19
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
2748
Okunma
Çalınan babaların kızlarına…
gidişi erken bir babanın çalınmış yüreğinden sızan öğütler bunlar yavrum
unutma babanı en kara günlerde bile, hatırla umut için var olanı
çünkü ben ölüme beş kala bile seni hatırladım yavrum
ellerimin toprağa ektiği son fide say, darağacında ince yağlı bir urganda,
çiseleyen gökyüzüne dikilmiş gözlerimle, rüzgar estikçe savrulan bedenimi.
öyle sessiz öldüm sanma sakın, bu yürek yine gümbürdeyerek gitti…
ellerimi unutma yavrum, arkadan bağlı olmasaydılar eğer
bir zafer kuşu yapardım sana onlardan, gelir konardı göğsüne
onlar hep korkmuşlardır göğüs kafesimizi sallayan gümbürtüden
kabus olmuştur son gülüşlerimiz onlara…
güneş gülüşlü kızım benim, ne çok korkuttun dünyayı kahkahanla
düşüne çizdim ben ellerimi mavi upuzun bir tarlada, özgür bir uçurtma gibi
sımsıkı tut onları, tut ki dirensin rüzgara, başı dik yükselsin
hiçbir şeyden saklanma yavrum, saklambaç oynamıyorsan eğer
salıncaklar üzerinde, çığlık çığlığa bir sevinç gibi yaşa hayatı
sevgi büyüt yarınlara, dostluk büyüt, kavga büyüt, umut büyüt
en sarsılmaz surlara çiçek ek umutla, inançla sula onu yavrum
gör bak nasıl yıkılacak taşlar…
yılma, ömür kat yarınlara kızım yüzünü görmediğin uzak insanlar için
nazlı bir türkü gibi büyüt çocuklarını, başkaların yavruları için endişelen
ne güzeldir’ insanın insana yanması’…
unutma sözlerimi, hatıralarını yakma, sarıl dostlarına sımsıcak bir battaniye gibi
ellerinden tut insanların, son lokmanı bile paylaş ve sev alabildiğine yüreğinin
aşk birden girer yüreğine insanın, korkma mayasıdır birazda kavganın
demle koyulaştır rengini, olgun meyveler gibi sun sevgiliye sevgini
yürü doğru bildiğine, inatla asıl hayata, sert adımlarla yürü…
mezarıma ilk çiçeğini bıraktığın gün anla, hayatın eksikliği kapatılsın diyedir eksikliğim
hayatında bıraktığım bütün eksiklikler için üzülme
ve daha coşkulu ol o büyük günde, yüksek sesle haykır diyetini
çünkü ben…
bir tek gülüşünü bile söylemedim onlara, saklımda götürdüm
gözbebeklerinde dünyayla bir küçük kız yüzünü
ne yazık ki bizim çok sırrımız olmadı yavrum, yalnız iki tane.
biri gizlime aldığım seni ölüme beş kala, diğeri de…
saklambaç oynarken
en güvenilir yerin perdenin arkasında, seni ele veren arkadaşın değildi,
o masumdur, o affedilmez suçlu
ayaklarındı!
senden çaldıklarım için özür dilemiyorum yavrum
bir halk ödünç aldı beni senden, gelince o güneşli güne
haykıran türkülerle, inançlı adımlarla gelince
kucaklaşınca insanlar, bitince savaş, yitince zulüm
herkesin evine sıcak ekmek ve umut gelince çiçekli bahçeler gibi
emektar elleriyle geri verirler sana beni
hoşça kal yavrum…
Kubilay Yıldız