3
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1017
Okunma
bu şiirde bir şehir ol bana.
tramvayı, vapurları istemem, köprü ve kuleleri de, sadece sen ol içinde
sen bu şiirde, bir şehir ol bana
ister dağların doruğu düzlerin ortasında, istersen denizlerin kıyısında
mitolojinin haritasız çağlarında da olabilir, geleceğin yüzyıllarında da
karanlık gecelerin yarısında, yeni doğmuş ay misali dolunaya yürüsün
aşkımız aşk kokulu sokaklarında, sarmaşıklar gibi yürüsün de büyüsün
bu şehirde bir şiir ol bana.
çocuksu manzumeler, masal ve roman gibi, her satırı seni yazsın yeter ki
sen bu şehirde, bir şiir ol bana
yazdığım her dize bir resmini çizsin, kartpostallarındaki manzaralarına
sokak tabelalarına ve kapı numaraları, yani nereyi boş bulursam oraya
gözyaşlarını alıp gözlerinden, yağmur damlalarına hece-hece anlatacak
bereketi güneş renkli başak olup, her sabah yüreğine yeniden doğacak
...
şimdi yaşa seni, oku seni.
doğurduğun bir şehirde nasıl şiir oldun, hiç inanmıyor olsan da gör seni
sen şimdi yaşa seni, oku seni, gör beni
gecesi eksik günü yarım boş sahiller ya da dorukların yaban çiçeklerinde
bütün zamanların kristali oldun ve yıldız gibi doldun, içi boş şişenin içine
sonra bir masal cini çıkıp geldi ve o şişeyi benim seni sevdiğim gibi sevdi
kapağını patlatıp içinden çıkartmak için seni, dünyayı doğuran güneş gibi
oysa şişeden çıkacak olan belki bendim, sen zamanın en doğru saatiydin
belki ikimizde değil zamanın kendisiydi, sen yaşanmamış şehrin şiiriydin
tramvaydan inip vapura koşuyorduk, köprüler üstü ve kulelerin arasında
bir çocuk manzumesinde çarpışacaktık, yağmur sonrası gökkuşağı altında
haydi sar beni şimdi, öp beni.
bak gökkuşağını aldı saçının rengi, buna şiir yazılmaz mı, ver kağıdı- kalemi.
Cevat Çeştepe
5.0
100% (7)