73
Yorum
71
Beğeni
5,0
Puan
5483
Okunma


Takvimler hep eylülü gösterirken yüreğimde
Gecenin kör bir vakti
Uykusuzluk sararken beynimi sarmaşık gibi
Ruhumun tenha tünellerine devrilirken gün
İçimdeki yaralı çocuğun özünden sesleniyorum
Geceyi dolduran karanlık var içimde
Bir de payıma düşmeyen saadet
Depremler geçmiş üzerimden
Enkazı kalmış ardında
Uçsuz bucaksız hüzn-ü okyanusta
Mazinin avlusunda alabora düşler
Toz duman etmiş ilkbahar yoksulu gözlerimi
Şimdilerde;
Bir garip haller var avuçlarımda
Ezber bozan tuzaklarda
S-inerken c-ana suslar
Yüreğin nabzı s ağırlıkla atıyor kalemde
Biraz sen
Biraz ben
Biraz biz onlar...
Sesler işitiyorum sesler!
Uzakta-yakın
Yabancı tanımadık
Bir o kadar da aşina
Duyuyor musun?
Dinle...
Dışarda ağlıyor gök
Ah!
Anlamıyor ki pencereler yağmuru
"Karıncalar ağustosu götürdüğünden beri"
Üşüyor haziran
U-mutsuzluğa vuruyor saat
Gözlerim düşüyor
Güneşin battığı yere
Akşamlarımın sabahı yok
Kimin umurunda!
Boşver!
Düşünme şimdi bunları
Caddeler de hep uykusuzdur
Kalabalıktaki yalnızlardandır.
Bu kavanoz dipli hayatta;
"Mezarlıktakilerin pişman oldukları şeyler için dünyadakiler birbirini kırıp geçiriyor”
Boşver...
Hadi!
Topla düşlerini
Ört imansız amansız tüm acıların üstünü
İndir güneşi dağın yamacından
Kondur tebessümü g-özünün kıyılarına
Tek sen gülümse
O zaman
Ölmek yok bana An/kara da.
5.0
100% (107)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.