8
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1538
Okunma
Işıklar sönüp de, yumuşak bir yatağa girince kadın, artık onun sesidir yaşamak. Ta ki erkek umursamadan kalkıp gidene kadar...
Kartvizitin hazır hanımefendi
Sevdiğinin modası çoktan geçti.
Çok sevdiğinden belli,
Çok sesli bir deli,
O adam ben de bir deli, bir deli gibi bende ki o hali!
Geleceğim dedi.
Belki de bu gece yeniden ikinci özrüme,
Bekliyor olacağım buluşmak istediğin o vakitte,
Çok sevdiğin halde seni kıran o adam bunları dedi.
Çıkmaz sokaklardan kaybolup varınca bir mezarlığa
Susmak içindi, teninle kavgalarda sevişmek isteği.
Bütün elbiselerinden soyunup en beyazlığın da
Bitmemiş şarkıları tüttürecekti kaldırım taşlarında.
Deniz kokusu rüzgârla sevişirken dörtnala el ele
Pantolonun kuşağı olacaktı ellerinde lisansız kederi.
Kırılacak özlemine ait masum yorgunluğunda aynı besteyi
Bir tende iki sokak açılmış zehirli geçmişine banarken,
Son bir papatyayı daha koparıp pembe dudaklarından
İçmesi haram olacak bir şerbeti kefaretine getirecekti.
Çok sevdiğinden belliydi,
Sustu bir ara,
Yüreğin onu daha çok sevdi.
Sana hiç tatmadığın hediyeni getirmişken,
Aylardan Ekim;
Belki de Şubat’ın on ikisi!
Üşüyeceksin dedi deniz aşımı kendi bilgeliğinde,
Mösyö bilmem kimin beslemesi.
Koynunu açıverdi hırçın bir dalgada,
Sihirlendi hiç umulmadık bir anda martı sesleri.
Tınısı tanıdık bir aşk çalarken gitarın telleri
Birkaç adım sonra intiharına kanıttı tek bestesi.
Vurdunuz uzun soluklu masallarda kadehleri
Uzun vurdumduymazlıklar kentinde açıldı rengi.
Yine aynı nedensizlik oldu sende ki elemi,
Çiçeklerden hiç de anlamazdı beyni.
Bir zaman mimoza getirdi,
Diğer zaman anlamsız kır çiçekleri.
Evlenmek değildi maksadı,
Sadece gönül eğlendirdi.
Hep aynı masala göç etti,
Ayrılıklar arda kalan tek sebepti.
Dizinin titremesinde boşalan,
Sivrisineğin esrikliğinde,
Sana son bir şiir daha besteledi.
Eline aldı gitarı;
Birkaç öksürük,
Biraz kömür dumanı,
Azıcık nikotin,
Kulağında vızır vızır sesleri,
Karbon aşısında,
Zifir tadında son şiiri:
’Uzaktan sevmek olacak adı, uzaktan ve kanatarak
Yakarken acı bir tütünü ellerim titrek serçe gibi
Issız kentler boşaltacağım ucu yırtık yüreğini
Duvarlarını boyanacak pencere kenarından
Gün ışığına birkaç adım sonra dilenirken hep tutsak
Susturacağım günahkâr ellerimle yüreğinin derdini
Daha büyüyeceksin yarım kalışlarının ardından
Dua eder gibi bulutlar dağılacak gözlerinin yuvasından
Umutları süzerken yüreğimin sebilinden sevgini’
Bir şarkı daha söyleyeceğim dedi,
Sen çoktan uyumuştun dizlerinde.
Sesi kadar kötü çaldığı gitarı koydu yanına,
Son bir sigara kalmıştı kahve falında,
Bakmaya kıyamadı tükettiği aşkında.
Gitmesini istemiyordun,
Üşüyordu tenin, her yerin.
Dikleşti iki kumru misali göğsün,
Sivrildi dilinden yolcu umutların,
Son durağa varırcasına ayaktaydı deli.
Bir pencere daha açtı,
Vantilatör dünden özürlüydü.
Sivrisinekçe ısırdı tenini,
Sevdiği çok belliydi,
Azıcık pembelerin mora dönüverdi.
’Ah!’ dedi fısıldar gibi irkilişin,
Kimliksiz bir acıya direndi dudakları,
Aradığını bulmamış bir zevkti öpüşleri.
Dudağında birikti bir günah şiiri,
Açtığı pencereye yönelip,
Hepsini sokağına devretti.
Kartvizitini koyup abajur kenarına,
Giydi güneşlik elbisesini.
Uyuyordun soyunuk,
Uyuyordun upuzun,
Uyuyordun...
Gözlerini açtığında gitmişti çoktan.
Aşklar çoktan kirlenip,
Kapılar ince sazlarda çekilip,
Ağlayışlar sana emanet edilmişti.
Sen kadındın,
Bu hikâyeyi çok sevdiğinden
Çok defa okumayı sevdin.
Bir sigarada sen yakıverdin ardından,
Şarkın çalıyordu kırık dökük gençliğinden.
Ne bir daha arayan oldu gidenlerden,
Ne de çığlığını sevgisiyle susturuveren…
5.0
100% (8)