9
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1804
Okunma

kaçak geçtim akşamın sınırından
düş asmalarından kopardım bir salkım şaraplık sözü
ruhun da duymadı
ruhbanın da;
iyi bilirim mülteci sıkıntısını
sığıntı olur adam bilmediği el diline
ve de kendine…
elin el ellerini ısıtırken yaban sahilde
bakışlarını başkasına kırparken kirpiklerin
tek koruk tanesi yeter sarhoş gezmeme…
bilmelisin
meyhanesini göğsünde taşır gidenler
gayrı yüzümü göremez üzüm karası gözlerin
bağ da senin olsun
bahçe de!
gecenin boş salonunda yürüyorum artık
loş duvarlarda yankılanıyor ayak seslerim
bir elim cebimde
diğerinde sihirli değnek…
üzerimde yağmurlu frakla çıkıyorum sahneye
ardımda rüzgâr
ve kiraz ağacı
ve söğüt..
ve deniz dalgası bir yanımdayken
buz ayazla
poyraz bekliyor işretimi
bir de yıldız.
terim kanıma karışıyor rüzgârın ilk çığlığında
birden inliyor düşen yapraklar
kırılıyor dalgaların vurduğu her yer
donduruyor ayaz ıslığı
poyraz söküyor tenimi benden…
dinliyorum kendimi…
eğer öldürmezsem içimdeki maestroyu
asla bitmeyecek bu fırtına konçertosu!
ö.n
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.