiğim tek şey gökyüzünü gözlerine nasıl sığdırdığındı
ve bir de gözlerine hangisinin daha çok yakıştığı
hüzünlü gri mi –yoksa hüzünlü griden türeyen büyülü mavi mi
ki ben halen yoktum
sense artık anlatılamayacak kadar çoktun
tarihi başa sarmak için kullanabilirdik birbirimizi
sana saniyelerin bin yıllara evrilişini ve dinozorların ölümünü
sana yağmurun öyküsünü ve ilk hüznü anlatırdım
sana buzul çağında yaşamı ve kayıp kıtaları
sana tek hücreli canlıları ve ilk aşkı sorardım
girmeseydi eğer paraşüt sözcüğü rüyalarımıza
sana en tuhaf oyunumu –kendimi oynardım
ama ben kendime yaklaştıkça sen uzaklaşıyordun
bir adam vardı her minik adımının ardında
korkunç bir deve dönüşüyordu sen adım attıkça
ne çok isterdim –lütfen anla
bir kez olsun kendimden sıyrılıp soyunabilmeyi kahramanlığa
ama sıradan adamların işi değildi kahramanlık
ejderhalara savaş açılamazdı gerçek hayatta
bu yüzden mi susmuştum –emin değilim
bildiğim tek şey masalın yaşama
gözlerininse gözlerime karıştığıydı
bu yüzden ölememiştim belki de
bir kerecik olsun dokunabilsin diye bu yok eller
griden türeyen mavinin
/ sonsuzluğuna…
16
Ve Bazen İlk Harfle Son Bulur Ölüm
griden türeme bir maviliğin esrikliği bu
dokun sözcüklere –onları tanımla
zordur elbet kendin olmak onca zaman sonra
yitirmişsen çünkü
içindeki bütün büyülü hayalleri sözgelimi
ve dahi düşlemini
ciddi meseledir bu kez söyleyebilmek
hiç sözcüksüz ve titremeden
/ nesnesi açık-öznesi gizil o tümceyi…
5.0
96% (25)
1.0
4% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.